Max Vasmer diye bir adam. Rusçanın tamamlanmış ilk eksiksiz, bilimsel ve modern etimoloji sözlüğünü inşa etti. (Evet, ismi Almanca, hem ana tarafı hem baba tarafından Alman, ama biraz 19. yy Rus edebiyatı okumuşsanız —ki hepiniz okudunuz Gogol’leri, Dostoyevskiy’leri, belki Gonçarov’ları ve diğerlerini—, garipsemezsiniz bu durumu.) Kendisi Petersburg’da doğdu, Çarlık Almanlarından. İki anadilli. Hemen hemen 30 yaşına kadar Rusya’da yaşadı, o dönemler ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde, Petersburg Üniversitesi’nde okudu ve çalıştı, en usta Rus filologlarından dersler aldı. Gelgelelim 17 devriminde Rusya’dan kaçmak zorunda kaldı. Arada birkaç kez şehir ve ülke değiştirdi, nihayetinde 1925 yılında Berlin’e yerleşti, yaklaşık 12-13 yıl sonra da yukarıda sözünü ettiğim sözlük projesine başladı (sözlük projesine New York’ta, Columbia Üniversitesi’nde misafir profesör olarak dersler verirken başlamış, fakat daimi kadrosu Berlin’deydi ve asıl gelişim(-ler) Berlin’de yaşandı). 1944 yılına gelindiğinde sözlüğün önemli bir kısmı için her şey hazırdı, ama bedbaht bir adamdı Vasmer, müttefikler Berlin’i bombalarken bombalardan biri doğrudan evine isabet etti ve kişisel kütüphanesinin ve o döneme dek biriktirmiş olduğu kart-fiş (o dönemler Alman etimologlar arasında yaygın bir teknik) arşivinin tamamı kül oldu. Bu hikaye burada bitseydi, ilerde göreceğiniz bağlamda yazmam abes kaçardı; enteresandır, şayet bu noktada her şey bitseydi, kendisinden 25 yıl kadar önce benzer bir gaye ile bu yola girişmiş bir başka Rus’un kaderine benzer bir şey yaşayacaktı bizimki. Ama durmadı. İkinci dünya savaşı bittiğinde, sözlüğün tamamını, hafızasıyla ve yoğun çalışmalarıyla sıfırdan yazmaya başladı ve on yılı aşkın bir sürede tamamladı (sözlüğünü Almanca yazdı, ilerleyen yıllarda, sözlüğünün bu kadar bilinmesine ve önemsenmesine yol açan hadise yani Rusçaya çeviri yaşandığında, çeviren zât sözlükte bazı eklemeler ve düzeltmeler yaptı. Yani sözlüğü Vasmer’in solo yapıtı olarak görmek haksızlık olabilir); üstelik hazırladığı sözlük, günümüzde bile çok saygı gören, en nitelikli Rusça etimoloji sözlüklerinden. Ama ben, o sözlükteki muhtemelen birkaç kıytırık sözcük maddesinin içerdiği kelime sayısı kadar hacimli ufak tefek bir “Orhan Veli bütün şiirleri (YKY)” yorumu yazmış olsam da, yazdığım şey Vasmer’inkine benzer bir şekilde (sebep farklı, sonuç aynı) uçtuğunda, onun aksine hiçbir şekilde yeniden yazamıyorum. Cümleleri bırak, kelimeleri bile birleştiremiyorum (şu an okuduğunuz yazıdan dolayı, etkilenenin büyük oranda, hatta sadece o Orhan veli yazısı olduğunu düşünüyorsunuzdur belki; kastınız farklı olsa bile teveccühünüz olarak algılarım). Ne yazdığım kanatlanıp uçtu kafamdan. Üzgün müyüm? Şu an için hayır. Daha çok beğendiğim bir yazıya bahane oldu, bununla avunurum artık. Sağlıcakla.
heart
2 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
Oyunlarla Yaşayanlar
Oyunlarla Yaşayanlar
Oğuz Atay
21. sayfada%19 · 108 sayfa
İletişim Yayınları · 108 sayfa
heart
2 kişi
Okudumolarak işaretledi.
