Hoşgeldin!
Sizi görmekten çok mutluyuz! Şimdi giriş yapın, arkadaşlarınızla yeniden bağlantı kurun, en son güncellemeleri takip edin ve Mokita'nın dünyasına dalın...
Bir insanın düşüncelerini gerçekten kim şekillendirir? Okuduğu kitaplar mı, yaşadığı deneyimler mi, karşılaştığı insanlar mı, yoksa günün büyük bölümünü geçirdiği dijital platformlar mı? Daha da önemlisi, bugün bir fikri değiştirmek gerçekten yeni bir kanıtla karşılaşmanın doğal sonucu mudur, yoksa giderek kutuplaşan kamusal tartışma ortamında neredeyse imkânsız hâle gelen entelektüel bir cesaret gösterisi mi? Dünyanın en […]
Bir Roman Ortalama Kaç Cümleyle Yazılıyordur? Elbette nokta atışı bir hesap yapmak mümkün değil. Genel kabule göre roman hacmi 45k kelimeden başlar ve ortalama 10-15 kelimelik cümlelerle yazılır; bu da yaklaşık 4500 cümle demektir. Yüz binlerle kelimelik romanları artık siz düşünün. Peki 1 cümleyle roman yazılabilir mi? 1 cümle derken noktalama işaretsiz bilinç akışı pasajlardan […]
Pulitzer ödülünü tek cümlelik bir roman kazandı! Tek cümlelik bir roman yazmak mümkün mü? Daniel Kraus, Angel Down adlı eseriyle bunun yalnızca mümkün olmadığını, aynı zamanda edebi bir şekilde işlenip, kullanılabileceğini gösteriyor… Pulitzer ödülünü kazanan bu eser, Birinci Dünya Savaşı’nı konu alırken, alışılmış anlatı kalıplarını kıran yapısı ise en dikkat çekici özelliklerinden biri haline geliyor. Roman, […]
Şüphesiz ki günümüzde edebiyat ve teknoloji ilişkisi önemli bir konu. Çünkü teknoloji gelişiyor ve edebiyat diye bir şey var ve aynı zamanda teknoloji çağındayız. Değişen onca şey arasında insan gibi hissedecek bir şeyler arayarak koca bir ömür geçiriyoruz. Hatıralarımız uçucu ve tukmak için verdiğimiz çabalar boşuna. Değişen bu pratikler sonucu bir çok şey kendini yeni […]
Bu ülkenin en büyük problemi; toplumcu tanrıların, insan içinde yaşama lütfunu göstermiş olmasıdır. Mesela benim tanıdığım ilk tanrı ilkokul öğretmenimdi ve “e” harfini düz yazamadığım için suratıma bir tokat vurarak beni cennetten kovdu. Dinen ve yasalarca haklıydı; ters “e” üçe benziyordu sonuçta ve 3 sayısı toplumca grup seks olarak algılanabilirdi, bu da ahlakın çöküşü demekti. […]
Fareler ve İnsanlar kitabını eminim ki pek çoğumuz duymuş ve okumuştur. Ancak hangimiz, anlatılan kurgunun trajik olayının ardında verilmek istenen mesaja gerçekten baktı? Elbette hikâyede Lennie’nin, arkadaşının elinden ölümü odağımıza yerleşiyor. Fakat Steinbeck bu kurguda yalnızca basit bir trajedi anlatmıyor. Hikâyeyi çevreleyen karakterleri incelediğimizde, her birinin belirli eksikliklerle tanımlandığını ve toplum tarafından bir kenara itilmiş […]
Dönüp dolaşmak için özellikle çıktığım yolda gezerken sokak sokak, karşıma çıkan herkesi öldürmek hayalleri kuruyorum. Öfkeliyim ama bilmiyorum. Bir iki tıksırma ve öğürme anlarının geriye dönülemez hataların pişmanlıklarıyla bile bile devam ediyorum. Bunca alkolü, otu ve muhtelif plastiği bünyemin kaldırmasına şaşırıyorum. Neden ölüp gitmediğime dair hiçbir fikrim yok. Bilmiyorum her şey rölanti. Arapla geziyorum, güzel, […]
