Fikirlerimiz,onları taşıyacak kudrette olduğumuz nispette bizimdirler.
∙
İlkokulda Küçük Kara Balık kitabının sınavını kazanamayınca kitaba olan sinirim
elifrana 1793903149
lol
1 kişi
∙
Tatlı bir kazaydı bu; ama insanın ölmesi nasıl da kolaydı.
heart
6 kişi
∙
Okudumolarak işaretledi.
Sadist
Sadist
Stephen King
4/5 puan verdi
Altın Kitaplar · Çev. Gönül Suveren · 342 sayfa
heart
5 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Yürek Burgusu
Yürek Burgusu
Henry James
113. sayfada%78 · 144 sayfa
İthaki Yayınları · Çev. Egemen Özkan · 144 sayfa
heart
5 kişi
∙
Devam etmenin esaslığı hakkında bir düşünce beyan edecek olursam bunu bir daha asla konuşmamam gerektiğini de belirtmem gerektir. Bu düşüncelerin ise pek bir mahiyeti olmamakla beraber veciz haller içinde sürüklenen insanların bir temilidir. Bu temsiliyetin getirdiği esasları sorgulandıktan sonra uygluamaya geçme kısmını pekala bir şekilde aşmak kolaydır. Belirli durumlarda aklımıza gelen ve absürt olararak nitelendirdiğimiz düşünceleri bir an önce defetmeye uğarışırız. Asla düşünmeyiz ki, bu düşünce neden akılımızın bir köşesinde saklanıyor ve en saçma anlarda ortaya çıkıyor? Sorduğumuz soruların cevabının olması gerekmemekle beraber mantıklı bir çözüm gerekliliğini sorgulamanın bir önemi kalmıyor.


Lakin ile başladığımız her cümlenin öncesindekileri çöpe attığımız gerçeğini gözardı etmemek gerekir. Asıl mevzuya gelmeden önce sözlerimizi yumuşatmak için kullanırız ama, fakat ve lakin kelimelerini. Pek mantıklı olan bu uygulama bazen saçma hallerden kurtulmamıza vesile olur. Bazı bağlaçlar ise bu durumdan kurtulmamamız için varolmu gibidir. Kimi zaman ayrı kimi zaman birleşik yazmak gerekir ama , ama öyle değildir bir kurtarıcıdır, bir liderdir. Ama bu liderlik arka planda olanları gizlemek için kullanılan bir vasıftır. Bazı vasıfsızlıkları gizlemek için kullanılan bu vasfı kabul ediyoruz aslında hepimiz. Kimi bilerek kimi ise bihaber bir şekilde. Mevcudiyetinin en temel görevi olan liderliğin pek matah olmadığı ve içinde bulunduğumuz bu durumda ne kadar profesyonel davranırsak davranalım bilgisizliğimiz elbet bir an gelip zuhur edecektir. Bir ışık hüzmesi gelip heryeri aydınlatacak, karanlıkta kalan tek bir mesken bile bulanamayacaktır. İşte o vakit geldiğinde tüm çabalarımız meyvesini verecek ama çürük ama çarık. Çaba göstermeyenlerse ağacın dibine düşen meyvelerden başka bir şey bulamayacaktır. Ama zannetmeyin ki tüm çabalar çürük de olsa meyve verecek. Bazen ne kadar çabalarsak çabalayalım ağacımız çürüyecek ve karşı çıktığımız düzenin sahipleri çürüyen ağacı kesip, boş kalan alanı da düzenin kendisi yapacaklardır. Oraya bir anıt yapacak ve karşı gelenlerin sonun bizlere gösterecektir. Zaten kaçmaya fırsat arayan arayışlar ise birer birer organizmanın içine çekilecektir.


