Kirpi
@ThornlessHedgeh0g
10 Takip70 Takipçi
11,7K Puan
"Adeptis"Adeptis
İrem SitemGulshenshootinmindsvera1316Gurt37 +64
İktisatı ve felsefeyi seven, birisini seçmektense ikisini birleştirmek için takla atan bir öğrenci.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
yarın kütüphaneden alıp en kısa zamanda okuyacağım. konusu ilgimi çekti
Okuyacağımolarak işaretledi.
Çukur
Çukur
Andrey Platonov
Metis Yayınları · Çev. Günay Çetao Kızılırmak · 168 sayfa
heart
4 kişi
bu kitap iyi. çok alakasız zamanlarda çok alakasız yerlerde bazen 1 bazen 50 sayfa okudum. ancak her biri farklı şekillerde farklı duygular hissettirmeyi başardı. Lil iskender cooked with this one
Okudumolarak işaretledi.
Flu'es
Flu'es
Küçük İskender
5/5 puan verdi
Can Yayınları · 312 sayfa
heart
6 kişi
başlangıçta iyi gidiyordu sonradan dayanamadım
Yarım Bıraktımolarak işaretledi.
Kara Bahar
Kara Bahar
Unica Zürn
Kırmızı Kedi Yayınevi · Çev. Osman Çakmakçı · 64 sayfa
heart
3 kişi
Bildirilen eksik kitaplar siteye eklenmiştir. Kitaplar hakkında herhangi bir sorun yaşarsanız iletişimden bize yazabilirsiniz.
heart
24 kişi
Zamanında alıp okumayı denemiş ama yoğunluktan ve kitaba gerekli önemi vermememden ötürü hiçbir şey anlamayıp yarısında rafa kaldırmıştım. Sıkmadan, yormadan, üzmeden okuyacan guzum.
Okuyorumolarak işaretledi.
Flu'es
Flu'es
Küçük İskender
27. sayfada%9 · 312 sayfa
Can Yayınları · 312 sayfa
heart
Bomba
alkis
20 kişi
Okudumolarak işaretledi.
Vathek
Vathek
William Beckford
4/5 puan verdi
İthaki Yayınları · Çev. İsmail Yerguz · 112 sayfa
heart
15 kişi
Kitap gitgide zorlaşıyor. Ama bir yandan da albenisi artıyor. Nereye varacak bu işin sonu görecez.
Okuyorumolarak işaretledi.
Uykuda Çocuk Ölümleri
Uykuda Çocuk Ölümleri
Ali Teoman
59. sayfada%13 · 447 sayfa
Yapı Kredi Yayınları · 447 sayfa
heart
17 kişi
Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Sağ üstteki “bunu okudun mu?” widgetine sevgiler
Okuyorumolarak işaretledi.
Uykuda Çocuk Ölümleri
Uykuda Çocuk Ölümleri
Ali Teoman
5. sayfada%1 · 447 sayfa
Yapı Kredi Yayınları · 447 sayfa
heart
16 kişi
Kitap İncelemesi
Öncelikle 3 tane yanlış anlamayı düzeltmek istiyorum.
1. Kapitali okuması aşırı zordur. Zaten marxta kapitali iktisatçılar için yazdı. Yanlış, Marx kapitali özellikle işçi sınıfının okumasını istediğini kendi yazdığı Fransızca ön sözünde belirtmiştir. Zorluk kısmı belki ilk ve son bölüm için belki ancak diğer bölümler herhangi bir felsefe kitabı okuduysanız zorlanmazsınız. Bakmayın öyle 800 sayfa kitap tuğla gibi okunmaz diyenlere, onlar hayatlarında kaç kitap okumuşlar harbi merak ediyorum.
2. Kapital komünizm anlatır. Tamamen yalandır. "Böylelikle burjuva kendi mezar kazıcılarını üretir" sözü hariç sosyalizme atıf bile yapılmaz.
3. Kapitalin geçerliliği kalmadı o sadece 19. 20.yüzyıl işçisini anlatır. Hayır, örnekler her ne kadar sanayi devrimi sonrasına ait olsa da marxın "bakın kapitalizm böyle birşey yarattı bu ileride daha artacaktır" dediği şeylerin doğru çıktığına şahit olabilirsiniz. Hatta verilen eski örnekleri direkt günümüze de uyarlamak hiç zor değil.
