İnsan güçlendikçe yalnızlaşır. Sonunda gerçeklikle bağını yitirir... bu da onun sonu olur.
heart
1 kişi
Siyasette yalan söyleme sanatı, çifte anlamlar ve sözlerin gücü üstüne eğitilmişsin şüphesiz. Senin için dil, silahtan başka bir şey değil; sözlerinle zırhımı sınıyorsun.
heart
1 kişi
Okudumolarak işaretledi.
İbrahim Peygamber: Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre
İbrahim Peygamber: Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre
Muazzez İlmiye Çığ
Kaynak Yayınları · 181 sayfa
heart
4 kişi
Tevrat, Tekvin, Bap 32'ye göre, Yakup Allah'ın ordusu olarak kabul ettiği meleklerini görüyor ve yalnız kalınca gece sabaha kadar biriyle güreșiyor. Tanyeri ağarırken. güreşen gitmek istiyor. Yakup, onu, kendisini kutsamadan bırakmıyor. Buna göre Yakup'la güreșen yerli halkın bir Tanrısı. Yakup'un da bir kabile Tanrısı olduğu, yenilmemesi de yerli Tanrı kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Bu Tanrı, onun adını değiştirerek "Tanrıyla güreşen" anlamına gelen "İsrail" koyuyor. Bu güreşte Yakup'un kalçası sakatlanmış. Bu yüzden İsrailoğulları hayvanın kalça adalesini yemezlermiş.
heart
3 kişi
Aklıma; Game of Thrones’ta, savaşı kazanmak için küçük kızını yakarak, inandığı tanrıya kurban eden Stannis Baratheon geldi. (Kazanamadı, salak)
Tevrat'ta, adı geçen Molek, Kenan Tanrısı Baal'mış. Körpe etleri sevdiği için, onun tunç heykelinin karnındaki frında çocuklar yakılırmış. Böylece Tanrı'yı doyurduklarına inanılırmış. Baslangıçta İsrailoğullarında da bu gelenek var. Musa kanununda çocuğunu Molek'e vermek yasaklanmışsa da, bu yabancı bir Tann olduğu için. Çünkü Tevrat, Hâkimler, Bap 11:30'a göre, Yeftah, Rabbe adak adayıp, "Eğer Ammonoğullarını elime verip onların yenilmesini sağlayıp selametle dönersem, karşılamak için karşıma ilk çıkanı yakılan kurban olarak ona vereceğim" diyor. Görüldüğü gibi kurban, Tanrı ile insan arasında bir anlaşma. Tanrıdan istemeye karşı bir ödeme. -William F. Albright, Von der Steinzeit, s.245-
heart
7 kişi
Kitap İncelemesi
4.0/5
Hayatta belli deneyimleriniz oldu. Belli bir yaşa geldiniz fakat yine de içinizde bir boşluk hissediyor ve doğru hayatı yaşayamadığınızı, tüm yaşantınızın yaptıklarınızın pişmanlığıyla ve yapamadıklarınızın hayıflanışıyla dolu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu kitap belki züğürt tesellisi kıvamında bir anlatış tarzına sahip olabilir ama bence parmak bastığı nokta doğru bir nokta. Bazen hayattan ve getirilerinden büyük anlamlar çıkarmaya eğilim gösteririz ve yaşamak denilen şeyin eşsiz güzelliği aklımızdan uçup gider. "Acaba şunu şöyle yapsaydım nasıl olurdu?", "Burada bu hareketi yapmasaydım hayatımda neler değişirdi?" gibi sorularla sanki hayatımız bir algoritmaymış gibi yaptığımız veya yapmadığımız seçimlere ve onların olası sonuçlarına odaklanıp yaşamı kendimize zindan ederiz. Halbuki bence maddi ve manevi varlığının bilincinde olan ve bu varlığına saygı duyan bir insan sonucu her ne olmuşsa olsun geçmişinde yaptığı seçimlere hayatının dönüm noktalarıymış gibi bakmayı bırakıp onları tuğlalar, kendisini de bu tuğlaların meydana getirdiği ve dünyada somut varlığını kanıtlamış bir bina gibi görmelidir.
heart
6 kişi
Kitap İncelemesi
1908 yılında ele alınmış bu eser, Marslılar ve insanın buluşmasıyla, sosyalist Mars yaşantısına konuk olduğumuz bir bilim-kurgu romanı. Yazarın Bolşeviklerin kurucu önderlerinden biri olması, kitabı siyasi propaganda olarak görmenizi sağlayabilir. Ancak ilk 50 sayfadaki bilimsel ve teknolojik bilgiler ile Marslıların toplumsal, eğitim vb. konularda yaşayışlarını öğrendiğimiz için yoğun bir kitap. Ayrıca kapitalizm ve sosyalizm karşılaştırmaları, tarihi örneklerin kıyası ve gelişim süreci kitaba güzel yedirilmiş. Biraz hayalperest ve gösterilen sebepleri sığ bulsam da uzun süredir karşılaşmadığım, beynime de hitap edebilen bir kitap oldu. Kitapta her şeyin olması da cabası. Devrim mücadelesi, aşk ve ilişkiler, siyaset....Hayat gibi. Yalnız dikkat edin dostlar. Marslılar da dahil, kimse masum değildir.