Karşılığını vermeyen çabalara da küsmemeliyiz. Başarısız olmamız ne bizim yetersizliğimizden ne de sistemin karşı gelmesindendir. Bazen olmayınca olmuyor diyip sıyrılmak gerekir. Bu bir kaçış mekanizması değildir, aksine insanın kendini gereğinden fazla yıpratmasına karşın oluşturulmuş bir icattır. Kimin icat ettiğinin de bir önemi yoktur, bazen meyvenin bağını sorgulamak sadece zarardır.
heart
1 kişi
∙
"Ne yani, bizim köpek kadar değerimiz yok mu?"
"Öyle düşünme İsmail. Köpekti insandı ne fark eder, aynı gemideyiz işte, çalkalanıp duruyoruz, küresel ısınmaydı, orman yangınlarıydı, nükleer felaketlerdi, toptan batacağız yakında, Shakespeare bile unutulacak."
"Yok arkadaş! Ben yediremiyorum bu hareketi kendime."
heart
9 kişi
∙
Bazen en sevdiğiniz müzisyenlerin en sevdiği kitapları araştırmak sizin de güzel kitaplarla tanışmanızı sağlayabiliyo. Bu vesileyle David Bowie’yi de anmış olduk ne güzel. Ha ama Bacon’ın direkt tablolarıyla Lynch sayesinde tanışmıştım. Twin Peaks’in en sevdiğim bazı sahneleri Bacon’ın bazı tablolarındna ilham alınarak yapılmış. Neyse efenim Bacon’ın fikirlerini bizzat onun ağzındna döküldüğü haliyle okumak çok güzeldi. Bol bol tavsiye ederim.

“I believe the realism has to be re-invented. It has to be continously re-invented” s.172
Okudumolarak işaretledi.
Interviews with Francis Bacon: The Brutality of Fact
Interviews with Francis Bacon: The Brutality of Fact
David Sylvester
5/5 puan verdi
Thames and Hudson Ltd · 232 sayfa
heart
9 kişi
∙
Halide Edip Adıvar’ın yazma ritüeli. Öyle zannediyorum
ki, o günkü yazarların pek çoğu da böyle yazıyordu. Kitabı okurken, burada en çok dikkatimi çeken “uzun ince kağıt” olmuştu. Gerçekten de A4 kağıdını kısa kenarından katlayınca el yazısı daha derli toplu gözüküyor. Yapay zeka, o dönemde “uzun ince” kağıda yazmanın, pratiklik ve zamanın basım teknolojisi ile alâkalı olduğunu da söylüyor. (Sigara sağlığa zararlıdır.)
"—İlk yazmaya başladığım zaman, çocuklarım daha pek küçüklerdi. Hizmetçi filan gelir; durmadan şunu bunu sorarlardı. Onlara cevap verirdim; kalemimimi de kâğıttan ayırmazdım. Fikirler beynimde o kadar şiddetle yer tutmuş olurlardı ki hiç bir yabancı ses onların yoğunluğunu dağıtamazdı. Fakat şimdi yalnızlık ve sessizlik arıyorum. Meselâ romanlarımı herkesten uzak bir yerde yazarım ve son derece titiz, sinirli olurum. Yanımda çok kahve, çok sıgara olmalı. Hem birkaç kutu sigara üst üste durmazsa rahat edemem. Kâğıtlarımın büyüklükleri de hep aynı ölçüde olmalı. Daima ince ve uzun kâğıda yazarım; yazdığım yer de alıştığım yer olmalı. Masam, hokkam, kalemim falan..."
(...)
—Bu hazırlıklarınız tamam olduktan sonra kaç günde kaç sahife yazabilirsiniz?

"—Bazan yirmi, bazan elli; bazan da ancak sekiz."

Eliyle çenesini tuttu ve biraz düşündükten sonra:

"—Mübalağa olmasın ama, dedi. Yazdığım zaman bir haftada elli altmış cümle bile söylemem ve bu sıralarda bana bir şey söyledikleri zaman son derece titizlenirim. Yazdığım şeyi o kadar severim ki, başından sonuna kadar, bende ve ruhumda o eser ihtiraslı bir hummâ olur.''
heart
13 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
The Hellbound Heart
The Hellbound Heart
Clive Barker
31. sayfada%19 · 164 sayfa
HarperTorch · 164 sayfa
heart
8 kişi
∙