Davut Sakallı
@davutsakalli
24 Takip16 Takipçi
10,7K Puan
"Adeptis"Adeptis
tuna yamac 06Isimsiz YokkisiozgurcicekAgatha_Tifakayaahme_trock20 +10
Kullanıcı kendisi hakkında bir açıklama yazmamıştır.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
Cumhuriyet, nr. 9436, 12 Kasım 1950
Devlet, bina yapma işinde daima megaloman ve gösterişcidir. Hele uzun asırlar bekledikten sonra günün birinde gayrete gelip kolları sıvadığı zaman mekteb, daire, hastane, tiyatro vesairenin en büyüğünü yapmağa kalkar. Devlet ne kadar küçük ve fukara olursa bu noktadaki ihtirası o kadar azıp kudurur. Misali Balkanlar ve Güney Amerika'daki ufak devletlerden çoğunun İngiliz devletinden ihtişamlı operaları vardır. Kadın erkek bir kısım ahali arasına malûm çöplüklerden çıkıp gece karanlığında malûm çöplüklerden geçerek sırtlarında fıraklar, nadide İspanyol şalları, ellerinde dürbünler ve yelpazelerle operaya gelirler, devlet büyükleri de aralarında olarak İtalyanların travayatasını dinlerler ve tiyatromuz oldu, diye birbirlerini tebrik ederler.
heart
10 kişi
∙
Zaman Gazetesi, nr. 193, 19 Teşrinievvel 1918 (1334)
(...)Hayatı uzun bir uyku gibi gören, yemek ve sevmek saâdetlerinden başka haz tanımayan, ömürlerini mütemadi bir esneme içinde geçiren alay, alay insanlar vardır. Artık böyle insanlardan mümkün olduğu kadar az yetiştirmek, hayatı sevecek rengini ve zevkini duyacak ruhlar yetiştirmek elbet istenilecek bir şeydir. Hayattan canlı nümuneler getiren temsilleri bu maksada varmak için en iyi bir vâsıta olarak kullanabiliriz. Mamafih hemen söyleyelim ki tedrisât programlarımız için şerefli bir yenilik teşkil eden mektep temsillerini ne kadar mümkünse o kadar fenâ tatbik ediyoruz.

heart
8 kişi
∙
Zaman Gazetesi, nr. 140, 24 Ağustos 1918 (1334)
(...)Avrupa âlimleri "inkılâpçılar iki kat kuvvet sarf etmek, iki defa çalışmak mecbûriyetindedirler. Birisi eskiyi yıkmak, ikincisi yeniyi yapmak için" yolundaki sözlerini sâdece lâkırdı olsun diye ortaya atmıyorlar. Zâten diğer ictimâî müesseselerimizin ıslahı için uğraşanlar da aynı hâle maruz bulunmuyorlar mı? Durup dinlenmeden yıllarca kayaların dibini yeyip aşındıran sular gibi genç artistlerimiz de eski kanaatın temellerini çürütmeli ve artist sınıfının haysiyet ve itibarını iade etmeli.
heart
8 kişi
∙
Zaman Gazetesi, nr. 311, 15 Şubat 1919 (1335)
Hayatta bir çok acı ve elîm hakikatler vardır ki eski tiyatro usûlleri vâsıtasıyla halktan gizlemek yâhut başka bir şekilde göstermek mümkündür. Yeni tiyatro hakikatı bütün çıplaklığıyla göstermek mecbûriyetindedir. Onun için sade ve sâf adamlar yeni tiyatroyu çok kere ahlâksızlıkla itham ederler ve eski tiyatronun kuru, tesirsiz ve sahte bir lâkırdıdan ibâret kalan ahlâkçılığını tercih etmek isterler.
heart
12 kişi
∙
Ulus, nr. 8182, 13 Mayıs 1944
“Yaprak Dökümü” adlı romanını, nasıl tiyatroya uyarladığını, uzun uzun (makale dizisi halinde) bütün detayı ile anlatmış.
Romandan ve hele benimki gibi eskimiş bir romandan çıkarılmak istenen piyese gelince!
On beş sene, epiyce uzun bir zamandır, siz bugün hemen hemen başka bir insansınız. Romanınızı yazdığınız zamanki hava bütün şartlariyle değişmiştir. Kitabı, üstündeki tozları silkeliyerek tekrar açtığınız zaman, vaktiyle içinde yaşadığınız, neşe ve acılarını paylaştığınız bir eve uzun senelerden sonra misafir gitmiş gibi yabancısınız. Unutulmuş bir plana göre yapılmış taksimatını bile tanımakta güçlük çektiğiniz koskoca bir barhane... Kalabalık ailesinin belli başlı çehrelerini hatırlarsanız bile bir çoklarını hattâ tanımakta güçlük çekiyorsunuz. Şahıslar ihtiyarlamış, söyledikleri ve yaptıkları şeylerin mobillesi, derin sebepleri olan heyecanlar kaybolmuştur. Şimdi sizden istenen iş, daha doğrusu kimse istemeden sizin kendi kendinize yüklendiğiniz iş bu barhanenin enkazı ve belli başlı insanlarıyle yeni bir yapı kurmaktır. Bu yapı hem o barhaneye benzemek, hem de ayrı bir mimarinin kaidelerine, romandan büsbütün başka bir şey olan tiyatro mimarisine uymak zorundadır. Vaktiyle en geniş imkânlarla alabildiğine uzun zamanlar ve alabildiğine uzun mesafeler içine dağıttığınız bir yapının benzerini üç dört küçük zaman ve mesafe bölmesi içine sıkıştırmak zarureti.
(...)
Şu halde tutulacak yol artık görülmüştür. Mademki kendinizi artık geri dönülmeyecek kadar bu işe angaje görüyorsunuz, barhaneyi elinizden geldiği kadar yıkacaksınız ve şahıslardan ancak bir kısmını alarak her birinin ağaçlanmış ve tekrar yeşermesine imkân kalmamış taraflarını ayıklayacak ve yeni insanlar haline sokacaksınız, sonra da esere yeni hayatlarının dinamizmini getirecek bir kaç yeni şahsı ilave ederek bir yeni personel kadrosu yapacaksınız.

