Hilmi Yavuz, Güney Dal, Emre Kongar, Pınar Kür, Zülfü Livaneli, Erdeniz Atasü, Can Eryümlü, Nedim Gürsel, Enis Batur, Orhan Pamuk, Ahmet Suphioğlu, Faruk Ulay, Haldun Çubukçu, Hasan Ali Toptaş, Levent Mete, İhsan Oktay Anar, Metin Kaçan, Murat Hiçyılmaz, Yusuf Hakan Erdem, Murat Uyurkulak, Sema Kaygusuz, Süreyya Evren, İebnem İşigüzel, Faruk Duman.
İşte o anda içimde bir şeyler oldu. Gizli gizli uyuyan bir yaraya sanki. Ben İstanbullarda, Galatasaraylarda okumuş bir çocuk parmak basılmıştı da, o yara birden kanamaya başlamıştı olayım da bu hallere düşeyim ha? Aysel gözlerimden her şeyi anlamış olacak ki, hemen kaçıp gitmek istedi.Bense, çoktan bisikletimden inmiş, onu kolundan tutmuştum.Bunu nasıl yapabildim bilmiyorum. Onu çoktan beri sevdiğimi nasıl bilebilirdim. Ben kolunu tutunca Aysel çok utandı. Gitmek istedi. Fakat gidemedi. Anlamamış gibi yaptı:"Bir şey mi oldu?" dedi."Evet. Galiba..." dedim. Usulca güldüm. O da usulca güldü."İlkokulda kelebek olduğun günü hatırlıyor musun?" dedim."Siz de arı olmuştunuz," dedi."Ben yine arıyım işte," dedim. "Erkek bir arı.""Çok manidar," dedi."Evet. Öyle," dedim.

Evler, ağaçlar, yıldızlar gibi görmeyiz insanları. Onları, belli bir biçimde karşılaşma ve böylece kendi içimizin bir parçası yapma beklentisiyle görürüz. Hayal gücümüz onları kendi arzularımıza ve umutlarımıza uyacak biçimde kesip biçer, ama aynı zamanda kendi korkularımız ve önyargılarımız da o insanlarda doğrulanabilmelidir.



