Şimdi başlayalım. Marx 1.bölümde kapitalist toplumun en temel birimi olan metayı işliyor. Marx'a göre meta, kullanım değeri ve değişim değeri olmak üzere ikili bir karaktere sahiptir. Kullanım değeri, nesnenin somut, fiziksel faydasıdır (ekmek acıktırır, palto ısıtır gibi). mübadele değeri ise piyasada başka metalarla değiştirilebilme oranıdır.
2.Bölüm
Marx bu bölümde ilk olarak sermayenin çelişkisini inceliyor. sermayenin çelişkisi. Kapalı bir sistemde kişiler birbiri ile ne kadar ticaret, hırsızlık yaparsa yapsın sistemde para 100 TL ise yine 100 TL olacaktır, sadece paranın sahibi değişir. Yani para dolaşımda sermayeye dönüşmez, parayı alıp saklasan dolaşımdan çeksen yine yastık altında kalır yine sermaye oluşmaz. Ancak bu durumda sermaye nasıl oluşur. Sermaye için tükettikçe üreten bir meta gerekir. Bu da insan emeğidir. Sermaye oluşumu ancak işçinin artık değerinin sömürülmesi ile elde edilir. Marx ayrıca canlı emeği (işçi) ölü emeği (makine) tanımlıyor. Ölü emek yani makineler emeğin üretkenliğini (verimliliği) arttırır ancak artı değer yaratamaz. Sadece daha fazla üretim olduğu için ürettikleri ürünler ucuzlar ve işçinin maaşını çıkardığı süre (gerekli emek) azaltır. Mesainin geri kalanında işçi patronuna daha çok çalışarak artı değerini patrona satmış olur. Kapitalistler rekabette öne geçmek, daha ucuza ve daha hızlı mal üretmek için sürekli olarak teknolojiye ve makinelere yatırım yaparlar. Bu durum fabrikalardaki makine oranını artırırken, işçi oranını azaltır. Örnek verelim Patron üretimi artırmak için 400 birim makineye yatırım yapıyor ve 100 birim işçiye veriyor. İşçi üzerinden elde edilen artık değer 20 birim ise; artık değer/toplam yatırım=20/500​=0,04 Yani devasa yatırımlara rağmen kâr oranı sadece %4'te kalır. Artık değer yaratan canlı emek (işçi) havuzu küçüldüğü ve değer yaratmayan makine (değişmez sermaye) havuzu büyüdüğü için kâr oranı kaçınılmaz olarak düşer. Marx buna kârların düşme eğilimi der. Bu anlatılanları yeni çıkan yapay zeka teknolojilerine tamamen uygulayabilirsiniz.
3. Mutlak artık değer;
Mutlak artık değer, çalışma süresini doğrudan uzatarak elde edilen sömürüdür. İşçiyi 8 saat yerine 10 saat veya 12 saat yerine 14 saat çalıştırmaktır. Ancak burada sorunlar vardır 1. kimseyi 25 saat çalıştıramazsın. 2. devletler işçi eylemleri nedeni ile çalışma saatlerini örneğin 12 saatte sınırlar. Burada farklı bir kavrama gideriz.
4. Göreli artık değer;
Patron, çalışma saatini artıramıyorsa emek verimliliği artırmak zorundadır. Bunu da yeni makineler ve teknoloji geliştirerek yapar. Bunun sonucu 2. bölümde belirttiğimiz gibi metaların ucuzlaması ve işçi maaşlarının (gerekli emeğin) gerek maaşların azaltılması gerek enflasyona ezdirilmesi ile azaltılması ve işçinin patrona çalıştığı sürenin artması ile elde edilir.