Beat Kuşağı özellikle 50 ve 60’lı yıllarda faaliyet gösteren, Amerikan edebiyatının ve kültürünün önemli hareketlerinden biridir. Bir çok edebiyat akımının aksine, kuramsallaşmaya müsait estetik iddialardan ziyade var olanı paramparça etmeyi hedefleyen ve asıl bu tutumu bir tanım haline getiren kuşak, özellikle 1929 buhranının parçaladığı sosyolojik yapının bir sonucu olarak karşımıza çıkarr. Bu yazıda bu hareketi […]
Tanıdığım ilk punkçı dedemdi. Ön cebinde daima bir dolma kalem taşıdığı, kısa kollu kareli gömleği ve tepesi dökülmüş, arkası çekiçli kafasına şap şap vurup “Aydede” diye gülüşmelerimizi her anımsadığımda bu aklıma gelir. Avdan diye çorak bir köyde, babadan kalma tek gözlü kerpiç kulübede gözlerini açtığı an hayatı hep bir kaç sıfır geriden takip etmişti. Ben […]
Reşat Nuri Güntekin’in 1930’da yayınladığı Yaprak Dökümü romanı, döneminde yakaladığı okunurluğu bir yüzyıl sonra bile devam ettiriyor. Bu durumun nedeni elbette yalnzca Reşat Nuri’nin edebi yeteneği ve dönemin sosyo-kültürel yapısını iyi yansıtmış olmasından kaynaklı değil, Eserdeki karakterlerin birer dönem aynası olmasının dışında evrensel insana yakınlaşmış olmasıdır. Yayınlandığı dönemin yanı sıra günümüzde dahi eserdeki karakterler bize […]
Mühim olan okumak değildir, önemli olan yeniden okumaktır. Jorge Luis Borges Bir hakikat şehidi ya da dürüstlük timsali olarak Meursault, hiç şüphesiz XX. yüzyılın en çarpıcı roman karakteri olarak kabul edilebilir. Albert Camus, bu romanını yayımlayana kadar pek tanınmış bir yazar değildi. Eser Paris’in Naziler tarafından işgali sırasında basılmış ve edebiyat dünyasına bomba gibi düşmüş […]
Filler ve karıncalar. Ezenler ve ezilenler… Yaşar Kemal’in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı eseri, zulmün karanlık yüzünü olduğu haliyle açığa çıkarır. Güçlü olmak, azınlığın —ya da daha doğrusu azınlık gibi gösterilen çoğunluğun— baskı altında yaşatılmasını meşru kılar mı? Hobbes’un Leviathan’da vurguladığı gibi, “insan insanın kurdudur” (Lat. homo homini lupus est) argümanı doğru […]
Samed Behrengi’nin en bilinen masallarından olan Küçük Kara Balık, üzerinde fikir yürütülmesine müsaade eden yapısıyla hem çocukların hem yetişkinlerin ilgisini çekmiş bir yapıya sahiptir. Yazarının şüpheli ölümünün, kitabın sonuna benzer bir biçimde gerçekleşmesi ve İran’da kitabın hala yasaklı olması masalın üzerinde durduğu konuların hala güncel olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu durum masalı okuyanlarda da farklı biçimlerde […]
Bu yazımda Nassos Vakalis’in Dinner For Few kısa animasyon filmini senaryo ve hikaye yönünden inceleyerek, politikanın estetiğe dönüştürülmesini gözlemlemeye çalışacağım. Sanat ve politikanın ve hatta felsefenin birbirine geçtiği bu yapım aslında sosyal disiplinlerin birbirleriyle nasıl uyumla çalıştığını görmemize yardım edecek. DÜZEN BÖLÜMÜ: Hiçbir Şey Bilmiyoruz Bir sanat yapıtının en önemli kısmı onu deneyimlediğimiz ilk andır […]
