Discipulus




+3 Nereye gidersem gideyim gelir misin benimle?
Haritalarda yeri bile olmayan bir şehre bile…
Belki bir deniz kenarına, belki bir dağın eteklerine.
Sadece baharlara ya da yazlara değil, kışlara da gitsek seninle,
Karanlığın çöktüğü akşamın o en sessiz, en kimsesiz saatlerine…
Gelir miydin rüzgarların süpürdüğü yalnız sokaklara?
Yollara düşsek mesela, mevsimler geride kalsa,
Gölgelerimiz geceye karışırken elin elimde olsa…
Gelir miydin benimle esrarengiz dünyalara?
Yollar taşlı olsa da, fırtınalar kopsa da yanımızda,
Adımlarım yorulduğunda yüküme omuz vermeye,
Gelir miydin benimle hiç bakmadan arkana?
Adımızın unutulduğu, yabancı tenha şehirlerde,
Aynı gökyüzünün altında, aynı sessizliği paylaşmaya,
Gelir miydin benimle, dünyayı dışarıda bırakarak?
Zamanın durduğu o incecik, kırılgan anda,
Tüm pişmanlıkları ve keşkeleri geride yakıp,
Gelir miydin sadece birbirimizin izini takip etmeye…
Kaybolmak da güzel olurdu, yolum sen olsaydın aslında,
Sonra seninle baştan kurardık ufkumuzu yeniden…
Peki sen gelir miydin benimle sonsuzluğa?
-KirazÇiçeği
Sakin suların içinde aniden akıntıya kapılmak gibi
Sende öyle bir şey var ki gözlerin ruhumu okuyor sanki
Elinden bırakamadığın sürükleyici bir kitap gibi
Sende öyle bir şey var ki sesin huzurla dolduruyor beni
İçime işleyen ve sonu gelmeyen eski bir şarkı gibi
Sende öyle bir şey var ki dokunuşun unutturuyor her şeyi
Zamanın akmayı bıraktığı mistik anlardan birindeymişiz gibi
Sende öyle bir şey var ki sessizliğin yakıyor ciğerimi
Ateşe atılmış ve kül olmayı bekleyen bir parça odun gibi
Sende öyle bir şey var ki her bir zerren bitiriyor beni
Gözü kapalı atladığım ve sonunu düşünmediğim bir fırtına gibi
-KirazÇiçeği








