Uzun zaman sonra açıklayamadığım şekilde “hissediyorum”. Garip..
Okudumolarak işaretledi.
Hakkari'de Bir Mevsim (Bez Ciltli)
Hakkari'de Bir Mevsim (Bez Ciltli)
Ferit Edgü
5/5 puan verdi
Everest Yayınları · 198 sayfa
heart
6 kişi
∙
Evler, ağaçlar, yıldızlar gibi görmeyiz insanları. Onları, belli bir biçimde karşılaşma ve böylece kendi içimizin bir parçası yapma beklentisiyle görürüz. Hayal gücümüz onları kendi arzularımıza ve umutlarımıza uyacak biçimde kesip biçer, ama aynı zamanda kendi korkularımız ve önyargılarımız da o insanlarda doğrulanabilmelidir.
heart
4 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Hakkari'de Bir Mevsim (Bez Ciltli)
Hakkari'de Bir Mevsim (Bez Ciltli)
Ferit Edgü
1. sayfada%1 · 198 sayfa
Everest Yayınları · 198 sayfa
heart
9 kişi
∙
Kılıçlar çekildi, vizelere çalışıyorum✒️
Gulshen 1793719612
heart
15 kişi
∙
Bir edebiyatçı olarak Oedipus analizini böyle yapıyorsundur ama Oedipus kompleksini bilen herkes kendini edebiyatçı sanıyordur..
Ame 1793719147
heart
13 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Viking Mitleri
Viking Mitleri
Snorri Sturluson
40. sayfada%18 · 224 sayfa
Say Yayınları · Çev. Ekin Duru · 224 sayfa
heart
8 kişi
∙
Okudumolarak işaretledi.
Bir Kuzey Macerası
Bir Kuzey Macerası
Jack London
4/5 puan verdi
İş Bankası Kültür Yayınları · Çev. Levent Cinemre · 51 sayfa
heart
7 kişi
∙
“Senelerce kendi milletini düşünceden mahrum, fikirsiz, medeniyetsiz, kültürsüz ve köksüz bulan aydınımız, fikir zeminimizdeki kısırlığın sonucunu görmüş, sebepleri üzerinde durmamıştır. Sonucu sebep yerine koyunca da problemler çığ gibi büyümüştür. Kendi tarihini, kültürünü ciddi bir referans kaynağı olarak görmeyenler, beyni ve ruhu işgal ve imha edilmiş bir anlayışla kitleleri öylesine ezmiş, onları zihni tembelliğe öylesine sürüklemiş ve tüketmiştir ki insanımız düşünce üretemez hâle gelmiştir. Nakilde ve tasvirde kalmış, batılı teorileri bir amentü olarak gören yerleşik aydın tavrı, düşünce hayatımızı sıkıntıya sokmuştur. (Prof. Dr. Pakize Aytaç)” – Türk Mitolojisine GirişFatma Ahsen Turan ve Meral Ozan
heart
2 kişi
∙
Daha Babıali yokuşunda, süngü takmış bir Fransız kıt'asının, başlarında mahut Marsaillaise, muntazam bir yürüyüşle yukarıya doğru çıktığını gördüm. Bu ihtilal ve insanlık türküsü bir işgal müfrezesine hiç yakışmıyordu. İçim garip bir isyanla dolu ters yüzü döndüm ve bir tramvaya atladım. Fakat bindiğim tramvay onlara Çarşıkapı'da yetişti. Bu sefer La Madelon, Madelon'i, dinlemeye mecbur kaldım. Sonradan yaptıkları harp edebiyatında o kadar adı geçen bu türkü tüylerimi diken diken etti. Bunlar haddizatında belki güzel şeylerdi. Fakat benim İstanbul'umda ne işleri vardı? Biz harbe girmekle hata ettikse, onlar bu muameleyi yaparak bu hatayı devam ettirmeli miydiler? Tarih bir yerde bütün hataların tasfiyesini yapmayacak mıydı? Kafam bu suallerle dolu, Fransız kıt'asının arkasından yavaş yavaş yürüdüm. Ve onların Aksaray'a doğru kıvrıldığını görünce ben de rahatça yoluma devam ettim. Fakat daha Vezneciler'de karşıma bir İskoçya kıt'ası çıktı. Bunların başında muzıkaları yoktu ve adetçe daha azdılar.
Bu tesadüf keneli memleketlerinde olsaydı yahut buraya bir dostluk tezahürü için gelmiş olsalardı, ilk defa gördüğüm kıyafetleriyle ne kadar hoşuma gidecekti. Fakat şimdi Bayezıt Camii'yle, Şehzadebaşı Camii'nin arasında, yüzlerinden keder akan bu halkın arasında sadece ıstırap veriyorlardı.
heart
7 kişi
∙
Dünyanın en korkunç insanı bile kıçını silmeyi hak eder.
heart
8 kişi
∙