Efendim merhabalar! Bu yazımda bir çok okurun başının belası olan bir konuyu açığa kavuşturmaya çalışacağım: Zor kitapların okunamama sorunu. Bu tarz listelerde bulunan kitapları şöyle bir karşımıza alıp baktığımızda bir takım ortak özellikleri olduğunu görüyoruz. Mesela bir çoğu ya Modernist ya da Postmodernist metin, veya (öyle olmasa bile) deneysel ve mevcut geleneği parçalama girişimi sonucu […]
Efendim Merhabalar! Okuma alışkanlıklarınızı tekdüze tempoda tutmak okuma veriminizin düşüşüyle daima doğru orantılıdır. Özellikle disiplinler ve türler arası okuma yapmanın önemini bu tarz konular açıldığında vurgulamadan edemem. Konuya edebiyat penceresinden baktığımızda uzun yüzyıllardır ana akım edebiyat türünün roman olduğunu görüyoruz. Durumun böyle olmasının hem iktisadi hem de tarihsel bir çok nedeni var belki ileride bir […]
Her sene mutlaka çıkan “En bilmem ne kitap listesi” furyasını büyük medya ve yayın kuruluşları, kültür propagandası veya satış amacıyla hemen her sene karşımıza çıkarıyor. Doğrusu bu listelere pek itibarım olmasa da girip incelemeyi seviyorum. Gariptir ne zaman böyle bir liste görsem, berbat bir kitabın arka kapak yazısında Stephen King yazısı görmüş gibi yüzümü ekşitiveriyorum. […]
Arabayı görmedi. O da onu görmemiş olacak ki az kalsın çarpıyordu. Arabayı görmediği gibi sokak lambasındaki martıyı, kedinin ağzındaki tavuk budunu, yanından geçen güzel kızı da görmedi. O görmese de martı da kedi de güzel kız da onu görmüştü. Hepsinin de ilk tepkisi kaşlarını kaldırmak oldu. Martının kaşı olmasa da yine de öyle […]
Kulağa ilk başta garip geliyor değil mi? Mitolojik varlıkların, korkunç diyebileceğimiz betimlemelerin, komik olması gereken bir sanatta ne işi var diyoruz. Ama kültür tahmin ettiğimizden daha büyük ve şaşırtıcı bir yapı. Bana her daim büyülü gelmiştir. Gölge oyunu gibi geleneksel sanatlar toplumların kültür hafızasıdır ve doğru bir okuma şekliyle o toplumun korkularını, pratiklerini, ahlaki davranışlarını… […]
Yolgezer (The Wanderer) Şiiri Hakkında Eski İngiliz şiirlerinden The Wanderer, yani Türkçe çevirisiyle Yolgezer, bireyin yalnızlık deneyimini en yoğun şekilde aktaran metinlerden biridir. Anglo-Sakson kültürünün savaşçı ethosu ve topluluk merkezli yapısı düşünüldüğünde bir bireyin yalnız kalışı hem trajik hem de derin felsefi sonuçlar doğurur. Yalnızlık ve izolasyona sadece Yolgezer şiirinde değil, The Seafarer veya Wife’s Lament […]
The Eyes Have It DÜNYANIN, bir başka gezegenden gelen yaşam formları tarafından istila edildiğini öğrenmem tamamiyle bir tesadüf sonucu oldu. Yine de bununla ilgili hâlâ bir şey yapmadım, ne yapabileceğimi bilmiyorum. Hükûmete yazmış olsam da ahşap evlerin onarım ve bakımı hakkında bir broşür göndermekten başka bir şey yapmadılar. Neyse, her şey herkesin mâlumu zaten; bu […]
