Okudumolarak işaretledi.
Virginia Woolf Vita Sackville-West Mektuplaşmaları
Virginia Woolf Vita Sackville-West Mektuplaşmaları
Virginia Woolf, Vita Sackville West
Agora Kitaplığı · Çev. Mefkure Bayatlı · 480 sayfa
heart
1 kişi
∙
İnsan böyledir, beynini yaktığı günleri bile özler.
heart
4 kişi
∙
Kitap İncelemesi
5.0/5
Kitabın ilk adının saatler olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu bilgi oldukça yaygın peki woolf neden saatler adını vermiş olabilir? Metinde bir karakterden farklı bir karaktere geçerken çoğunlukla big benin gümüş dalgaları yayılır ve bu dalgaları işiten farklı bir karaktere yumuşak bir geçiş okuruz. Aslında bu geçişler ilk başlarda kafa karışıklığına neden olabilirken zamanla her karakterin kendine ait sesini fark ederiz. Peki işlevi saatle aynı hatta daha gelişmiş bir karakter olduğunu düşünürsek o zaman kitabın ismi Mrs. Dalloway oluyor. ​Gün mrs. dallowayi takip ederek başlar onun akşam vereceği parti için çiçek almasına eşlik ederiz. Düşündüğü, gördüğü, nesneler üzerinden anımsadığı geçmişi. Karşısına çıkan insanların yaşantılarını okumamızın nedeni mrs. dallowaydir. Rasgele bir karakteri düşünürsek onu romana dahil edenin genelde  mrs. dalloway olduğunu görürüz ya da mrs. dalloway'in eklediği karakterin eklentisi olarak. ​Yani romanın tam ortasında mrs. dalloway var akşam daveti olan biri için normal. Bir savas gazisi içinse göz önünde bulunmak galiba  son derece katlanılmaz olurdu. ​Nerdeyse roman boyunca mrs. dalloway ile eş zamanlı olarak septimus ve rezia'yı takip ederiz. Savas gazisi olan septimus ve duygularını kaybettiğini düşündüğü için nişanlandığı rezia. ​Mrs. Dalloweyin bağıntısı olamayan tek karakterler septimus ve rezia'dır böylece romanın son sahnesinde Mrs. Dalloway zamanın farklı insanlar üzerinde nasıl bir akış sergilediğini, kendisinden başka hayatların akışını fark etmesini sağlar. Ayrıca metin boyunca hep parti anına doğru akarız hep bir saati bekleme durumu sezilir parti başladığında ise tomanın zamanı ve biçimi değişerek şimdiki zamana odaklanır ​Romanın sonuna kadar takip ettiğimiz bu karakterler hiç karşılaşmazlar(peter ve rezia sadece aynı parkta bulunyor) roman boyunca eş zamanlı olarak devam eden hikayelerin sonuda ufak bir temasta bulunurlar bu temas ölüm, intihar etmek ve hayatın aynı anda binlerce insana farklı şekillerde akmasının farkındalığı ile sonuçlanır. Orada bir oda vardır ve burada da bir oda


​Tomris uyarın önsözünde  woolfun tekniğini anlamdırmaya çalışan eleştirmenlerden birini okuduğumda woolfun tekniğinin tam olarak ne olduğunu anlamıştım "Yalnızca zihne doluşan izlenimleri kâğıda geçirmekle mi yetinecekti, yoksa “ikincil düşgücü”nü seferber edip bu izlenimleri belli bir düzen ve sıra içinde kullanarak yeniden yaratı’ya mı gidecekti? “İkinci yolu seçtiği içindir ki,” diyor Joan Bennett, bilinç-akışı yazarları arasına doğrudan doğruya katamayız onu" ​Woolfun metinlerine gelen eleştirilerin çoğu karakterlerinin gerçekçiliği üzerinedir woolfun karakterleri bir ilk izlenim gibi yeni tanıştığımız bir insana dair bilgilerimiz ve elde tutulamayan uçucu karakterlerin parçalarını dağınık bir biçimde örüntüye bağlı olmaksızın okuruz belkide Joan Bennett'in bahşettiği ikici yolun seçimi karakterlerin böyle olmasıyla sonuçlanmıştır aslında bu yolu ayırmadan genel olarak düşündüğümüzde bilinç akışı tekniğin modern romanların öncesinde yazılan romanlara bakıldığında karakterler hakkında daha az izlenimin verilmesinin normal olduğunu çünkü sürekli olarak imgelerden, nesnelerden, olaylardan kaynaklanarak karakterin tüm hayatını genel olarak ortaya çıkarmak uzun bir süreç olurdu her günü kayıt altına almak gibi. Mina urgan virigina woolf kitabında ve woolfun kendi günlüğünde bu kitapla ilgili bir mağra benzetmesi var. Karakterlerin zihinlerinin birbirlerine bağlı mağralar oldukları hakkında. Bu mağra brnzetmesiyle zihnin katmanlarının yavaş yavaş gün yüzüne çıkmasını okuyoruz örneğin Mrs. Dalloway pether ile karşılatığı sahneden önceki düşünceleri ve sonraki düşüncelerinin yoğunluğu ve bir diğer örnek olan Mrs. Dallowayın sally ile ilgi düşüncelerin metine yayınlasıdır. ​ Son olarak mrs. Dalloway için jacobun odasının teknik bakımdan gelişmiş hâli olduğunun söylenmesinede değinmek isitiyorum E.M. forster'ın dediği gibi "jacob'ın odası sivri bir noktaya ulaşan bir sarmal önerir; Mrs. Dalloway ise bir katedral." Jacobun roman boyunca çoğunlukla çevresindeki kadınların gözünden anlatılması mrs. Dalloway için ters bir biçime bürünüyor clarisanın bir gününe sığanları okuyoruz ve sığdırdıklarının uzantılarını
heart
1 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Ölmeye Yatmak
Ölmeye Yatmak
Adalet Ağaoğlu
203. sayfada%52 · 392 sayfa
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi · 392 sayfa
heart
3 kişi
∙
KARALAMALAR: 1

