Nurhak
@meow
12 Takip22 Takipçi
11,2K Puan
"Adeptis"Adeptis
tuna yamac 06Isimsiz YokkisiLubabeAeloria.silverbladesenakaplan +16
Kullanıcı kendisi hakkında bir açıklama yazmamıştır.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
...bir piyes için ‘dekor’ ne ise, bir roman için de “ tasvir” odur. Anlatı için böyle bir ağırlığa ve öneme sahip olan tasvirin, romancı tarafından yerinde ve yeterince uygulanması gerekir. Tasvirde abartı, romanı güçlendirmez; tam tersine zayıflatır. Çünkü abartılı tasvir, okuyucunun ilgisini, bir anlamda resme değil, çerçeveye çeker, onu edilgen kılar; dolayısiyle okuyucu-eser bütünleşmesi beklenen düzeyde gerçekleşmez.
heart
13 kişi
Baya sıkıldım ama zorluyorum kendimi 🙂
Okuyorumolarak işaretledi.
İki Şehrin Hikayesi
İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens
230. sayfada%50 · 464 sayfa
Can Yayınları · Çev. Meram Arvas · 464 sayfa
heart
cute
15 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
İki Şehrin Hikayesi
İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens
174. sayfada%38 · 464 sayfa
Can Yayınları · Çev. Meram Arvas · 464 sayfa
heart
14 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
İki Şehrin Hikayesi
İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens
20. sayfada%4 · 464 sayfa
Can Yayınları · Çev. Meram Arvas · 464 sayfa
heart
alkis
10 kişi
Okudumolarak işaretledi.
Asılacak Kadın
Asılacak Kadın
Pınar Kür
4/5 puan verdi
Can Yayınları · 152 sayfa
heart
14 kişi
Kültürü sanki özerk bir varlıkmış gibi tanımlıyor, sonra da iki kültür arasında bir evlilik öneriyordu Peyami Safa. Türkiye Doğu'nun manevi iklimini, Şark'ın ruhsal cevherini kaybetmeden Batı medeniyetine dahil olmalı, "makine medeniyeti"ni kendine has bir "spiritüel mukavemet"le dengelemeliydi. Doğu Batı'ya zengin bir ruh, Batı Doğu'ya maddeyi zekâ emrinde kullanmanın sırrını verecekti. Türkiye "modern"le "mistik"in, akıl"la "inanç"ın, "madde"yle "mana' nın buluşma yeri olacaktı. İzdivacın ardında bir Gökalp sentezi olduğunu biliyoruz: Biçim onlardan öz bizden, bilim-teknoloji onlardan duygular-zevkler bizden, medeniyet onlardan hars bizden formülü. Batı'yla karşılaşmanın doğurduğu krizi yatıştırmak üzere geliştirilmiş bu formül, Gökalp'in "Türkleşmek", İslamlaşmak", "muasırlaşmak" bileşenlerindeki irili ufaklı ayarlarla cumhuriyet tarihinin bütün yönetici kadrolarının kullandığı altın idare formülüydü. Safa'nın formülü eğip büktüğü anlar yok değildir. Türk İnkılâbına Bakışlar'da (1938) "Avrupa medeniyetini yalnız tekniğiyle değil, bütün düşünme metodu ve yaşama tarzıyla birlikte" kabullenmemiz gerektiğini, "Batı Örneği"nde (1955) tekniği alırken ruhumuzu da Batı'ya biraz yaklaştırmamız, "baygınlık verici, iradesiz ve teslimiyetçi hislerimizden" ayrılmamız gerektiğini söyler. Ama tipik Safa tavrı (yine bir raylı sistem üzerinden açıkladığı gibi) "Garp trenine milli ruh"la binmek, Avrupa'nın makineleşmiş ruhuna kapılmamak için "Allah'a bağlı tarihimizin ruhuna ve geleneklerine" sadık kalarak medenileşmektir. Nitekim Fatih-Harbiye'nin sonundaki "sentez" toplantısında Ziya Gökalp de müderris Şeref Bey olarak yerini almıştır.
heart
17 kişi
Fatih-Harbiye okurları Safa'nın yüzyıllık kültür savaşlarının sonunu daha o zamandan gördüğünü düşünüyor olabilir. Çünkü Fatih-Harbiye'den seksen küsur yıl sonra "Neriman" oyunu gerçekten "Fatih"e verdi. Ülkenin sahici değerlerini, yıllardır ikinci plana atılmış yerli halkını, geleneklerine ve inançlarına bağlı milleti temsil ettiğini söyleyen siyasi kadrolar iktidar oldu.
