KirazÇiçeği
@Cherry
1 Takip1 Takipçi
488 Puan
Agros
Kullanıcı kendisi hakkında bir açıklama yazmamıştır.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
FİLİZLENME


Bir yolculuğa çıkalım tanıştığımız ilk geceye
İki farklı bedenin tek ruh olduğunu anladığı evreye

Yabancıydın bana bir dakika öncesinde
Ama değişti her şey seninle göz göze gelince

Tam o an bir tohum düştü göğsümün en kuytu köşesine
Bu anı bekliyormuş gibi filizlendi toprağa değince

Şimdi kök salıyorsun kalbimin en derinlerine
Yer edindin kalbimde bir bakışınla böylece

Her bir güzel sözünden sonra büyüyor minik çiçeğim saniyeler geçtikçe
Çünkü bilirsin ki çiçekler hissedermiş en küçük duyguları bile

Bu küçük çiçek ne kadar büyür bilemem elbette
Sadece unutmaki onunla konuşup ilgilenmelisin güzelce

Bakarsın bir gün o minik çiçek büyüyüp bir ağaca dönüşür de
Gölgesinde dinleniriz ömrümüz yettiğince

-KirazÇiçeği
heart
5 kişi
Aşk denilen bu üç harf tek hece
Ne demekti ki peki kendi içinde?


En derin okyanusların dibinde boğulmak mı
Yoksa en kasvetli fırtınalarda bile sığınabileceğim güvenli bir liman mı?


Tüm binaları yıkan savuran bir sel mi
Yoksa kurak vadimdeki çiçeği açtıran hayat suyundan bir damla mı?


Anlık esen bir rüzgar mı sana olan sevdam
Yoksa kökleri en derinlere ulaşan bir çınar mı?


En kalabalık ortamlarda sadece senin sesini duymak mı
Yoksa seninleyken dünyanın tamamen sessizleşmiş olması mı?


Mesela dünya hep böyle rengarenk miydi
Yoksa seninle mi renklerine kavuştu dünyam?


Sensiz zamanın bir saniye bile ilerlememesi mi
Yoksa seninleyken asırların bir saniye içinde akıp gitmesi mi?


Sanırım artık anlıyorum aşkın anlamını
İçimi yakıp kavuran bu eşsiz yangını


Gözlerinin galaksisinde kendi merkezimden çıkıp senin kütle çekimine kapılmak
Hatta belki de bütün mevsimlerimi senin etrafında dönerek yaşamak

-KirazÇiçeği
heart
6 kişi
Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği iştahı köreltir.
Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden yavaş kadar geç varır.
heart
8 kişi
Denizci değilim ama uzak denizlerde yıkanan
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da sen
Sana ulaşmak için açılırdım denizlere
heart
7 kişi
Katıldığım bir yorum:
Kitapta yer alan arşiv kısmını ve onunla beraber diğer röportajları vs. göz önünde bulundurmadığım için eksik kaldığım veya üzerinden atladığım noktalar olabilir. Tarafıma iletmekten lütfen çekinmeyiniz
Kitap İncelemesi
4.0/5
Türk tiyatrosunun en göz önünde olan yapıtları arasında tartışmasız olarak gösterebileceğimiz Keşanlı Ali Destanı, benim şahsen izlemekten en çok zevk aldığım oyunlar arasındadır. Ancak burada oyun eleştirisi değil metin hakkında konuşmak için oturduk değil mi? Sayılabilecek onlarca güzel yanından önce yaklaşım olarak ifade etmek istediğim ve katılmadığım bir yönünden bahsetmek isterim. Metin oyunun sahnelemesine fazla karışıyor gibi hissetim. Karakter hareketleri, projeksiyon, dekorların konumu bunları aslen bir rejisöre bırakılması taraftarıyım. Gerektiği düşünüldüğünde tiyatro metninde elbette dekorlar ifade edilebilir tabi. Her şeyi diyaloglardan çıkarmak mecburiyetine bırakmamayı seçmeyebilir yazar ama bunu yaparken temelini atmış olduğu aksiyonun son halini, seyirci karşısında sahnelenmesini, yönlendirmemesi taraftarıyım. Çünkü bu yolun sonunda dikte edilmiş, üzerine eklenmemiş, ezbere oynanan bir oyun çımasından endişe ederim ve Keşanlı Ali Destanının metninde bununla karşılaştım. Bunun sebebi oyunun göstermeci tarafını sağlamlaştırmak olabilir. Oyun metnini okurken yer yer soğuk kaldığım bir başka nokta ise kukla oyunlarından, Karagöz-Hacivat gibi, alışık olduğumuz şakalardı. Önceki cümlemin oluşturabileceği ön yargıya karşın metnin Türk kültürünün özelliklede teatral tarafını kurgu içine yakıştırıldığını söyleyebilirim. Bu kültürün teatral tarafı süregelen eleştirilerimin kaynağı gibi duruyor. Desteklemek için Meddah üzerinde gördüğümüz anlatıcı rolünü yazar projeksiyon ile vermeye çalışmış diyebiliriz. Türk kültürü ile epik tiyatroyu harmanlama çalışması literatürde kendince bir yer almasına olanak verse de başta belirtiğim endişelerimin önünü açıyor. Metni okuduktan sonrasında genel olarak yaşananlar ve karakterleri masaya yatırdım ve aralarındaki ilişkiyi çözümlemeye çalıştım. Sonunda geldiğim noktada ise olay örgüsünün Ali, Zilha ve Cafer dışındaki karakterlerin okuyucuya bir çıkarım sunmak veya temanın getirdiği çevreyi sağlamlaştırmak olduğuna vardım. Bahsettiklerim ise genel aksiyonu ilerleten karakterler. Oyunun epik tiyatro ile ilişkisi göze alındığında karakterlerinin psikolojik açıdan derinliksiz hissettirmesi ve yaşanan bazı soğuma anlarının epik tiyatrodaki yabancılaşma ile örtüşmesi göreceli olarak metnin zayıf yönü olarak kabul etmemi zorlaştırıyor. Ali karakteri öte yandan oyundaki diğer karakterlerin aksine akıcı ve değişken bir ruh hali ile karakter gelişiminden bahsedebiliyoruz bu durum bize geleneksel anlayış ile epik tiyatronun harmanının doğurdu bir sonuç gibi duruyor. Toparlamak gerekirse Türk tiyatrosunun tarihinde önemli bir adım olan Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner’in yazar olarak çabaladığını düşündüğüm epik tiyatronun Türkiyedeki var oluşunun veya yer edişi için başarılı ve takdir edilesi bir yapıt olmaya karşı metnin yapısından ötürü ilk sahnelendiği günden sonra üzerine konulması bir hayli zorlaştığını düşünmeye devam etmeme engel olamıyor. Ancak karamsar denilebilecek tutumum sizi baltalamasına izin vermeyin. Keşanlı Ali benim okumayı sevdiğim ve izledikten sonra herkese şiddet ile önerdiğim bir oyun olmaktan değişmeyecek gibi duruyor.
heart
11 kişi
heart
8 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!