Emirhan Alkılınç
@Alki
3 Takip2 Takipçi
319 Puan
İrem Sitem
Kullanıcı kendisi hakkında bir açıklama yazmamıştır.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
Diyarın güneşinde yanarken biz,
Ellerimiz uçuyor gökyüzüne.
Bir rüzgârın derin hissinde kayboluyoruz,
Bilmem nedendir bu ufukların bayat görüntüsü.

​En içten dileklerini iletiyormuş,
Ben duymadım, öyle dediler bana.
Kim mi dedi? Onu da bilmiyorum ya hani,
Sorsan adımı söyleyebilirim ancak.
​Gerisini, ötesini bilememekle beraber

Teferruatlara da inanmamaktır boynumun borcu.
Ama, fakat ve lakinleri sıralarım,
Sonra yine, hep yaptığım gibi kaçarım.
heart
6 kişi
∙
Kurulmuş yüce mahkeme suç belli suçlu meçhulde kalmış bir avare. Yüzmekmiş suçu yasak denizde dalgalara kapılıp sürüklenmek başka diyarlara.

Soruldu yüce divana suçlu kimdir? Aldığımız cevap bizlerin en kutsalı en önemlisi. Belki yoktu suç ortada ama tek gerçek var aklın şüphesidir suçun gerçeği. Vicdana soruldu suçu:
– Suçum kendimden.
Soruldu insana suçu:
– Suçum vicdanındandır.

Böylece kapandı son vicdan mahkemesi. Bir dava daha karıştı tozlu raflara. Uzun süre beklediğinden değil, tozluydu zaten raflar. Tıpkı herkesin vicdanındaki o önemsiz ama kutsal leke gibi.
heart
4 kişi
∙
Yapmalı

İlla şarkılar mı söylemeli?
Göstermek için mutluluğunu.
Yoksa sel mi olmalı gözyaşları,
Anlatmak için hazanı

Susmalı mıyım,
Aklıma esen her vakitte?
Anlatırım belki de olanı olmayanı,
Sorarım ona, buna, şuna…

Cevaplar isterim, bilir misin?
Kiminin sorusu bile olmayan cevaplar
Galiba çok şey isterim
Kimden isterim, onu da bilmem ya.

Aynen öyle
Bahsettiğim konu çok mu gizli sanki?
Sen de bilirsin, ben de
Kim bilmez ki,
Kuşların gece uyuduğunu?
heart
4 kişi
∙
Karınca Kararınca


Uçmak istemiş karıncanın biri ama ne haddine. O sadece bir karınca, kim takar onu. Yolda yürür kimse görmez ezer geçer. O ise daha dün doğmuş, dünyayı keşfetmeye çalışıyor. Bak sen şu hadsize, bir de utanmadan soru soruyor. Merak ediyormuş, öğrenmek istiyormuş neden doğduğunu. Bu kadar terbiyesizliğin üstüne ezmeli o karıncayı. Geçen gördüm kitap okuyor, felsefi. Sanki dünyayı kurtaracak bakın şu densize. O yaparmış, o düzeltebilirmiş dünyayı. Nesi varsa cennet dünyanın. Biz de aynı dünyadayız ama neden sadece o rahatsız sorunlardan, şımarıklıktır efendim bunu adı. Ufacık cüssesiyle her şeye burnunu sokuyor. Neymiş efendim özgür yaşayamıyor, kendine güvende hissetmiyormuş. Sokaklar güvensizmiş, sokağa çıkma olsun bitsin. Daha ne yapsın bu dünya sana, yediğin önünde yemediğin ardın. Etme daha fazla tantana, susarsan bakarsın rahatına, kimse de bulaşmaz sana. Sanki kaç günse ömrü? Beni yanlış anlama onu düşündüğümden kızıyorum ona. Kimseye karışmasa üç günlük ömründe rahatça yaşar. Bak bana yıllardır huzurluyum. Birkaç kere kulağımız çekildi ama kulağımı çekenler de benim iyiliğimi düşünürdü. Zaten onlardan önce çok kötüydü dünya, geldiler kurtardılar bizi. Ah görseydi karınca eski günleri, şükrederdi haline. Şimdi her şey rahat tabi. O hiç sıkıntı çekmedi nerden bilsin geçmiştekileri
heart
3 kişi
∙
Dün gelmemişti aslında. Neredeydi, kimleydi ? Bir sürü soru soruyordu kendine ama cevaplarını alamayacağı için çok da dillendirmiyordu. Sevmezdi öyle işi, cevapsız soru boş soruydu ona göre.


– Evet Hasan abi tezgahın altına koy sana zahmet. Ben dükkana bir iki saate anca geçerim boşuna bekleme. IBAN’ını da atıver de atıyım parayı.
– Tamamdır koçum ben oraya koyarım. IBAN veremiyorum benim hesapta bir sorun var da. Bir ara helalleşiriz.



– Ee anlat sen yarım kaldı.
– İşte dün geldi, oturduk çay içtik. Sonra telefonu getirdi bizim çocuk o da aldı gitti.
– Onun telefonu niye sendeydi.
– Benim tabelada ne yazıyor, telefoncu. Telefoncuya telefon niye getirilir?
-Yok onu demiyorum. Geçen telefonu suya düştü onun. Tamire götürdüm dedi ama sana verdiğini demedi. Bizim Fazıl abi var Hancılar’da, anne tarafından akraba düşer bize. Ona götürdüm demişti.
-Allah Allah… niye öyle demiş ki? Hem bana getirmese darılırdım valla.
-Dur abi konu o mu? Diyorum ki sana, bu çocukla iki gün önce konuştum. Ondan sonra daha da haber alamadım.
– Oğlum dert ettiğin şeye bak. Çocuk dediğin otuzunu geçti. Belki iş bulmaya gitti, telefon da bozuk.
– İlla bir yerlerden arardı normalde. Gerçi son zamanlar aklı beş karış havadaydı da.
– Onun aklı hep öyleydi de, Muhsin abi de hakkın rahmetine kavuşunca bir sen kaldın yanında yöresinde. Senin de durumun malum, işler güçler pek yoğun. Çoluğun çocuğun var bakacak. Sen onu dert etme. İpsiz sapsızdı o hep, korkarım bundan sonra da bulamaz ya…
– Nasıl dert etmeyim abi? Dayım emanet ettiydi taa biz çocukken. Hastane de son nefesi vermeden de aynı şeyi dedi.


Olanla bitenin arasında ezilen insanların birbirine benzeyen hikâyelerini görmek önemlidir. Bir olmuş, bir bitmiş deyip geçmek kolaydır da, neden olduğunu sormanın hiç mi önemi yoktur?
heart
3 kişi
∙