"Ne yani, bizim köpek kadar değerimiz yok mu?""Öyle düşünme İsmail. Köpekti insandı ne fark eder, aynı gemideyiz işte, çalkalanıp duruyoruz, küresel ısınmaydı, orman yangınlarıydı, nükleer felaketlerdi, toptan batacağız yakında, Shakespeare bile unutulacak.""Yok arkadaş! Ben yediremiyorum bu hareketi kendime."
“I believe the realism has to be re-invented. It has to be continously re-invented” s.172
ki, o günkü yazarların pek çoğu da böyle yazıyordu. Kitabı okurken, burada en çok dikkatimi çeken “uzun ince kağıt” olmuştu. Gerçekten de A4 kağıdını kısa kenarından katlayınca el yazısı daha derli toplu gözüküyor. Yapay zeka, o dönemde “uzun ince” kağıda yazmanın, pratiklik ve zamanın basım teknolojisi ile alâkalı olduğunu da söylüyor. (Sigara sağlığa zararlıdır.)
"—İlk yazmaya başladığım zaman, çocuklarım daha pek küçüklerdi. Hizmetçi filan gelir; durmadan şunu bunu sorarlardı. Onlara cevap verirdim; kalemimimi de kâğıttan ayırmazdım. Fikirler beynimde o kadar şiddetle yer tutmuş olurlardı ki hiç bir yabancı ses onların yoğunluğunu dağıtamazdı. Fakat şimdi yalnızlık ve sessizlik arıyorum. Meselâ romanlarımı herkesten uzak bir yerde yazarım ve son derece titiz, sinirli olurum. Yanımda çok kahve, çok sıgara olmalı. Hem birkaç kutu sigara üst üste durmazsa rahat edemem. Kâğıtlarımın büyüklükleri de hep aynı ölçüde olmalı. Daima ince ve uzun kâğıda yazarım; yazdığım yer de alıştığım yer olmalı. Masam, hokkam, kalemim falan..."(...)—Bu hazırlıklarınız tamam olduktan sonra kaç günde kaç sahife yazabilirsiniz?"—Bazan yirmi, bazan elli; bazan da ancak sekiz."Eliyle çenesini tuttu ve biraz düşündükten sonra:"—Mübalağa olmasın ama, dedi. Yazdığım zaman bir haftada elli altmış cümle bile söylemem ve bu sıralarda bana bir şey söyledikleri zaman son derece titizlenirim. Yazdığım şeyi o kadar severim ki, başından sonuna kadar, bende ve ruhumda o eser ihtiraslı bir hummâ olur.''
https://www.youtube.com/watch?v=JTRmTpYPxdI

cinematic color-grading/ copycat edit (adobe photoshop denemelerimden)
Dîvânu Lugâti’t-Türk’te geçen erkek isimleri.
•Abı: Doğrudan erkek adı olarak geçmektedir.
• Arwuz: Erkek adıdır.
• Badruq: Daha önceki sorunuzda da yanıtladığımız gibi bir erkek adıdır.
• Beki: Bir erkek adıdır.
• Beklen: Bir erkek adı
• Buluç: bir erkek adı
• Burslân: Kök anlamı “kaplan” olsa da, bir erkek adı olarak kullanıldığı belirtilmiştir.
• Qalalduruq: bir erkek adı
• Qatmış: bir erkek adı
• Qapân: Erkek adı olarak verilmiştir.
• Qawşut: Temel anlamı ülkelerinin refahı için iki hakanın bir araya getirilip barıştırılmasıdır; buradan hareketle bir erkek adı olarak da kullanılır.
• Qutan: bir erkek adı
• Tegiş: Bir erkek adıdır.
• Tutuş: Bir erkek adıdır. Tartışma ve çekişme.
• Togrıl: Yırtıcı bir kuş.
• Yagan: Asıl anlamı “fil” olmakla birlikte, bir erkek adında da kullanıldığı aktarılmıştır
• Atış: Bir erkek adı.
• Bulgâq: Bir erkek adı.
• Qatmış: Bir erkek adı.
• Quluç: Bir erkek adı.
• Qutlug: Kök anlamı “kutlu, mübarek” olmakla birlikte bir erkek adı olarak da kullanılır.
• Utar: Eserde geçen bir dörtlükte “Al bunu Utar” şeklinde bir adamın adı olarak geçer.
Tarihi Kişiler, Beyler ve Şeflerin Adları:
• Barsgân ve Bârmân: Her ikisi de Afrâsiyâb’ın oğullarının adlarıdır.
• Selçük: Günümüz Sultanlarının büyükbabasının adıdır (Selçük Sü Başı).
• Çağrı: Kök anlamı “doğan” kuşu olan bu kelimeden “Çağrı Beg” adı türemiştir.
• Çangşı: Bir Hoten beyinin adıdır. Bu adın Cemşit sözcüğünden dönüştüğü söylenir.
• Çoglân: Bir Qarluq şefinin adıdır.
• Budrâç: Yabâqu şeflerinden birinin adıdır.
• Qumuq: Kâşgarlı Mahmûd’un bir süre yanında bulunduğu beylerden birinin adıdır.
• Tapar: Qıfçâq Hakanlarından İnâl Öz’ün iki oğluna verilen addır.
• Yawlâq Sarig: Bir beyin adıdır.
• Çüçu: Bir Türk ozanının adıdır.
• Qulbâq: Balâsâgün dağlarında görünen bir Türk çilecisinin (dervişinin) adıdır.
“baturgân”, “sır (söz ve benzerlerini) saklayabilen adam” anlamında kullanılmaktadır. Eserde bu kelime, “bu kişi ol söz baturgân” cümlesiyle örneklendirilmiştir.
Bektür, bir erkek adı olarak geçmektedir. Eserde belirtildiğine göre bu ismin kökeni, “yerinde sağlam dur” anlamına gelen “bek tur” ifadesine dayanmaktadır
