BİR GARİP TESADÜF Zabşed limanında karşılaştığı tüccar denizcilerle konuşup Kantoman’a en çabuk ulaşabileceği yolu öğrendi. Kantoman, kıtanın sınırında yer alıyordu ve dünyanın diğer ucuna en yakın yol Andolya’dan geçiyordu. Barlas düşündü, at ve deve üzerinde haftalarca yol tepecek zamanı yoktu. Bir tüccar gemisiyle anlaşıp Andolya’ya gitti. Ceplerinde tek bir altın parçası kalmadığı için Kızkarga geminin […]
Baba! Çok düşünceli görünüyorsun. Babaannemin yanından döndüğünde genelde daha iyi görürdüm seni. Kötü bir şey mi oldu? Annemin zihnini yapay zekaya aktarmak bir hata mıydı diye düşündüm ilk defa bugün. Bu bence her zaman var olacak bir şüphe. Seni bunca zaman sonra rahatsız eden şey nedir? Bir gün gelecek büyük ihtimalle sen de […]
Bu bir ağıt değildir Kendimden önce başkasını düşünmeliyim, çünkü ben olmayanlar kendilerini önemsiz hissedebilir. Sonuçta dünya bana ait değil, görmem gereken çok manzara var. İçine sıkıştırılmam gereken fotoğraf kareleri ve susmam gereken gürültüler… Hem de başkalarına ait olan. Hayatım önemsiz, kaldı ki çok fazla zamanım da kalmadı, altmış beşimde emekliyim. Ama ya ellimde ölürsem aynaya […]
Paul Valéry’nin Monsieur Teste‘si erken modernist novellalarda öncüsü olmayan bir eserdi. Klasik anlamda bir bilinç akışından ziyade bilincin kendisine dönük bu eser edebiyat tarihinin ürettiği en ilginç yaratığını-ucubesini ortaya koydu: Mösyö Teste. Mösyö Teste nedir? sorusu eser boyunca peşimizi bırakmaz. Bazıları onu bir vaka olarak görür. Evet, Valéry’nin Teste’si bir vakadır. Fakat bu vaka kavramı Teste’nin […]
YIKIM BAŞLATAN Taht, Andolya’nın ortasında kurulmuş, çevresi geniş arazilerle çevrili, birkaç yüz adımda bir asker kışlası ve kazılmış hendeklerle dolu korunaklı bir şehirdi. Barlas yakılmış evlere ve yanık ağaçlara bakıp eski hallerini hayal etmeye çalıştı. Yağmaların arasından erzak ve alet bulmaya çalışan insanları gördü. Birbirlerini izleyen huzursuz gözler, taşların arasında yenmeye değer bir şeyler ararken, […]
Sahte Tanrı Ağzında paslı metalik bir tatla gözlerini açtı. Sıkışık ve karanlık bir boşluğun içindeydi. Yılanlı Kuyu’nun kızıl gökyüzü ufak bir nokta gibi görünüyordu. Çamurlu su birikintisi üzerinde yüzen ufak yılanlar bacaklarına dokunduğunda irkildi. Boğazına kaçan tozu ve rutubeti atmak için öksürerek ayağa kalktı. Her öksürüşünde ciğerlerine saplanan acı nefesini kesiyordu. Kuyunun duvarları arasından sızan […]
Yalnız Başına Gece ve gündüzü artık saymayı bırakmıştı. Andolya’nın özenle döşenmiş taş yollarıyla çevrili şık kentlerinden, yeşilin her tonunun dans ettiği çeşit çeşit ormanlarına kadar her yere girip çıktı. Keskin kayalıklar üzerinde, uluyan kurtları dinleyerek geceledi. Buralar Kantoman’ın puslu düzlüklerine benzemiyordu. Andolya’nın masalsı gündüzleri daima kara kızıl gecelere dönüşürdü. Herkes birbirinden farklı görünüyordu. Bu yüzden […]