"Neriman"ı tırnak içine aldım. Çünkü romanda arzuları, korkuları, kederleri olan bir kadından çok, ulusun seçimine işaret eden bir göstergedir Neriman. Ama "Fatih'i de tırnak içine aldım; çünkü o da semtin kendisinden çok, "el konan" anlamının işaretidir. Doğu-Batı ayrımının "ampirik ile imgeselin tuhaf bir bileşimi" olduğunu söylemişti Edward Said. Fatih-Harbiye ayrımı da semtlerin ampirik özellikleriyle imgesel-ideolojik içerikleri belli bir kurgu içinde iç içe geçirir. Bir yanda fakirlik, Doğululuk, dindarlık, manevilik, yerlilik ve sahicilikten dokunmuş bir Fatih vardır; diğer yanda zenginlik, Batılılık, yabancılık, kozmopolitlik, sahtelik ve iğretilikten dokunmuş bir Harbiye?
heart
12 kişi
''Düşündüğümüzü dile getirmek, açık ve net olmak kötüyse, ben kötü biriyim. Aslında, aile içindeki durumları analiz eden üvey evladım.''
Foucault çalışmasında Kinikler tarafindan kullanılan üç ilkeden söz eder: eleştirel vaaz, skandala yol açan davranışlar, kışkırtıcı diyalog. Rollerin tersyüz edilmesi ve keskin ironi ile birleşen bu anlatı stratejileri şiiri mutlak dürüstlük üzerine bir performansa dönüştürür. İfşa ettiği kimliği ile horlanan, ötelenen, abjecte dönüştürülen özne, konuştukça heteronormatif dünyanın rollerini tersyüz eder, o dünyanın iktidar gücünü alaşağı eder. Şiirler bu yanlarıyla otobiyografik bir meydan okumadır. Hedeftekilerle mücadele muhataba seslenişte kendiliğin yeniden kurulmasına, özsaygının yeniden kazanılmasına olanak verir. Kandırmacayı değil dürüstlüğü, sahteliği değil hakikiliği seçen kişi, hayat yerine ölümü koymayı da göze almıştır. Böyle bir varoluşa toplumun cezası onu dışarı atmak olacaktır. Statü kaybı, dışlanma gibi nedenlerle pek çok konuda susulan toplumda gerçekleri söyleyecek kadar deli ve cesur olmak hem gerçek hem simgesel anlamıyla ölümü göze almakla eştir. Konuşabilme özgürlüğüne rağmen susanlar arasında hayatı pahasına konuşmak. Parrhasia budur. k Iskenderin yapmaya niyetlendiği, çalıştığı da. Topluma, toplumdan atıldığı yerden konuşur, onların duymayı göze alamayacağı şeylerden, bazen iğrenç, tiksindiren, parçalayıcı, yaralayıcı şeylerden söz eder. İkiyüzlü toplum ahlakının karşısına bir küstah ahlaksız olarak, tüm normları yıkan bir cüretkâr olarak çıkar. Onları rahatsız etmek, utandırmak, kendilerine getirmek ister. Büyük Öteki için yerleşik kanıları/kuralları tehdit eden bir bozguncudur.
heart
12 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
Cadılık
Cadılık
Malcolm Gaskill
26. sayfada%14 · 186 sayfa
Dost Kitabevi · Çev. Sinem Gül · 186 sayfa
heart
14 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
Roman Sanatı 1
Roman Sanatı 1
Mehmet Tekin
135. sayfada%42 · 323 sayfa
Ötüken Neşriyat · 323 sayfa
heart
9 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!