İşte hiç saçsız bir kafa, işte şişman karnıyla fıçıya benzeyen bir herif, daima şeker piyasasından bahseden, daima pamuğun kaça çıktığını hesaplayan iki zavallı beyin, işte hiç çalışmadan, hiç terlemeden, hiçbir zavallılık görmeden, hiçbir saat ertesi gün nasıl yaşayacağını düşünmeden milyonlar kazanmış bir genç, bir mirasyedi... Acaba bunların benden fazla neleri var?..
Hayatta bir çok acı ve elîm hakikatler vardır ki eski tiyatro usûlleri vâsıtasıyla halktan gizlemek yâhut başka bir şekilde göstermek mümkündür. Yeni tiyatro hakikatı bütün çıplaklığıyla göstermek mecbûriyetindedir. Onun için sade ve sâf adamlar yeni tiyatroyu çok kere ahlâksızlıkla itham ederler ve eski tiyatronun kuru, tesirsiz ve sahte bir lâkırdıdan ibâret kalan ahlâkçılığını tercih etmek isterler.
göz kapaklarına kapaklandım kirpiklerine takılıp
fonetik fermuarı sıkışmış yardım ister diye hevesliyim ben
deplasmana çıkarken beni de götür elin değmişken
ana haber bültenindeki üç ölü bir yaralıyım Theodor!
anlıyor musun anlamıyorsun anlıyorum ki şimdi neyse ki
köprüye bakınıyormuşuz meğer köprüdeymişken
sinyali zayıfladı hırıltılıydı sesi komplimanik dedi atılıp
bir tam bir bölü iki
iki hamam böceği ezmiş bana yetişecek diye ve
menekşe severmiş annesi kızarmış ekmek varsa kahvaltıda
halbuki ben fesleğen severim Theodor!
çamaşır sererim ipe mandalsız ki ip atlar mısır patlatırım aynı anda
seninse işerken schubert’in 8’i büzüşüyor dudaklarında
bilakis Theodor bilakis öyle titriyorum ki valla felaket
bence adam dediğin ayakta içer ve suyun dibini görür bir bakışta
filhakika düşelim beraber şuracıktan suya kuytuya uykuya kuyuya
karamanamaman kahramanım ol Theodor! ya sev ya terk et beni
beni olmayan şehirler atlasına rast makamı bir bakış bak
ilk kuleden at beni katlayıp düşmeden tut beni atlayıp
Theodor!
sen kötü adamısın bu hikayenin adını anınca kaşınıyor yaram
üç üç heceler tek tek sekerim tutsan elimden a la arabesk
hasılıkelam fransızca binerim tramvaya uyutursan koynunda
dahası ispanyolca yalarım acılarını unutursan sırtını döndüğünde
ayakta bile işerim ulan annenden bahsetmezsen!
son
theodor bir siktir git!

Kitaba çok büyük bir merakla başladım.20.yüzyıl’ın en büyük eserlerinden biri en nihayetinde lakin bu arkadaşın çeviri kalitesi Google Translate skalasında.Almanca pdf kullanarak Chat-gpt ile ilerlesem daha çok verim alırım bence.Ayrıca Niteliksiz Adamı’da çevirmiş ama onu okumadım bilmiyorum ama şu dakikadan sonra elimi sürmem onun çevirisine.Nasıl olabiliyor böyle birşey aklım almıyor.Milan Kundera’nın roman sanatını anlatırken en çok örnek vererek üstünde durduğu,Vergilius’un Ölümü’nü yazan adamın diğer büyük başyapıtı nasıl böyle iğrenç bir çeviriyle yayına alınabiliyor şaştım kaldım.Dune eserinde de Dost Körpe benzer bir vaka sanırsam ama Uyurgezerler’le Dune apayrı katagori.İkiside iyi hatta çok iyi emekle hazırlanmış çeviriyi hak ediyor ama Uyurgezerler’in böylesine vasat bir çeviriyle yayında olmasından rahatsız olan birtane bile mi Almanca çevirmen yok?Bu dilin başyapıtlarından biri bu ya.Benim de dilbilgim çok iyi değil ama eserde sorun basit dilbilgisinden ziyade özne ve özellikle cümle yapısı bozuklukları.Kitap Ulysses gibi de değil.Dilsel oyunlar yok.İngilizce ile karşılaştırdım saçma sapan kelime seçimleri var.İlk kitap olan Pasenow veya Romantik’i Aylak Adam yayınları da basmış ve pdf sine ulaştım,açık ara çok daha iyi ama onunda devamı yok.Neyse uzak durun arkadaşlar bu çeviriden ve eğer varsa bildiğiniz çeviri faciası yorum yazında yanlışlıkla almayalım.






