5. Ücret;
Marx ücret biçimlerinden bahseder. Zamana göre ücret, işçi karnını doyurmak için 12 saat çalışmak zorundadır ancak patron "Bugün 6 saatlik çalışıp ücret alacaksın" diyebilir. Mesai kavramına gelince insan bir makine değildir. Yorgunluk üstel olarak artar. Ancak fazla mesaide bile ücretler lineer olarak arttığı için fazla mesai kavramı hiçbir zaman fiziksel yıpranmayı karşılayamaz. Ayrıca mesaiye kalmak bir seçenek değildir. iş azlığından dolayı az çalışıp yeterli para alamayan işçi mecburen mesaiye kalmak zorundadır. Başka bir ücret türü Parça başına ücrettir. Bu zamana göre ücretin yandan çakmasıdır. Ayrıca parça başına ücrette orta - düşük ücrete ürüne para verilirken işçi ürünü yüksek kalitede üretmek için kendi kendinin gardiyanı olur. Gig ekonomisinin neredeyse aynısı.
6. Sermayenin birikim süreci;
yani kapitalizmin ortaya çıkışı; Para ve mal kendinden sermayeye dönüşemez bunun için pazarda iki farklı meta sahibinin ilişki kurması gerekir. 1. üretim aracı sahipleri. 2. Özgür işçiler. Burada özgür kelimesi 2 anlamda kullanılır. 1. Köle veya serf olmayan kendi bedeninin sahibi olan. 2. Yaşaması için gerekli toprak ve hammaddeden yoksun bırakılmış mülksüzleştirilmiş anlamında özgürlük. 15. yüzyıl ingilteresinde serflik fiilen bitmişti. Şanlı devrimde yönetimi ele geçiren tüccar ve tefeci sınıflarının yağmacılığı zirveye ulaşmıştır. Bağımsız köylü sınıfı tamamen proleterleşmiştir. Proleterleşen köylüler için hayatta kalmak için tek yol yiyeceklerini pazardan almaktı, onun içinse tek yol ücretli işçi olmaktı. İngiliz işçisini yaratan olaylar budur. Örnek Sutherland'da 15.000 kişi topraklarından kovulmuş, 3,2 milyon dönüme el koyulmuş, kovulan kişilere kiralanmıştır. Sutherland halkı balıkçılığa girişmiş, kıyı topraklarına da el koyulmuştur. Fransız devriminde ise burjuva iktidarı alır almaz "Le chapelier yasaları" ile her türlü sendikal eylemi yasaklamıştır. Terör döneminde bile bu yasalara dokunulmamıştır. Görüldüğü üzere kapitalizm üretim sürecinin ortaya çıkışı barışçıl bir rekabet ile değil direkt devlet şiddeti ile olmuştur. Ortaçağdan yeni Çağa gelen iki tür sermaye vardı. Tüccar ve tefeci sermayesi Ancak kırda feodaller, kentlerde ise loncalardan saklanmak zorundaydılar. Bu yüzden ilk manifaktürler denetim dışı limanlarda ve iç kesimlerde kurulmuştur. Rusya ve Osmanlı yüzünden yok olmaya dayanmış avrupa sonunda seçenksizlikten her halta yatırım yaparken coğrafi keşifleri yapınca tüccarlar "devletlerin zor desteğiyle" tüm dünyaya yayıldı. Afrika, Amerika, endonezya, Hindistan yağmaları avrupa sanayisinin temellerini attı. Tüccarlar bunların hepsini yapmak için devletlerin ordularından sonsuz destek aldı. Marx "Zor tarihin ebesidir, yeni bir topluma gebe olan her eski toplumun ebesidir" der. O dönemin sömürgecilikte en ileri ülkesi hollanda'dır ancak avrupada en çok çalışan işçiler de hollanda işçileridir. Marx böylelikle zenginliğin bir ulusa değil bir sınıfa gittiğini kanıtlar. Sömürgecilik sonunda burjuva o kadar zenginleşti ki devletlere borç vermeye başladı. Peki devletler bu borcu onlara nasıl ödeyecekti tabii ki halka ağır vergiler koyarak. Böylece burjuva hem halkın emeğini, hem de vergisini sömürecek güce ulaşmıştı. Ayrıca bu sistem devlete verdiği borçların vergisiyle yaşayan yeni bir burjuva tipini