Tomris Balkış
@Tomris
9 Takip7 Takipçi
1,2K Puan
"Novicius"Novicius
yucekankazhilalllemontrugdavutsakalliOzymandiaskaya +1
"Şiirlerin gölgesinde dinlenen, romanların peşine düşen, kelimelerle dost olmaya çalışan bir okur."
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
Haydar Ergülen benim için kalemi olsun aşka olan bakışı olsun her yönden beni etkileyen ve en sevdiğim dediğim benim için yeri o kadar ayrı olan bir şair ki. Bu kitabını da karısı ve kızı için yazmış, her bir satırı okurken ağlatıyor insanı… Harika ötesi
Okuyorumolarak işaretledi.
İdilikler
İdilikler
Haydar Ergülen
32. sayfada%36 · 88 sayfa
Kırmızı Kedi Yayınevi · 88 sayfa
heart
6 kişi
∙
Güzel bir pazar olsun… Modlar düşük olsa da
Tomris 1781445372
heart
13 kişi
∙
En sevdiğim yazarlardan biridir kendisi ki bu kitabı benim için ayrı önem taşıyor kitabın gerçek olaylardan esinlenmesi Azra karakterinin gerçekte kim olduğu şuan ne yaptığı hep bir merak olarak kalacak okuyucuların içinde.
Okudumolarak işaretledi.
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir
Hakan Mengüç
Destek Yayınları · 216 sayfa
heart
9 kişi
∙
"Benim için olduğun insan olmaktan vazgeçersen, yürümen gereken yolu demlenerek yaşamaya çabalarsan, en çok bana uzak olursun Azra."
heart
4 kişi
∙
Son videodan gelip merak ettik e alalım okuyalım o zamann
Okuyacağımolarak işaretledi.
Ses ve öfke
Ses ve öfke
William Faulkner
Yapı Kredi Yayınları · Çev. Rasih Güran · 294 sayfa
heart
cute
10 kişi
∙
Kitapta en kaybolduğum kısım kitabın aşk acısından çok insanın bazen kendi kurduğu hayallerin içinde kaybolabilmesini anlatması. Ki bence bu yüzden aradan yüzyıllar geçse de hala birçok okurun kalbine dokunmayı başarıyor.
Okudumolarak işaretledi.
Genç Werther’in Acıları
Genç Werther’in Acıları
Johann Wolfgang von Goethe
4/5 puan verdi
Can Yayınları · Çev. Nihat Ülner · 163 sayfa
heart
cute
9 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Genç Werther’in Acıları
Genç Werther’in Acıları
Johann Wolfgang von Goethe
52. sayfada%32 · 163 sayfa
Can Yayınları · Çev. Nihat Ülner · 163 sayfa
heart
8 kişi
∙
😵 Bitkin hissediyor
Bir insanın kendi hayallerinin kıyısında durup onlara yalnızca uzaktan bakması kadar ağır bir yazgı var mıdır, bilmiyorum. İnsanlara hep aynı şeyi söylüyorum: Hayallerinizin önünde kimsenin durmasına izin vermeyin. Çünkü bir hayal, başkalarının gölgesinde solup gidecek kadar değersiz değildir. Fakat ne tuhaftır ki insan, başkalarına verdiği öğütlerin en sadık dinleyicisi olamaz çoğu zaman. Terzi kendi söküğünü dikemez derler; ben de kendi içimde açılan o derin yarıkları yıllardır seyretmekle yetiniyorum.
Hayallerimin önünde duran engellere kimi zaman karşı koyacak gücü bulamıyor, kimi zaman da mücadele etmenin yorgunluğuna sığınıyorum. Ve sonra, bir köşede sessizce bekleyen hayal kırıklıkları birikiyor içimde. Her biri, gerçekleşememiş bir ihtimalin, yarım kalmış bir cesaretin ve ertelenmiş bir hayatın hatırası gibi.
İnsan sanır ki onu öldürecek şey büyük felaketlerdir. Oysa bazı acılar vardır; ne bir gürültüsü vardır ne de bir yıkımı. Sessizce gelirler. Her gün biraz daha eksiltirler insanı. Ulaşamadığın hayallerin gölgesi, zamanla omuzlarına çöker. İçinde yaşamayı bekleyen onlarca hayat varken yalnızca bir tanesini sürdürmek zorunda kalmak, ruhun en derin yerinde ince bir sızıya dönüşür.
Belki de insanı yavaş yavaş tüketen şey, kaybettikleri değil; yaşayabilecekken yaşayamadıklarıdır. Bir gün dokunacağını düşündüğü düşlerin, zamanın öteki kıyısında silikleşerek kaybolduğunu görmek… İşte asıl acı budur. Çünkü bazı hayaller ölmez; yalnızca sahibinin yüreğinde sessiz bir ağıt gibi yaşamaya devam ederler. Ve insan, en çok da kendi içinde yarım bıraktığı hayatların yasını tutar…

