Sabitlendi
“Mokita Eserler” Özelliğini Ne İçin Kullanacaksınız?
YAZMAK %50 (1 Oy)
OKUMAK %50 (1 Oy)
Toplam 2 oy - 24 saat sonra sona erecek
heart
1 kişi
Benim
Aeloria 1789353854
İlk 150 sayfası ne kadar çektiyse beni sonrası da bir o kadar sıktı. O kadar heyecanla okumuştum ki ilk bölümleri, “galiba bu benim westernim” bile demiştim ama yok. Şimdi bir noktada dürüst olmak gerek, çoğumuz bu romanı Portal’ın videosundan öğrendik. Ben kendim adına konuşacak olursam elbette ağır bir metinle karşı karşıya olduğumu biliyordum. Hala okumamışlar için söyleyeyim, bu roman o videoyu izleyince kafanızda canlanan şey değil dostlar. Belki kızacaksınız ama bu roman niçin bu kadar rağbet görüyor hiç anlam veremedim. Paragraflar boyu kan ve kum dışında hiç bir şey anlatmayan, tekrarlı ve gereksiz fazla şairane betimlemelerle dolu, ilgi çekiciliğini içeriğinin rahatsız ediciliğinden alan bir yapıt bu. Bir köye girilir, katliam yapılır, deriler yüzülür, iç organlar çıkarılır ve yine gereksiz betimlemelerle dolu bir başka at yolculuğuna çıkılır. Romanın anlatmak istediği şeyin farkındayım, ağır olması da bilinçli bir tercih ama bana gitmedi dostlar. Aman aman western aşığıysanız bir bakın derim ama bu haliyle bu roman oldukça dağınık, finalinin veya taşıdığı fikrin ağırlığını içeriğine yedirememiş ortaya karışık bir yapı.
Okudumolarak işaretledi.
Kan meridyeni
Kan meridyeni
Cormac McCharty
1/5 puan verdi
İthaki Yayınları · Çev. Begüm Kovulmaz · 400 sayfa
heart
4 kişi
‘Fantastik’ bir kitap bu. Çılgın bir kitap. Delilik konusunda ulyssesi sollar-geçer nitelikte. Gerçi aralarında muhtemelen welles kaosu-fellini kaosu dinamiği kurulur (kurulmayadabilir). Yani kısacası farklı kulvarlarda yarışırlar diyelim. Nabokov’un bu romana 20. yyın en iyi 4 nesrinden biri demesiyle tesadüf eseri karşılaştım (spesifik olmak gerekirse: ulysses ve dönüşümün arkasında, kayıp zamanın izindenin hemen önünde). İlgimi çekmişti. Benim yaş aralığımdakilerde sık gözüktüğü üzre, neymiş, neyin nesiymiş bu roman diye yapay zekaya sormuştum. Hayrete kapılmıştım, zira dedikleri ipe sapa gelmez şeylerdi. (Neler dediğini buraya yazmayacağım, merak edenler gidip bizzat yapay zekaya sorabilir.) ‘Çevrilemez’ eserlerden olduğunu tahmin etmişsinizdir muhtemelen. Ben de türkçeye çevrilmemişitr, çevrildiyse de rezil bir çeviridir diye düşünmüştüm, şu an hatırlayamadığım birkaç şey daha ekleyip prompt’u atmıştım yapay zekaya. (Gerçi ingilizceye ‘mükellef’ bir çevirisi yapılmış, her türlü oradan okuyabilirdim ama a) pahalıydı, b) çok pahalıydı, c) çok pahalıydı ve istemedim. Gözüm mü korkmuştu? Olabilir.) Cevabı şaşırtmıştı. İlk olarak 2005 yılında, Sabri Gürses’in çevirisiyle everest’ten basılmış, bir daha basmamışlar, geçtiğimiz yıl ise şaşırtıcı bir şekilde 2 farklı yayınevi tarafından yeniden basılmış. Birisi Sabri Gürses’in çevirisi, İletişimden basılmış bu sefer. Onun çevirisinden okudum, öbürü hakkında bir bilgim yok. Kitabı aldığım zaman, neden bilmiyorum ama ilk 1 ay elim değmemişti. Nihayetinde, yazın başlarında olması lazım, okudum. Yalan olmasın, ne olduğunu anlamadığım bir hayli fazla kısım var. Okurken zorluyor. Fakat hiç sıkmadı. Daha önce hiç görmediğim bir yazı stili var kitabın, ki bu kitaptan sonra aynı yazar tarafından yazılmış ve farklı bir çevirmen tarafından çevrilmiş ‘gümüş güvercn’ isimli kitabı da okudum, orada da bulamadım o stili; yazarımız mı değiştirmiş üslubunu (not: yazarın gerçek ismi ‘belıy’ değil. Eserlerini yayınladığı takma bir isim bu. Rusça (белый) beyaz demek (kısa bir dipnot: yazarın ismi normalde “Belıy”, siteye