heart
11 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Reşat Nuri Güntekin'in Tiyatro İle İlgili Makaleleri
Reşat Nuri Güntekin'in Tiyatro İle İlgili Makaleleri
Reşat Nuri Güntekin, Kemal Yavuz
137. sayfada%21 · 640 sayfa
Kültür Bakanlığı · 640 sayfa
heart
8 kişi
∙
(*) parantez içlerini ben ekledim.
Zaman Gazetesi, nr. 242, 7 Kanunevvel 1918 (1334)
"Macbeth" misali bize başka bir hakikati de gösteriyor. Shakespeare yeni bir müellif olsaydı "ilm-i cinayet'in (kriminoloji)* mâder-zâd (doğuştan)* cânilere ait faslını tedkik eder; bol bol not alır; sonra eserini yazardı. Fakat mâdemki bu ilim yeni ve Shakespeare ondan çok eskidir, şu halde bir çok seneler sonra keşfi mukadder bir hakikati Shakespeare kimden, hangi âlimden öğrendi? Dehâsından, yüksek olan dehâsından. Dehânın öyle büyülü bir radyumu var ki bir anda vardığı karanlık köşeye ilim gözü yıllarca aranmalardan, uğraşmalardan sonra erişebiliyor.

heart
10 kişi
∙
Kimsenin pek okumadığı kitapları okumaya devam 🙂 Birazcık uzaklaşayım şu hayattan yeter. Devletimiz Reşat Nuri Güntekin’in sigaralı resmini yaptırmış kapağa.(Yorumlarda) Okumaya başlar başlamaz parçalandı cilt. İlk makaleler Osmanlıca. Hazırlayan konulara göre ayırmış.
Okuyorumolarak işaretledi.
Reşat Nuri Güntekin'in Tiyatro İle İlgili Makaleleri
Reşat Nuri Güntekin, Kemal Yavuz (Hazırlayan)
33. sayfada%5 · 640 sayfa
Kültür Bakanlığı · 640 sayfa
heart
bomba
11 kişi
∙
Türk -İslâm Efsaneleri, M. Necati Sepetçioğlu, Yağmur Yayınları, 1973. Sayfa: 88.
Lâleler Tanrınındı: Onları incitemezdi. İnsanlar da Tanrınındı; Lâleli Baba insanları da incitemezdi. Yaradılanı hoş görürdü yaradandan ötürü. (...)
heart
8 kişi
∙
Türk -İslâm Efsaneleri, M. Necati Sepetçioğlu, Yağmur Yayınları, 1973. Sayfa: 91
Gemici Rumdu Rum olmasına ya öteki Rumlar gibi değildi; saftı, yüreği temizdi, kimsenin kötülüğünü istemez ve insanları kusurlarıyla birlikte severdi. Tanrıya yalvarıyordu: «Tanrım!..» diyordu; «Bu şarabı İstanbul'da bekleyenler var. Onlar da bunun hastası işte... fırsat ver de götüreyim, sevinsinler...»
heart
8 kişi
∙