yaklaşık 20-30 dkda oluşturulmuş, alt alta dizilmiş dizeler bütünü. şiir olduğunu iddia etmiyorum. içinde diğer yazarlardan/şairlerden aşırılmış pek çok şey bulabilirsiniz. anlatmaya çalıştığı herhangi bir şey bilinç düzeyinde bulunmamaktadır. belki paylaşmasam daha iyi olurdu ama bilmiyorum; söylemek istediğiniz öneri, yorum, selam vb gibi şeyler varsa çekinmeden yazabilirsiniz.. fazla ciddiye almamanızda fayda var!

not: sonrasında bazı düzeltmeler yapılmıştır.


kalbim cebimde bir yerdeydi denize düştü

kabarmış meme uçları arasında

cas cas ezan okur yere tükürür

tükürükleri kalemdeki memurlar toplar kule yaparlar dilleri sürçerken

başına kabak tatlısı dökülüyordu iyi değildin

mahler dinliyordun gözünden yaşlar akıyordu

sirkli kızların ensene sürdüğü cıvayı hatırlamıştın

gözünden aşağı yaşlar dökülüyordu

iyi değildin

seni umursardı rakı şişesindeki küçük kara balık

hatmetmiştin playboy dergilerini sahaflardan topladığın

etin pembe renkti gülüyorduk

başkasının kıyafetleri içinde ayyaştın

sen hep sarhoştun

namussuzun biriyim bunu biliyordun herkes biliyordu

korkuyordun hıçkırıklar kara basıyordu

kar bana basıyordu ben bir şey diyordum

beni dinlemiyordunuz

kapı kapı geziyordum kargocu elinde bıçak beni arıyordu

evkaftaki memuriyetinden ayrılmıştı bekar yaşıyordu

seni sevmiyordum hor görüyordum

lakırtılarım yaşamayacak korkuyordum

ağlıyordum

bir süredir iyi değildim bunu sen de biliyordun

ciğeri parçalı taslaklarım bellona durağında can çekişiyordu

bu şiir okunacak! şiir okunmuyordu

bir su daha gerekiyordu ama olmaz gelmeyecekti

ve sen ağlıyordun hıçkıra hıçkıra ağlıyordun

hep şaşardım ingilizce kelimelere ve sen gayret edip söverdin

söver ve sayardın

ana avrat bırakmazdın

beni sevmiyordunuz bunu biliyordum biri kulağıma fısıldamıştı

kulağımdan kan fışkırıyordu pek iyi duymamıştım

peçeteden kızıl kan damlıyordu yerde gölcükler oluşuyordu

iyi değildim bunu sen de biliyordun

telefonla arıyordun ben naçizdim

aslını sorarsan dün geceden beri iyi değilim.
heart
1 kişi
∙
“"Açarsam telefonu eğer, ona da bulaşır böcekler. Kurtulmanın bir yolu yok bu beladan, yuvasını bulmak lazım. Bulsan da illa birkaç tane hayatta kalan oluyor."
”
Eserden Bölüm Paylaştı olarak paylaştı.
Yatak Böceği
Yatak Böceği
Bölüm 28
Bölümü Oku
heart
7 kişi
∙
“"Hepsi günde binlerce kez intiharı düşünüyor ama bir türlü beceremiyorlardı çünkü zamanla yaşadıkları gerçeğini unutmuşlardı, eğer ölürsek yeniden doğarız diye korkuyorlardı."
”
Eserden Bölüm Paylaştı olarak paylaştı.
Yatak Böceği
Yatak Böceği
Bölüm 28
Bölümü Oku
heart
7 kişi
∙
Şimdiden okuma durumunu girelim. Ne okuyacağım diye düşünürken aklıma geldi (gören de her şeyi okudu bitirdi kitaplıkta kitabı kalmadı sanacak), Uğultulu Tepeler’den yola çıkarak ufak bir liste yaptım kendime. Biraz daha Poe okuyayım, yavaştan başlıyorum
Okuyorumolarak işaretledi.
Uğultulu Tepeler
Uğultulu Tepeler
Emily Bronte
1. sayfada%0 · 408 sayfa
Can Yayınları · Çev. Naciye Akseki Öncül · 408 sayfa