yaratır. Sermayenin küresel transferinde Marx Venedik'in sömürge soygununun hollandaya, hollandadan İngiltereye 18. yüzyıldan itibaren ise ingiltereden Amerika'ya ihraç edildiğini söyler. Bir zenci bir zencidir ancak belirli ilişkiler içinde köle olur. Para yiyecek makine tek başına sermaye değildir. Ücretli işçi ile ancak sermayeye dönüşürler. Örnek: Girişimci Thomas Peel 50.000 sterlinlik makine ve 3000 kişilik işçiler ile yeni bir medeniyet kurmak için avustralya'ya gider. Ancak avustralyada işçiler kendi bedava toprağını ekip biçerler peel için çalışmazlar. Burjuva burada yine devletin zoruna başvurur. Ekonomist Wakefield der ki devlet boş Amerika avustralya arazisine bir fiyat biçsin (bu fiyat işçinin yıllarca çalışıp yeterli bir arsa almasına yetecek kadar olmalıdır) ardından işçi yıllarca çalışıp arazisini alıp keyfine baksın. Görüldüğü üzere kapitalist üretim için Eğer mülksüzleştirilmiş çalışmaktan başka çaresi olmayan işçi yok ise sermaye ve makineler kağıt ve metal yığınına dönüşür. Marx Peel örneğini verirken "Her şeyi yanına aldı, ancak kapitalizmin asıl motoru mülksüzleştirilmiş işçiyi almayı unuttu" der.
7. dolaysız üretimin sonuçları;
Marx kapitalist üretimi 3 maddede özetler; Satılmak üzere meta üretilmesi. Kapitalist üretimin artık değeri sömürmeye muhtaç olması. Bu sürecin sadece mal değil, işçi ve patronun var olduğu toplumsal ilişkiyi sürekli yeniden üretmesi. Burada biraz yabancılaşma ve meta fetişizmine girelim. Eskiden avrupa localarında veya osmanlıda bir usta aleti kendi hızı ile kullanır kendi istediği şekilde onu çalıştırır ve en sonunda bir ürün üretir o ürün ustanın rahminden çıkmış gibi değerlidir onun için. Ancak kapitalist üretim sonucu işçinin işi bir ayakkabının tabanını üretmektir ayakkabıyı görüp tatmini yaşayamaz. Makineyi de kendi isteği gibi kullanamaz onun hızına ayak uydurmak zorundadır artık işçi makineyi değil makine işçiyi yaratır. Bu işçide ürettiği ürüne, kapitalizmin kuralları gereği topluma bir yabancılaşma yaratır. O yapılan ürüne de kimse ".... fabrika işçileri yaptı" demez "..... A.Ş." yaptı denir, işçi kendi ürettiği şeyi bile kendi ürettiğini bilmez. Hatta günümüzde ürün kendi değerini kendi belirler algılayışı var. Bu insanın bir put yapıp ona tapmasından farksızdır marx buna meta fetişizmi der. Daha fazla yazmak isterdim ancak bir kapital özetine dönmesin yazılan neredeyse her şeye katıldığımı elbette ki bugünden bakılınca eleştirilecek noktaların olduğunu da belirtmek isterim. Yazılanların bugün hala ne denli geçerli olduğumu kendi tecrübelerim, araştırmalarım, çalışma hayatım olsun her yerde görüyorum bu yüzden hayatımda okuduğum en aydınlatıcı kitaplardan biriydi. Özellikle ben yapay zekaya entegre olan şirketleri incelediğimde verimliliklerinin arttığını ancak kar oranlarının azaldığını gördüğümde aklımda bir şimşek çaktı mesela. Okumanızı tavsiye ederim.
heart
14 kişi
heart
10 kişi
Yaza bıraktığım kitaplardan biri daha. Normalde üstünde Stirner yazan her kitaba elde tuzlukla koşmam. Bunda Güney Çeğin hocanın da emeği olunca “okunur” statüsüne geldi kitap. Bakalım beğenir miyim
Okuyacağımolarak işaretledi.
Max Stirner
Max Stirner
Saul Newman
Nika Yayınevi · Çev. Güney Çeğin & Seher Özkaya · 264 sayfa
heart
12 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!