Örümcek Burgacı
Örümcek Burgacı
Alper Canıgüz
5/5 puan verdi
Everest Yayınları · 312 sayfa
heart
2 kişi
Annie’nin gerçek yüzüyle iyice haşır neşir olmaya başladık.Paul da kafayı sıyırıp mutlak teslimşyete geçmeye başladı sonunu çok merak ediyorum bu gidişle
Tabii Annie'den hiçbir şey istemeyecekti.Zorla mı? Bunu ise hiç yapmayacaktı.Vaktiyle bir adam vardı.Hiç olmazsa o yeni bir yazı makinesi isteyebilirdi.O adamın canı daha çok yanıyordu.Hiçbir desteği de yoktu onun.Bu pis romanı bile.İşte o adam bir yazı makinesi isterdi.Canı yansın yanmasın onda hiç olmazsa Anni Wilkens'ın karşısında boyun eğmeyecek kadar cesaret vardı. O adam bendim.Herhalde şimdiki halimden utanmam gerekir.Ama o adamın benden üstün iki yanı vardı.İki ayağı... Ve iki başparmağı
heart
2 kişi
İSKAMBİL

Senin yıldızın
toprağın altında kalmış
yirmi yaşında basamakları
alfabe gibi sayıyorsun

Senin geride bıraktığın
ölünmüş bir hayat
kuzey ormanlarında
vebali bir kadın gömdük
(hiçbir şey bu kadar üşütemem ben!)

Senin niçin dua ettigini
unuttuğun gibi sonradan
bir peygamber de yalnız kalmaktan korkuyor
üçlü bir iskambil oyununda mesele
ama simdi
adam öldü.

1954
heart
2 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
Frankenstein Ya Da Modern Prometheus
Frankenstein Ya Da Modern Prometheus
Mary Shelley
100. sayfada%37 · 272 sayfa
İş Bankası Kültür Yayınları · Çev. Yiğit Yavuz · 272 sayfa
heart
bomba
10 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
Sicilya'da Bir Aşk Hikâyesi
Sicilya'da Bir Aşk Hikâyesi
Ann Radcliffe
10. sayfada%4 · 227 sayfa
Can Yayınları · Çev. Duygu Akın · 227 sayfa
heart
8 kişi
Kitap İncelemesi
5.0/5
Edebiyatta benlik veya ikilik kavramını işleyen birçok eser vardır. Abdullah Efendi’nin Rüyaları bu eserlerden biri belki de en iyisidir. Beş öyküden oluşan kitapta, öz ve öteki benlik, aidiyet, arayış, zaman gibi konuları hakikat-rüya ekseninde anlatan öyküler bulunuyor. Anlatılan olaylar ve karakterler hem rüya olamayacak kadar gerçekler hem de gerçek olamayacak kadar absürtler. Yazarın ince mizahını bu absürt kısımlarda bulabiliyoruz. Her okuyuşumuzda farklı bir konuyu ele alış şeklini görebiliyoruz. Bu yazarın birden fazla meseleyi ahenk içinde, birbirine zincirle bağlanmış şekilde verebilmesinden kaynaklanıyor. Zaman gibi döngüsel anlatımıyla biraz başınız dönebilir ve sonunda kendi kuyruğunu yutan bir yılan gibi yok olmuş, kaybolmuş hissedebilirsiniz. Bunu Abdullah Bey’in bir benliğini masada bıraktıktan sonra yaşadığı bilinçdışı yolculuğunda da görebiliyoruz. Abdullah bu maceradan sonra bir daha asla eski Abdullah Efendi olamıyor. İç dünya - dış dünya, hakikat-rüya, bilinç-bilinçdışı arasındaki ince çizginin silikleşmesi ve bu çizgi etrafındaki salınımıdır Abdullah’ın öyküsü. Öyle ki öykünü başlarında Abdullah Efendi’yi