Kitapta yer alan arşiv kısmını ve onunla beraber diğer röportajları vs. göz önünde bulundurmadığım için eksik kaldığım veya üzerinden atladığım noktalar olabilir. Tarafıma iletmekten lütfen çekinmeyiniz
Kitap İncelemesi
4.0/5
Türk tiyatrosunun en göz önünde olan yapıtları arasında tartışmasız olarak gösterebileceğimiz Keşanlı Ali Destanı, benim şahsen izlemekten en çok zevk aldığım oyunlar arasındadır. Ancak burada oyun eleştirisi değil metin hakkında konuşmak için oturduk değil mi? Sayılabilecek onlarca güzel yanından önce yaklaşım olarak ifade etmek istediğim ve katılmadığım bir yönünden bahsetmek isterim. Metin oyunun sahnelemesine fazla karışıyor gibi hissetim. Karakter hareketleri, projeksiyon, dekorların konumu bunları aslen bir rejisöre bırakılması taraftarıyım. Gerektiği düşünüldüğünde tiyatro metninde elbette dekorlar ifade edilebilir tabi. Her şeyi diyaloglardan çıkarmak mecburiyetine bırakmamayı seçmeyebilir yazar ama bunu yaparken temelini atmış olduğu aksiyonun son halini, seyirci karşısında sahnelenmesini, yönlendirmemesi taraftarıyım. Çünkü bu yolun sonunda dikte edilmiş, üzerine eklenmemiş, ezbere oynanan bir oyun çımasından endişe ederim ve Keşanlı Ali Destanının metninde bununla karşılaştım. Bunun sebebi oyunun göstermeci tarafını sağlamlaştırmak olabilir. Oyun metnini okurken yer yer soğuk kaldığım bir başka nokta ise kukla oyunlarından, Karagöz-Hacivat gibi, alışık olduğumuz şakalardı. Önceki cümlemin oluşturabileceği ön yargıya karşın metnin Türk kültürünün özelliklede teatral tarafını kurgu içine yakıştırıldığını söyleyebilirim. Bu kültürün teatral tarafı süregelen eleştirilerimin kaynağı gibi duruyor. Desteklemek için Meddah üzerinde gördüğümüz anlatıcı rolünü yazar projeksiyon ile vermeye çalışmış diyebiliriz. Türk kültürü ile epik tiyatroyu harmanlama çalışması literatürde kendince bir yer almasına olanak verse de başta belirtiğim endişelerimin önünü açıyor. Metni okuduktan sonrasında genel olarak yaşananlar ve karakterleri masaya yatırdım ve aralarındaki ilişkiyi çözümlemeye çalıştım. Sonunda geldiğim noktada ise olay örgüsünün Ali, Zilha ve Cafer dışındaki karakterlerin okuyucuya bir çıkarım sunmak veya temanın getirdiği çevreyi sağlamlaştırmak olduğuna vardım. Bahsettiklerim ise genel aksiyonu ilerleten karakterler. Oyunun epik tiyatro ile ilişkisi göze alındığında karakterlerinin psikolojik açıdan derinliksiz hissettirmesi ve yaşanan bazı soğuma anlarının epik tiyatrodaki yabancılaşma ile örtüşmesi göreceli olarak metnin zayıf yönü olarak kabul etmemi zorlaştırıyor. Ali karakteri öte yandan oyundaki diğer karakterlerin aksine akıcı ve değişken bir ruh hali ile karakter gelişiminden bahsedebiliyoruz bu durum bize geleneksel anlayış ile epik tiyatronun harmanının doğurdu bir sonuç gibi duruyor. Toparlamak gerekirse Türk tiyatrosunun tarihinde önemli bir adım olan Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner’in yazar olarak çabaladığını düşündüğüm epik tiyatronun Türkiyedeki var oluşunun veya yer edişi için başarılı ve takdir edilesi bir yapıt olmaya karşı metnin yapısından ötürü ilk sahnelendiği günden sonra üzerine konulması bir hayli zorlaştığını düşünmeye devam etmeme engel olamıyor. Ancak karamsar denilebilecek tutumum sizi baltalamasına izin vermeyin. Keşanlı Ali benim okumayı sevdiğim ve izledikten sonra herkese şiddet ile önerdiğim bir oyun olmaktan değişmeyecek gibi duruyor.
heart
11 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!