beynimolmuşkadayıf
@beynimolmuskadayif
14 Takip17 Takipçi
3,0K Puan
"Discipulus"Discipulus
tuna yamac 06zeynepsyblackwillowHikayeyiyenmemeddIsimsiz Yokkisi +11
Edebiyatla ilgilenmeye çalışıyorum. Rock/metal çevirileri yaptığım mütevazı bir YouTube kanalım var.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
SOSYOLOJİ okuyan/okumuş olan Mokita kullanıcıları arıyorum:)
Not: Gönderi denen nimeti bu şekilde kullanmak ne kadar doğru bilmiyorum, eğer yanlış bir şey yaptıysam lütfen modlar beni uyarsın:) Gerekirse gönderiyi hemen kaldırırım. Rahatsızlık verdiysem özür dilerim.

Yks’den yeni çıkmış bir bireyim ve sosyoloji okumak düşündüğüm seçeneklerden biri. Eminim içinizde üniversitede sosyoloji bölümüyle haşır neşir olan birileri vardır. O kişiler eğer mesajlaşma özellikleri açıksa ve bana yazarlarsa çok sevinirim zira sosyoloji okumakla ilgili merak ettiklerim var. Eğer mesajlaşma özelliğiniz açık değilse bu gönderinin altında da buluşabiliriz, ilkini tercih ederim. Şimdiden teşekkürler:)
heart
6 kişi
şahsa münhasır sebepler I
Bu metni tekrar tekrar okumak istiyorum. Altını çizdiğim yerler ayrı bir hoşuma gitti.
​Asla bir romancı olarak tanınmayacağım. Akıllarına bile gelmeyeceğim. Çünkü ben akılları rahatsız edecek kadar sahiçi yaşayabildim. Bir şair olarak anılacağım da kuşkulu aslında; yazarken imla kurallarına dikkat edecek kadar ayrıksam da Nâzım'ın ya da Edip'in olduğu bir ülkede kim profesyonel ve utangaç bir serseriye, üstelik bir ibneye şair diyebilecek kadar cesur ki?! Ben bile korkak sayılabilirim bu meselede.

​Doğrusu, alkolik olduğumu bile sanmıyorum. Evet, her gün bayılana kadar içebiliyorum. Ama atlar da koşuyor. Koşan bir ata nasıl atlet denilmezse, benim her gün içki içmemi de alkolizme bağlayamayız. Bu bir tür, fizyolojik gereksinim değil benim için. Daha çok, örtüşme. En doğru tanım bu. Örtüşme. Unutmak ya da hatırlamak için de içmiyorum. Unutabileceğim ya da hatırlayacağım bir şey yok. Ne bunadım ne de bir ansiklopedik hafızayım. Gırtlağımdan aşağı akarken yemek borumu yakan, midemi ekşiten o sıvılara karşı bir aşk besliyorum. Aşıkları suçlamak, yalnızların salaklığıdır. Bana alkolik diyenlerin bir bira içtiklerinde masaya kusmalarının sebebi ben miyim yani?! Yeteneksizlikleri benim hayat başarılarımı gölgelememeli.

Herhangi bir madde olarak huzursuz ama keyifli bir ömür sürdürdüğümü iddia edebilirim. Güzel bir çocuk, çirkin bir adam, istediklerinin bazılarını kolay elde etmiş ve zahmetleri karşılığında yorulmuş, aksi biriyim. Ergenliğim bitene kadar herkes kadar dayak yediğim, doğrudur. Galiba herkes adına dayak yediğim bir çocukluk da yaşadım. Babamın dayakları çeşitli konulara dayanırdı: Saçımın on dakikada bir taranmaması, akşam iş dönüşlerinde kapıda onu bekleyip el öpmemek, solaklığımın tedavisi doğrultusunda sol elimin hapsolduğu pantolon içinden çıkartılıp tarafımdan kullanılması, iğrendiğim ciğeri yememem ve genel iştahsızlığım. Sanırım, Deniz Gezmiş'i ve arkadaşlarını astığım için de, devrim yapılamadığı için de, askeri darbelere maruz kaldığımız için de sürekli dayak yerdim. Kısacası, babam, partisine bağlı, aile bireylerinin şiddet ihtiyaçları konusunda çalışkan bir komünistti.

Yaklaşık ortaokula başlayana kadar onunla birlikte hafta sonları zorunlu öğle uykusu talimlerine çıkardım; yatakodasının kapısı kapatılırdı ve horlayan bir adamın yanında saatlerce battaniyenin, halının desenleriyle içkonuşmalar yapardım. Ta ki o uyanıp kulunçlarını patlatmama, cılız parmaklarımla yağlı sırt derisinde uzun süren masajlarıma başlayana kadar. Evet, şahane bir çocukluktu benimkisi. Babama çok şey borçluyum.
​Anneme gelince, o mükemmel bir kadındı. Ressam kocasının fırça darbelerinden sebeplenmiş, faşist babasından kurtulmak için evliliği bir kurtuluş yolu olarak görmüş, duygusal, içten, ana bir kadındı. Onun çocuğu olduğum için mutluyum. Keşke İsa ve Meryem gibi, Yahya da olmadan, ikimiz şu işi halledebilseydik.. Ama din, bazen hayata tatbik edilemiyor. Harddisc'in arızalı olduğu bir evrende A grubu kan taşısan ne yazar, B grubu kan taşısan ne yazar?! AB ve 0 hususunda yorum yapamam henüz. Neptün'den sonrasını düşünmedim. On milyardan ötesine saymadım sayıları. Mikser, bisiklet, çamaşır makinesi, kamera kullanmasını bilmem; fotoğraf makinesine film takmaktan anlamam. Ama hangi içkinin sarhoşluğunda hangi pozisyonda seksin iyi gittiğini benden öğrenebilirsiniz. Açlığın ve aç kalmanın ne olduğunu da anlatabilirim. Herkes ileri derecede yabancı dil bildiğimi iddia edebilir: Koskocaman bir yalan. Beceremedim. Türkçe düşünmekten, Türkçe hissetmekten dolayı beceremedim. Merak edenler için söylemeliyim: Çocukken tecavüze uğramadım. Dinle alakam yoktur. Ama her türlü inanca saygı duyarım. Her türlü inancın ibadethanelerini gezmeye çabalarım; bana garip bir huzur verir. Peygamberleri çok severim. Onları farklı değerlendiririm çünkü: Büyük birer sanatçı olarak. Aklın sınırlarını zorlayan sanatçılar!