üst kat sakini yani ev sahibi, Abdullah’ı ise alt kat sakini yani kiracı olarak net bir şekilde ayırmış yazar. Fakat karakter hep bir olma, bütün olma arzusunda hareket ediyor. Öykü bir delilik öyküsü gibi görünse de bir uyanışın hatta aydınlanışın öyküsü olarak okunmalı. Çünkü bir kere Abdullah’ın başındaki çatı uçmuş ve mavera ile arasında kuvvetli ve derin bir muhabbet başlamıştır. O günden sonra diğerleri gibi olmak istese de olamaz. Rüyalarda yer alan arzu(cinsellik) ve korku unsurları dozunu artırarak öykü boyunca devam ediyor. Rüyada bulunan tüm kadınlar arzu nesnesi olarak ve idealize edilmiş- gerçekdışı şekliyle yer alıyor. Yazar klasik rüya anlatısı sunmak yerine, rüyanın karmaşasını bize öyle güzel bir düzenle ve lezzetle sunuyor ki, takip etmek için kendimizi zorlanmadığımız gibi kapılıp gidiyoruz karakter ile birlikte. Bu nedenle bu öykü, kitaptaki diğer öykülere göre en fazla fantastik unsur barındıran öykü olabilir. Diğer öyküler üzerine de uzun uzun yazılabilir fakat ayrı ayrı incelenmelidir. Son olarak söylemeden geçemeyeceğim. Tanpınar evreninde tanımlanamayan hiçbir duygu yok. Kendinizin bile içinizde tanımlayamadığınız hissi Tanpınar size açıklıyor. Üstelik psikoloji kitaplarında bile bulamazsınız böylesi tanımları. Beni en çok etkileyen kısım da bu oldu. Örnek olarak şu kısmı ekliyorum,
Erzurumlu Tahsin Öyküsü’nden: Tahsin Efendi ile son bir defa daha, bu sefer bir zelzele gecesinde karşılaştım. 1924 senesi sonbaharında olan ve o havaliyi Kars'a kadar altüst eden bu felaket elbette hatırlardadır. Ben o zamana kadar bu afeti görmemiştim. Ve bir türlü ne dereceye kadar müthiş olabileceğini anlayamıyordum. Toprağın sarsıntısı denizin fırtınasına benzemiyor, büsbütün ayrı bir şey, denizde her zaman müteyakkız bulunuyoruz; deniz, biliyoruz ki insanoğlu için güvenilecek bir unsur değildir. Onu başından düşman olarak aldığımız için su bizde mukavemet, müdafaa ve zafer sevkitabii ve ihtiyaçlarını uyandırıyor... Hâlbuki toprak böyle değil, o insanlığın en güvendiği unsurdur. Saadetini, refahını, emniyetini ona bağlamıştır. Onu her zaman itaatli, müşfik veyahut hiç olmazsa lakayt ve sakin görmeye alışmışızdır. Toprağın sarsılması işte bu emniyetin yıkılmasıdır ve bir dost tarafından hançerlenmeye benzeyen vahim bir hâli vardır. Onun için denizden gelen tehlike karşısında atik ve cesaretli kesilen bir insan, topraktan gelen tehlike karşısında maneviyatını kaybetmiş bir sürü şekline giriyor.
heart
alkis
8 kişi
Okudumolarak işaretledi.
Denizler
Denizler
Samantha Hunt
4/5 puan verdi
Dedalus Kitap · Çev. Süheyla Abanoz · 192 sayfa
heart
7 kişi
Okudumolarak işaretledi.
Selvi Boylum Al Yazmalım
Selvi Boylum Al Yazmalım
Cengiz Aytmatov
4/5 puan verdi
Ketebe Yayınları · Çev. Hakan Aydın · 136 sayfa
heart
10 kişi