heart
5 kişi
Reading Slump’a girme tehlikesiyle yüzleştiğimde böyle kitaplar çok çok iyi gidiyor
Okuyorumolarak işaretledi.
Anadolu Arkeolojisi
Anadolu Arkeolojisi
Prof. Dr. Veli Sevin
65. sayfada%30 · 218 sayfa
Der Yayınları · 218 sayfa
heart
13 kişi
Kötülük problemi ile ilgili güncel serzenişlerim

Günümüzde hala kötülük problemi ile ilgili yazılan kitaplar kötülüğü “iyiliğin eksikliği” olarak görür. Yani temelde bir olumsuzlama olarak ifade edilir. Bu anlatıyı Yahudi hristiyan teologların inşa ettiğini net bir biçimde biliyoruz. Tabiki Hristiyan teologların Yeni Platonculardan ne denli etkilendiği çok açık. Öyle ki güncel bir kitapta (Altay Cem Meriç Kötülük Problemi) kötülük problemi ile ilgili aksiyomlar neredeyse aynı ifadeler ile geçer. Fakat müslüman filozoflara göndermelerle. Şimdi bu durum neyi gösteriyor? Bence bu durum ülkede düşünce adamı diye ortaya atılan adamların ne derece vasatın altı, ne derece meseleye kendi kafalarını hiç yormamış insanlar olduklarını açıkça gösteriyor. Geleneğe yaslanmanın dayanılmaz hafifliğiyle herkese parmak sallamak dışında düşünce dünyasına zerre katkı sağlayamazlar bunlar.

Kötülüğün bir hiçlik olduğu Dante’de bile az evvel gösterdiğim pasajda görmüşsünüzdür diye umuyorum. Şimdi bu adamlar kötülüğü uslamlamaya alıp güya tikel kötülüklerden ayırt ettiğini sanıyorlar. Halbuki Kötülük uslamlamalarla kaçınabileceğimiz bir kavram değil. Kötülük gerçek olan bir şey. Dönüp dolaşacakları yer yine belli kötülük yoktur ama kötülüğün sonuçları vardır diye ayak oyunları yapacaklar. Malesef bu ayak oyunları da Hristiyan geleneğinin en temel argümanları. Asıl utanç verici olan bu adamların İslam teologu diye ortaya atılıp Hristiyan teolojisini kullanmaları.
heart
6 kişi
Kitabın 3. Cildi bu Dante ile ilgili o kadar harika analizler yapıyor ki Dante okuyasım geldi. Son cilt modern dönem şeytan algısını anlatacak. Milton filandan önce çok zengin bir içerik.
İblis’in hakiki varlığı, varlıktan yoksunluğu, boşunalığı ve hiçliğidir. Her günahın layık olduğu yere gömüldüğü, yeryüzünün ölü merkezinde karanlık içindedir. Cehenneme inilirken her halka, en alttaki ihanet halkasına kadar bir üsttekinden daha önemli, daha ağır günahlarla doludur; İblis, en büyük ağırlıkların buluştuğu dönen dünyanın ölü noktasında kalçalarından buza saplı halde ölü merkezdedir. Bu noktada devinim yoktur; en büyük ağırlıklar hakiki yerlerini bulmuştur ve ebedi olarak hareketsiz bir kütle halinde sıkışıktır, burada İblis bütün dünyanın ağırlığı altındadır (Cennet 29.57: “da tutti i pesi del mondo costretto”). Bu açmaz, bu yaşamsız noktanın varolmayışının, karanlığının, anlamsızlığının ve boşunalığının işaretidir.
​Tanrı’dan uzaklaşıp gerçek dışılığa döndüğümüzde kendi üzerimize kapandığımız gibi, cehennemin merkezi de sonsuza kadar kendi üzerine kapanmış karanlık bir kütledir, gerçeklikten bütünüyle ve sonsuza kadar kopmuştur. Bu hiçliğin simgesi olan İblis, olumsuzluk dışında hiçbir gerçek niteliğe sahip olamaz ve Dante’nin resmetmek istediği şey tam da İblis’in fayda etmeyen hareketsizliğidir.
heart
6 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!