https://open.spotify.com/track/7hN5MWu7ElpgqqCzg9wyTw?si=Fs1uxIZPS82XBI6Gf1dQ-A
Kaybolmam Lazım
Kaybolmam Lazım
http://OPEN.SPOTIFY.COM
Kaybolmam LazımPeyk · Kaybolmam Lazım · Song · 2023
heart
10 kişi
∙
Bir pencerenin önünde duruyorum.
Gün, acele etmeden geçiyor.
Bazı insanlar hayatı büyük olaylarda arıyor, ben küçük anlarda buluyorum onu.
Bir kitabın arasında unutulmuş bir kurutulmuş çiçekte,
sabah demlenen çayın buharında,
bir plağın ilk çıtırtısında…
Zaman geçiyor elbette.
Çiçekler soluyor, mevsimler değişiyor, insanlar geliyor ve gidiyor.
Ama hayat, çoğu zaman sandığımız kadar uzak değil.
Bazen bir sayfanın kenarına düşen güneşte,
bazen suladığımız bir saksının yeni filizinde,
bazen de sessizce oturup hiçbir şey yapmadığımız birkaç dakikada saklı.

Büyümek, her şeyi çözmek değilmiş.
Büyümek; bazı soruların cevapsız kalacağını kabul etmekmiş.
Ve galiba yaşamak da biraz böyle…
Eksiklerle, bekleyişlerle, yarım kalan cümlelerle…
Ama yine de güzel.
Çünkü her sabah yeniden açılan bir perde var.
Yeniden okunacak kitaplar,
yeniden dinlenecek şarkılar,
yeniden sevilecek insanlar var.
Ben bugün, elimde bir kitap ve içimde sakin bir umutla,
hayatın telaşına değil, ritmine kulak veriyorum.

Ve biliyorum ki…

Hayat bazen yalnızca bir plağın dönmesi,
bir çiçeğin suya kavuşması,
ve insanın kendi sessizliğiyle dost olması kadar basit.
~Tomris
heart
alkis
10 kişi
∙
Kız, artık kaçıncı kez aynı duvarın karşısında durduğunu bilmiyordu. Bazı insanlar bağırırdı. Bazıları giderdi. O ise kalıyordu. Kalırken kırılıyordu. Kırılırken de kimseye göstermemeye çalışıyordu. Çünkü onun sevgisi yüksek sesli değildi. Onunki, sessizce yapılan fedakârlıklardan oluşuyordu. Bir şey eksik olduğunda tamamlayan oydu. Sorun çıktığında çözen oydu. Alttan alan, bekleyen, anlayan oydu. Ve günün sonunda bütün bunlar sanki hiç yaşanmamış gibi davranılması canını acıtıyordu. Çünkü insan yaptığı şeylerin karşılığını istemeyebilirdi. Ama yok sayılmasını da istemezdi.
En çok da buna kırılıyordu. Karşısındaki adamın gözünde, verdiği onca emek sıradan bir şeymiş gibi duruyordu. Oysa kız, bazı günler sırf o üzülmesin diye kendi üzüntüsünü içine gömmüştü. Bazı geceler sırf kavga büyümesin diye haklı olduğu cümleleri yutmuştu. Bazı zamanlar sırf ilişki zarar görmesin diye kendi gururundan vazgeçmişti. Bunları anlatmaya çalıştığında ise aldığı cevap hep aynı kapıya çıkıyordu: “Yapmasaydın.”
Ne garipti. İnsan bir başkası için gösterdiği çabadan dolayı suçlu hissettirilebilir miydi? Kız bazen bunu düşünüyordu. Sonra karşısındaki adamı izliyordu. Adam hâlâ kendini mağdur sanıyordu. Hâlâ en büyük fedakârlıkları kendisinin yaptığını düşünüyordu. Ve en kötüsü de buydu. Kırılmak değil. Anlaşılmamak. Bir insanın seni hiç duymadan cevap vermesi. Sana değil, kendi haklılığına konuşması.
Kızın içinde gün geçtikçe büyüyen şey öfke değildi. Öfke daha kolaydı. Onun içinde büyüyen şey yorgunluktu. Çünkü insan, sevmediği biri tarafından kırıldığında toparlanabiliyordu. Ama sevdiği biri tarafından sürekli kırıldığında ne yapacağını bilemiyordu. Gitmek istemiyordu. Kalmak da canını yakıyordu.
İşte bu yüzden bazı geceler sessizce tavana bakıyordu. Aklından tek bir cümle geçiyordu:”Ben bunca zamandır seni anlamaya çalışırken, sen beni anlamayı hiç denedin mi?”
heart
6 kişi
∙