heart
6 kişi
∙
Anarşizm üzerine fikirler 3

Sanırım Anarşizm üzerine düşünürken beni en çok ilgilendiren meselelerden biri de, devrimden sonra iktidar gerçekten ortadan kaldırılabilir mi, yoksa yalnızca yeni bir biçime mi bürünür? Tarihsel olarak devrimci hareketlerin önemli bir kısmı mevcut iktidarı ele geçirmeyi özgürleşmenin ön koşulu olarak gördü. Fakat iktidarı ele geçirmek ile iktidar ilişkilerini ortadan kaldırmak aynı şey değil tabii ki. Hatta bazen devrimci özne, mücadele ettiği düzenin örgütlenme biçimlerini kendi içinde yeniden üretebiliyor. Peki bir hareket, karşı çıktığı hiyerarşiyi kendi örgütlenmesinde taşıyorsa ne kadar özgürleştirici olabilir? Bir diğer mesele de, anarşizmde otorite eleştirisinin sınırları. Her türlü uzmanlık, deneyim veya koordinasyon ilişkisini tahakküm olarak mı değerlendirmeliyiz? Bence burada gönüllü otorite ile kurumsallaşmış ve sorgulanamaz otoriteyi birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir insanın belirli bir konuda daha fazla bilgi sahibi olması, ona diğerleri üzerinde yönetme hakkı vermez. Bilgi ile iktidarın birbirine karıştırılması tam da eleştirmemiz gereken şeylerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Peki toplumsal eşitsizlik yalnızca ekonomik mülkiyet ilişkilerinden mi kaynaklanıyor. Bence hayır. Kapitalist üretim ilişkilerini ortadan kaldırmak önemli olsa da patriyarkanın, toplumsal cinsiyet rollerinin ve gündelik hayattaki tahakküm biçimlerinin kendiliğinden çözüleceğini varsaymak oldukça sorunlu. Özgürleşmeyi tek bir çelişkinin çözümüne indirgemek, diğer tahakküm biçimlerini ikincilleştirme riski taşıyor. Bir başka soru da şu, anarşizm ahlaki bir ideal mi yoksa toplumsal bir örgütlenme önerisi mi. Bana kalırsa ikisini birbirinden tamamen ayırmak mümkün değil. Çünkü özgürlük, eşitlik ve dayanışma gibi değerler yalnızca bireysel erdemler değil, aynı zamanda maddi ve toplumsal koşullarla ilişkili. İnsanlardan dayanışmacı olmalarını beklerken onları rekabete zorlayan ekonomik düzeni görmezden gelemeyiz. Peki anarşist bir toplumda kolektif kararlarla bireysel özgürlük çatıştığında ne olacak? Doğrudan demokrasi de kendi içinde yeni baskı mekanizmaları üretebilir mi. Bence üretebilir. Bu yüzden yataylık yalnızca yöneticilerin bulunmaması değil, karar alma süreçlerinin sürekli sorgulanabilir ve katılıma açık olması anlamına da gelmeli. Son olarak anarşizmin en büyük sınavlarından birinin devletin yokluğu değil, devletin ve kapitalizmin dışında kalıcı toplumsal ilişkiler kurabilmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü yalnızca karşı çıkmak yetmiyor, alternatifin nasıl işleyeceğini de tartışmak da kayda değer bir şey. Benim için de anarşizmin düşünsel değeri biraz da buradan kaynaklanıyor sanırım.
heart
6 kişi
∙
Yatak böceğini okurken linol baskı öğreniyordum, okurken de çizmek içimden geldi. Resmi linol tabakaya çizdikten sonra oydum ve baskı aldım.
zeycali 1794083493
heart
bomba
alkis
16 kişi
∙