(Önceki bölümü okumak için tıklayın) ANDOLYA’NIN YOLUNDA Yuvalarından ayrılmak alışkın olmadıkları bir şey değildi. İçmek, tatlı han kızları, ufak tefek hırsızlıklar, avcılık numarası… tüm bunlar hayatlarının değişmez parçalarıydı. Her ne yaparlarsa yapsınlar, dönüp dolaşıp Kamanalarının kulübesine döner, bataklık gölde yıkanır ve bu döngü böyle devam ederdi. Hiçbir zaman nereye gittiklerini bilmedikleri bir yolculuğa çıkmadılar. İlger […]
(Hikayenin bir önceki bölümünü okumak için tıklayın) AĞLAYAN ORMAN Sessizlik çöktüğünde İlger kayanın arkasından çıkıp kulağını Barlas’ın dudaklarına dayadı, hala nefes alıyordu. Bir iki sarsıp uyandırmayı denedi ancak gözlerini açmıyordu. Çantasındaki çaput parçasını alıp dostunun alnındaki yarasına bastırdı. Bir yandan etrafına bakınıyor bir yandan da Barlas’ı uyandırmaya uğraşıyordu. Kollarından tutup kaldırmayı denemişti ama sıska […]
KANATLAR VE DİŞLER İlger, Kantomanlı kahramanların hikayelerini her okuduğunda, kendini onların yerine koyardı. Hikayeler içinde yüzerken bir Yark olduğunu unutur ve bazen de kahramanı Yark olarak hayal ederdi. Barlas’ın aksine, gözlerini açar açmaz yapmayı en sevdiği şey buydu. O daha çok uyumaya devam etmeyi tercih ederdi. Ancak bu sabah, rutinini gerçekleştiremeyecek kadar özel bir güne […]
İKİ YABANCI Birbirine kaynamış iki büyük dağın ortasındaki geçidin başında, yolcuların dinlenmesi için akıllı bir tüccar tarafından kurulmuş hanın girişinde bekleyen iki yabancı, ay ışığını sırtlarına alarak içeriye girdi. Suratlarına çarpan pişmiş kuzu eti ve her türden içki kokusuyla ciğerlerini yıkayıp birbirlerine baktılar ve görmezden gelip en uzak masalara oturdular. Hancı ilk önce kendine yakın […]
Samuel Johnson’un Habeşistan Prensi Rasselas’ın Öyküsü’nü niçin almak istediğimi ve bu kitaba niçin bu kadar emek verdiğimi düşündüğümde şu kanıya vardım: İnsan, hayatından memnun olmadığında ne yaparsa ben de onu yaptığım için. İnsan, kriz zamanlarında geriye döner ve olan bitenleri yeniden değerlendirir. Yaşamı sindirmek için zamanı yavaşlatmanın bir başka yolu da kitaplar üzerine düşünmektir. Sanırım […]
Aforizmalar Beni ben yapan şeyler sınırsız. Konumumu belirleyen etkenler umutsuzca sürüklenmeme neden oluyor. Duvara yaslanmış bir şekilde acı çekiyorum ki sesim kimseye ulaşmasın bu mağaradan dışarı. Kendimi kimseden uzakta tutmadan kendim olmaya çalıştım. Yalnızlığı olduğu gibi kabullenemiyorum çünkü kurallar var. Kurallar ne kadar işe yarıyorsa ben de o kadar işe yaramıyorum. Bu kedili evde kendi […]
-Ayın Görünmeyen Yüzü- ‘’Dijital gözetim sistemlerinin sıradan hayatlara sızması üzerine, yeraltı diliyle yazılmış bir çağdaş bilimkurgu/distopya. Yapay zekânın sokak aralarına kadar sızdığı bir mahallede, sıradan insanların dijital izlerinden çıkarılan korkular, arzular ve suçlar üzerinden ilerleyen bir yeraltı bilimkurgu. Behind-the-Moon adlı sistem hem koruyucu hem […]
Mitolojiler, masallar, destanlar… İlk bakışta kulağa birileri tarafından uydurulmuş, uçuk kaçık hikâyeler bütünü gibi geliyor. Ancak bazı halk anlatıları, koca bir toplumun ulusal kimliğini koruyabilir, ölmekte olan dillerine can suyu olabilir, hatta başka ulusların egemenliği altında yaşayan halkların özgürlüğüne kavuşmasına destek olabilir. Konumuz da tam olarak böyle bir metin olan Fin halk destanı “Kalevala“. Bu […]
