Bugün That Sugar Film belgeselini izledim. Belgeselde Avustralyalı bir adam, uzun zamandır tüketmediği şekerli gıdaları yeniden tüketmeye karar veriyor. Amacı, bunun bedeninde nasıl bir değişime yol açacağını kendi üzerinde gözlemlemek.
Tükettiği şekerli besinler arasında zaten reklamlarında bile “çok tüketmeyin” diyen çikolata, gazlı içecek veya şekerlemeler yok. Bunun yerine marketlerde “sağlıklı” olarak pazarlanan yulaf, yoğurt ve benzeri ürünleri tüketiyor.
Bu “sağlıklı” beslenmenin sonunda 8,5 kilo alıyor, karaciğeri yağlanıyor ve kan şekeri yükseliyor. Ayrıca, hepimizin zaman zaman yaşadığı halsizlik ve odaklanma problemleri de ortaya çıkıyor. Üstelik deney boyunca spor yapmaya devam ediyor.
Belgeselde şekerin bağımlılık yapıcı etkisi de dikkat çekiyor. Şeker tükettiğinde kendini çok mutlu ve enerjik hissediyor. Ancak yaklaşık 45 dakika sonra bu enerji kayboluyor ve yeniden şeker tüketme isteği duyuyor. Zamanla bu süre her şeker tüketiminde biraz daha kısalıyor. Tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi.
İzleyeceğim bir sonraki film = Star Wars Yeni Bir Umut

Heyhat! İnsan vahşi doğada neden aşikâr olandan daha fazla duyarlılığa sahiptir ki bu ne işe yarar insanı muhtaç kılmaktan baska? Dürtülerimiz sadece açlık, susuzluk ve arzudan ibaret olsaydı özgür sayılabilirdik belki ama artık esen her rüzgârla rastgele bir sözcük veya o sözcüğün bizde çağrıştırdığı bir sahnenin peşinde sürüklenip gidiyoruz.

Meslektaşlarımdan biri, küçük oğlunun Shakespeare'e ilgisini uyandırmak için aynı prensibi kullandı. Bu kitaplara "Babanın kitapları" deniyordu ve çocukların onları okumasına izin verilmiyordu. Onları, sanki Playboy veya Penthouse'un sayılarıymış gibi, banyo lavabosunun altındaki dolabın rafında diğer kitapların arkasına saklamıştı; küçük bir köşenin görünebilir olmasına hep dikkat edilmişti. Oğlunun yasak metinleri bulması ve gizlice okuması uzun sürmemişti. Çocuk, giderek klasiklere derin bir ilgi duymaya başlamıştı ve meslektaşım kendinden çok memnundu.
Ruhu ne kadar harap olursa olsun, doğanın güzelliklerini kimse ondan daha derinden takdir edemez. Bu muhteşem diyarlardaki yıldızlı gökyüzü, deniz ve türlü manzara karşısında hâlâ ruhu bir anda kanatlanıp göklere yükselebiliyor. Böyle bir insan ikili bir hayat sürer: Istırap çekebilir ve hayal kırıklıklarının altında ezilebilir ancak kendi içine çekildiğinde etrafını kuşatan o parlak hâle içine hiçbir hüzün veya aptallığın giremeyeceği kutsal bir ruha benzer.

bir cevirisi okudum.Niteliksiz Adam serisi cok fazla
entelektuellik barindiriyor yer yer bayici Geldi bana acikcasi biraz daha Dionysuscu insani tutku sehvet depresiflik kisaca “normal” insani duygular biraz daha fazla olsaydi daha iyi olurdu diye dusunuyorum.Ilk iki yky cevirisi cildine puanim 9/10 aylak Adam 3 4 e puanim 7/10







