​Birinci perde yeter! Işıkları açın.
heart
16 kişi
İnternetten alışveriş yaptığım bir sahaf bana bu kartı hediye olarak göndermişti. 1994 senesinden kalma, benim için çok değerli bir şey. Şimdi İt Cazı’nı okurken ayraç olarak kullanıyorum. Bayılıyorum bana hediye gönderen sahaflara. 🙃
heart
17 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
İki Şehrin Hikayesi
İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens
35. sayfada%7 · 508 sayfa
İş Bankası Kültür Yayınları · Çev. Didar Zeynep Batumlu · 508 sayfa
heart
12 kişi
içtima
-Yorgun Asker! Komik Asker! Efkârlı Asker! Salak Asker! Ruh Hastası Asker! Kullanılmış Asker! Köle Asker! Maymun Asker! Günaydın!

-Sağoool!

-Hiç uyuyamadın değil mi? Hep kabus gördün değil mi?
Dönemeyeceğini düşündün değil mi? Koynunda taşıdığın resimlere çıkarıp çıkarıp baktın değil mi hanım evladı gibi? Basit olduğunu, sana "kahraman" diyerek parmağımızda oynattığımızı yine anlayamadın değil mi? Sana yarrağımızdaki kıl kadar değer vermediğimizi çakamadın değil mi? Aslında bizlerin korkak, senin cesur olmanın düzenin işine geldiğini farkedemedin değil mi?
Nasılsın?

-Sağolll!

-Siz de sağolun. Çünkü ölmek için bize lazımsınız!
heart
11 kişi
Bismillahirrahmanirrahim
Okuyorumolarak işaretledi.
İt Cazı
İt Cazı
Küçük İskender
11. sayfada%4 · 282 sayfa
Sel Yayıncılık · 282 sayfa
heart
alkis
Bomba
18 kişi
😍 Sevgi İçinde hissediyor
YouTube’da Of Not Being A Jew hakkında iki kelam eden kişi çok az. Bir tane ben ekleyeyim dedim. Umarım video sizi nostaljik hissettirir. Ambiyansı özel tutmaya çalıştım.


https://youtu.be/eEixXviXADM?si=3KfxXUdK6tJiGLdC
of not being a jew ve başka şeyler hakkında
of not being a jew ve başka şeyler hakkında
http://WWW.YOUTUBE.COM
of not being a jew ve başka şeyler hakkındaismet özel'in of not being a jew şiiri ve başka şeyler hakkında soh...
heart
12 kişi
Yaşasınn artık mesaj atabilirim!
Muhtemelen dünya üzerindeki en sevdiğim şiir olan Of Not Being A Jew’den
İniyor ve inliyorum
nereye bir kucak dolusu
sonluluk sorgusu getiriyorsam
oraya bir kucak da getiriyorum
bir kucak sadece genç ve diri değil
bir kucak sadece yaşlı ve yorgun değil
bir kucak sadece erkek ve vakur değil
bir kucak sadece kıvrak ve diși değil
bir kucak sadece kavruk ve intikamcı değil
bir kucak sadece gürbüz ve atak değil
bir kucak sadece üzgün ve dindar değil
bir kucak sadece temiz ve sevecen değil
bir kucak sadece pis ve sırnaşık değil
bir kucak sadece cömert ye sıcak değil
bir kucak sadece sancılı ve keskin değil
bir kucak sadece umursamaz ve bezgin değil
bir kucak sadece öksüz ve çolak değil
bir kucak
sadece bir kucak
açılınca açıkları kapatan
acıkınca doyuran
ve doyurunca
nasıl da perişan, ne kadar da ölçülü
darası alınmaz yüküm bu benim
kayda geçirilemez, narhı konulmaz
resmen ve alenen ifade usulü yok
gözümün feri saydım onu, gücüm bundadır
dizimin dermanıdır o
buradan gelir cesaretim
bende bu kucak olduktan sonra
iyi veya kötü ne yapılabilir
kendi hayatı aleyhine
binlerce defa dolap
çevirmiş olan bana?
heart
alkis
11 kişi
Oktay Rifat
(Yeni Şiirler)
AHMET HAŞİM'İ ANIMSAMA
Bir yaban ördeği, yavru bir elmabaş
Gibi düşmüş bulutundan, siste güneş;
İnce bir kan çizgisi ardında, belki
Suyun, belki de yalnızlığın rengi,
Başı sarkmış yüzüyor. Üç beş tüy
Sessizlikle kalan, akşam gibi bir şey.
Gökle karışmış kumsal alt alta ikiz,
Suya vurmuş, bulanık, belli belirsiz,
O salaş iskele artıklan tek tük,
Düşünen göl kuşları mı boynu bükük!
heart
6 kişi
Ha gayret, az kaldı mesaj kilidini açmaya;)
İŞ OLSUN DİYE
İstanbul, Kasım 1937
(İnsan, 1.10.1938)
Bütün güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üstüne yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin.
heart
5 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!