Edouard Leve – İntihar – Çeviri: Taha Tuğyan* Okşar beni eğrelti otlarıIsırganlar sokarDikenler ise çizer Bileyler beni şehirEv kucaklarYatak ise dinginleştirir Yüreklendirir beni düşmanSavaş heyecanlandırırZafer ise ilgilendirmez beni Gözümü kamaştırır günAkşam avuturGece ise sarmalar beni Tahakküm altında olmak ezerBoyunduruk köleleştirirYalnız kalmak ise özgür kılar beni Sıcaklık sıkar canımıKaplar içimi yağmurSoğuk ise uyandırır beni Çileden çıkartır […]
ERKAN! O DOLAPTA NE VAR? Aysel ve Murat yoğun geçen bir iş gününün sonunda, rem uykularının en derin dehlizlerindelerdi. Sokaktan geceye ait sesler geliyordu. Metropollerin kaçınılmazı hep bir yerden bir yerlere giden arabaların sesi… sokaktan geçen bir ayyaşın kendi kendine konuşma sesi… Uzaklarda da olsa bir ambulansın geceyi delen acı sesi. Tuhaf bir şekilde üç […]
Güngör Dilmen’den Evrensel Bir Satir: Canlı Maymun Lokantası Türk tiyatrosunun önemli kalemlerinden Güngör Dilmen, 1963 yılında yazdığı Canlı Maymun Lokantası adlı eserinde Doğu ve Batı arasında yaşanan kültürel ve ekonomik çarpışmayı güçlü bir satirik üslupla ele alır. Kapitalizm, sömürgecilik, ırkçılık, din istismarı ve doğa tahribatı gibi evrensel meseleleri hem yerel bir bakışla hem de grotesk […]
Postkolonyal Perspektiften Gotik Bir Çöküş Öyküsü Olarak Herman Melville‘nin Benito Cereno‘su Herman Melville Benito Cereno Amerikan edebiyatının en kanonikleşmiş iki üç isminden biridir şüphesiz. Yazımızda inceleyeceğimiz hikayesiyle benzer temalar işleyen ve bir emperyal imparatorluk olarak Amerika’yı ele aldığı Moby Dick romanıyla tanınır. Yine de çok geniş ve çeşitli bir külliyat bırakmıştır geriye. Bu külliyatın […]
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=””] Japon Edebiyatı uzun zamandır ilgilendiğim bir edebiyat uzantısıdır. Japon Edebiyatını genel olarak seviyorum ve bu edebiyat üzerine geliştirilen önyargıları bir nebze olsun azaltmak istiyorum. Okuma Yapmadan Önce Bazı Faydalı Bilgiler Okurken karşınıza gelebilecek birkaç imge ve tema vardır. Bunları öğrenmek okumalarınızı yaparken daha çok araştırma yapmanızı ve daha zevkli okuma yapmanızı doğurur. Bunlardan […]
Kumar Cennetten yer ayırtmak için ATM’ye uğradım bugün. Zaten fazla uzağa gidemem; tek dolmuşla vardım varacağım yere. Çok sıra vardı ama herkesin sırada olma nedeni farklıydı. Sağıma döndüm, kahvehanenin dolmaktan kustuğu birkaç dayı kapının önüne iskemle atmış oturuyordu. Acaba onlar benden önce mi davranmışlardı? Ak düşmüş saçları ve babadan kalma, hayatı çözmüş tavırlarıyla oturmuş, sıradakileri […]
Edebiyat Nedir? En genel haliyle yazılı ve sözlü anlatılar olarak ikiye ayırırız. Dönemler, akımlar, etkileşimler, dil değişim ve gelişimleri, folklorik özellikler… bu iki çatı altında değerlendirilir ve açıklanır. Pek tabii bir disiplin olarak ele almamızın en büyük nedenlerinden biri de içinde sayısız bakış açısı barındırması ve daimi olarak değişiyor olması dolayısıyla edebiyata net bir tarif […]