ise “Beliy” şeklinde girilmiş; ы harfi ı’ya veya ıy’a tekabül ediyor). Yazar —kısaca—sembolist, yani muhtemelen bu ismi seçmesinde bir takım sembolik anlamların öncü olmuş olması olası), yoksa o çevirmen Sabri Gürses kadar güzel çevirememiş mi emin değilim, size kalmış, lakin 2. ihtimali daha muhtemel buluyorum. Tabii bir de, olmazsa olmazımız, şehrin karaktere dönüşmesi, hatta direkt ana karakter olması mevzuu var. Üstelik Dublin gibi kıçıkırık bir şehir değil bu kitaptaki ana karakter; yüzyıllar önce bir bataklığın üstüne, deli petronun emriyle, Rusya’nın batı’ya entegre olması için kurulmuş (Puşkin’in ifadesiyle “Avrupa’ya açılan pencere” — “Окно в Европу”), yapımında onbinlerce (eski Avrupalı tarihçilere göre yüzbinlerce) köylünün telef olduğu, tarih boyunca resmi ve gayriresmi pek çok şekilde hitap edilmiş, geometrik bir mimaryle inşası yapılmış bir şehir. Bu kadarla sınırlı değil tabii. Ayrıca, kitabın, daha iyi incelemek için bir kere daha okumam gereken, ne olduğunu henüz tam olarak kestiremediğim çok ilginç bir anlatım tekniği var (bu arada, bu konu hakkında yazılmış esaslı bir yazı, makale falan biliyorsanız yorumlar kısmından veya bana özelden atın lütfen, keyifle okurum); profesyonel edebiyatçıların özellikle ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Atmosfer tabii ki, tüm bu saydıklarımdan sonra kaçınılmaz sayılır, muazzam. Şehir sisli. Hasılıkelam etkileyici bir kitap.
Okudumolarak işaretledi.
Petersburg
Andrey Beliy
5/5 puan verdi
İletişim Yayınları · Çev. Sabri Gürses · 590 sayfa
heart
3 kişi
Güzel gidiyor
Okuyorumolarak işaretledi.
Oyunlarla Yaşayanlar
Oyunlarla Yaşayanlar
Oğuz Atay
56. sayfada%52 · 108 sayfa
İletişim Yayınları · 108 sayfa
heart
4 kişi
Güzel ve kulağa hoş gelen bir sürü şey diyor ve anlaşılıyor da, şimdilik en azından, daha ne olsun.
Okuyorumolarak işaretledi.
Shakespeare: Haset Tiyatrosu
Shakespeare: Haset Tiyatrosu
Rene Girard
80. sayfada%15 · 544 sayfa
Alfa Yayınları · Çev. Türker Körük · 544 sayfa
heart
7 kişi
Sabri Gürses’in muhteşem çevirisi ile okuduğum için memnunum. Önsöz ve sonuna eklediği Din ve Totalitarizm başlıkla yazısı ufuk açıcı oldu. Parelel anlatı çok hoşuma gitti. Dönemin sanat ve din anlayışına, yozlaşmış toplumuna yaptığı bu hiciv romanının ancak ölümünden 33 yıl sonra yayımlanabilmiş olması çok üzücü. Bu da sanatın ancak büyük bir tutkuyla yapılabileceğini gösteriyor. Bazı noktalarda sıkıldım, bu benim klasiklere uzun süre ara vermemden kaynaklanıyor olabilir.
Okudumolarak işaretledi.
Üstat ile Margarita
Üstat ile Margarita
Mihail Bulgakov
4/5 puan verdi
Everest Yayınları · Çev. Sabri Gürses · 492 sayfa
heart
7 kişi
Uzun bir aradan(yaklaşık 3 ay gibi) sonra geri döndüm nasılsınız?
heart
2 kişi
Her kitabın bir şarkısı, her şarkının bir kitabı olduğuna inanırım. Bulantının şarkısı kesinlikle budur benim için. Sartre bestelese böyle bir şey bestelerdi.
enesmirsay 1789320512
enesmirsay
0:00
0:00
heart
8 kişi
Ben bu kitabı yarım bırakmıştım aslında çünkü Ginsberg’in stili bana boğucu gelmişti ama sonra Ginsberg’in Howl okumalarından birine denk geldim, öyle coşkulu okuyo ki kapılıp gittim şiire ve hemen sonrasında kitabı aldım. Howl harici şiirleri de güzel, ve şu anda Kaddish’de kaldım. Bakalım bu macera beni daha hangi şiirlere götürecek
Okuyorumolarak işaretledi.
Howl, Kaddish and Other Poems
Howl, Kaddish and Other Poems
Allen Ginsberg
44. sayfada%34 · 128 sayfa
Penguin Classics · 128 sayfa
heart
3 kişi
-Bana üç çirkin şey söyle
-Eller, ayaklar, baş

Ev Karadır filminden bir diyalog
OdaNobunaga 1789310380
heart
4 kişi