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=””] Dünya klasikleri ile zamanın ötesine yolculuk yapmaya hazır mısınız? Geçmişin derinliklerinden süzülüp gelen, günümüz dünyasına ilham veren zamansız klasiklerle tanışın. Bu eserler, sadece tozlu raflarda duran kitaplar değil. Kuşkusuz ruhumuza dokunan, düşüncelerimizi şekillendiren ve hayata bakış açımızı değiştiren birer hazinedir. [geo_headline_2 tag=”h3″ color=””]Suç ve Ceza-Fyodor Dostoyevski[/geo_headline_2] Yoksul bir öğrenci, kendi aklınca haklı gördüğü […]
“İyilik içten gelir ve seçiliyor olmalıdır” Antony Burgess’in romanı Otomatik Portakal’ın dönüp dolaştığı mevzu tam olarak bu cümledir diyebiliriz. Roman bir distopyadır, insana dair bir umut barındırmaz. Hiç kimse herhangi bir iyilik teşebbüsünde dahi bulunmaz. Hatta başkahranımız Alex, iyilikle ilgili şöyle alay eder: ama kötülüğün sebebini bulmaya çalışarak tırnaklarını kemirmeleri kahkahadan kırılmama yol açıyor kardeşlerim. […]
İnsanoğlunun ilk evi mağaralardı diye düşünürsek; vakti zamanında düşmanları: yarasalar, zehirli akrepler, kendine yeni yuva arayan ayılar ve kurtlardı büyük ihtimalle. Zamanla bu korkutucu canlılar, yerlerini insanoğlunun engellenemez hayal gücüyle yarattığı görünmeyen varlıklara bıraktı. Periler, cinler, hortlaklar, hayaletler… Aslında insanoğlunun en çok korkması gereken, kendi türdeşi değil miydi? Peki ya baba korkusu, terk edilme korkusu, […]
Karanlığın şefkatli kollarına bırakmıştı kendini dünya, sağ omzuna yaslanmış, derin uykudaydı. O ise, uykunun en kırılgan anında yavaşça yokladı cebini. Parmakları arasında kaybolan, solgun hatıra gibi duran boz kesesi, geçmişin küllerini taşıyor gibiydi. Karşısında alevleri sönmeye yüz tutmuş şöminede yanıp sönen kor, kalbindeki kararsızlığı yansıtıyordu sanki. O, korların dansına dudaklarından dökülen sessiz şarkıyla eşlik ediyordu. […]
Yükleniyor...
Aramanıza uygun sonuç bulunamadı.
Yeni bir topluluk açmak istiyorsanız iletişim formu üzerinden başvuru gönderebilirsiniz.
Başvurunuzda planladığınız topluluğun adını, amacını, hedef kitlesini, hangi içeriklerin paylaşılacağını, neden böyle bir topluluğa ihtiyaç duyulduğunu ve varsa moderasyon yaklaşımınızı yazın.
Topluluk adını oluşturduktan sonra istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
Gizlilik türü daha sonra değiştirilebilir.
Toplulukta +18 içerik olup, olmadığını seçin. Daha sonra değiştirilebilir.
Hesap oluşturma talebiniz başarıyla alındı. Lütfen e-posta adresinize gönderdiğimiz aktivasyon bağlantısına tıklayarak hesabınızı aktif hale getirin.
Aktivasyon bağlantısı 24 saat geçerlidir.
Kayıt olmak için bilgilerinizi girin
Giriş yapmak için bilgilerinizi girin
Şifrenizi sıfırlamak için bilgilerinizi girin
Enter the code that was sent to your email address