düşünüyorum
@corpsrampant
7 Takip39 Takipçi
13,4K Puan
"Adeptis"Adeptis
minetuna yamac 06zeynepsyThornlessHedgeh0gIsimsiz Yokkisidavutsakalli +33
düşünüyorum ve mokitalıyorum.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
Bu çok daha kapsamlı şekilde açıklıyor. Kesinlikle öneriyorum.
Okuyorumolarak işaretledi.
A Companion To Homer's Odyssey
A Companion To Homer's Odyssey
James V. Morrison
61. sayfada%27 · 224 sayfa
Greenwood · 224 sayfa
heart
13 kişi
∙
Bu satırlarda misafirperverliğin önemini ve aynı zamanda ahlaki bir zıtlığı görüyoruz. Telemakhos, misafirini bir tahta oturtur kendisi de o taht kadar asil bir iskemleye oturur. Onlara sunulan yiyecekler ölçülüdür, gümüş leğende elleri yıkanır, cilalı masada altın tabaklarla “saygıdeğer” bir hizmetli tarafından sunulur. Tamamdn bir denge vardır. Taliplere baktığımızda onlara ayrı bir masa kurulur. Taht ve iskemlelere yayılırlar, dengesiz ve oburca, hatta oldukça soysuz bir sofradadırlar. Bir diğer nokta ellerini yemeklere uzatmaları kısmının bir tek onlar için geçmesi. Kendilerinin olmayan şeylere el uzatıyorlar. Telemakhos‘ta iyi bir ev sahipliği ve ahlak görürken taliplerde kötü ev sahipliği, istila ve ahlaksızlığı görürüz. Tekrar gibi dursa da kelime seçimleriyle çok ince bir anlatım kurulmuş.
Götürdü Athene'yi bir tahta oturttu, işlemeli güzel bir keten örtü serilmişti üstüne, altında tokmak vardı ayakları dayamak için, kendi de alacalı bir iskemleye oturdu yanında,
taliplerden epeyce uzakta oturmuşlardı, yan yana otursaydılar o taşkın adamlarla, konuk belki bunalır, tadını çıkaramazdı şölenin, babasıyla ilgili şeyler de konuşulamazdı. Su döktü hizmetçi güzel bir altın ibrikten, yıkadılar ellerini gümüş bir leğen üstünde, gene o hizmetçi cilalı bir masa açtı yanlarına, saygıdeğer kâhya kadın da ekmeği getirdi koydu, sonra yemekler getirdi dağıttı çok çok. Sofracıbaşı tabaklar taşıdı önlerine, tabaklar türlü türlü etlerle doluydu, altın taslar koydu tabakların yanı başına, bir uşak doldurdu tasları şarapla, gide gele. Derken o azgın talipler girdi içeriye, gelip tahtlara, iskemlelere sırayla oturdular, kendi uşakları su döktü ellerine, hizmetçi kadınlar da ekmek yığdılar sepet sepet, delikanlılar içkiyle doldurdular küpleri. Sonra hepsi uzattılar ellerini bol yemeklere.
heart
14 kişi
∙
Destanın açılışı bu şekilde ve orijinalinde “Andra” yani adam kelimesi ile başlıyor. 21. Satıra kadar destanın ana kahramanın adı geçmiyor. Çok da büyük bir şey gibi durmasa da sözlü bir şekilde dinleyiciye bir hikaye anlatıldığı düşünülürse bu oldukça bilinçli nir tercih gibi duruyor. Andra kelimesi de basit dursa bile temelde Odysseus’tan çok yani bir kraldan çok zorluklar karşısında hayatta kalan bir adamın hikayesi. Onun kimliği adından daha çok çektiği acılar ve yolculuğudur. Bilerek bir kimlik anonimleştirme ve gizlenme kullanılarak aslında bu destanın eve dönüşten çok bir “kimlik” hikayesi olduğu ortaya çıkıyor. Yine oğlunun da babasının kim olduğundan, kendisinin kim olduğundan emin olmaması da bununla paralel. Baştan sona destanda kimlik değişimleri ve bir kimlik edinme süreci var.
Anlat bana, tanrıça, binbir düzenli yaman adamı, kutsal Troya'yı yerle bir etmişti hani, sonra sürünmüş durmuştu ordan oraya, ne çok yerler görmüş, ne çok insan tanımıştı, ne çok acı çekmişti denizlerde yüreği, kurtarayım derken kendi canını, yoldaşlarına dönüş yolunu açayım derken….. Ama gene de kurtaramadı onları bir türlü, taşkınlıkları yüzünden hepsi yok oldu, Güneş Tanrı'nın sığırlarını yemiş, budalalar, yücelerin oğlu da kapatmış onların dönüş yolunu. Al bir yerinden, tanrıça, anlat bize de. Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu, savaştan ve denizden dönenler dönmüştü, bir o kavuşamamıştı yurduna ve karısına, oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso, yüce Tanrıça, yanıp tutuşuyordu, güçlü peri, kocası olsun diye o. Yıllar birbiri ardından geldi ve geçti, ve tanrıların büktüğü kader ipliği vardı İthake'ye, yurduna döneceği güne, -dertleri orda da tükenmeyecekti ya-, ama tekmil tanrılar o gün acıdılar ona, bir Poseidon vardı ona acımayan, çok içerliyordu tanrıya denk Odysseus'a,
heart
12 kişi
∙
Odysseia okurken bu kitaptan yararlanıyorum, öneririm okuyacaklara. O satırdaki önemli kelimeler ve anlamları, ne anlatıldığı, ne anlama geldiği, işlevi vb şekilde satır satır ayrıntılı bir okuma sunuyor.
Okuyorumolarak işaretledi.
A Narratological Commentary on the Odyssey
A Narratological Commentary on the Odyssey
Irene J. F. de Jong
60. sayfada%9 · 648 sayfa
Cambridge University Press, · 648 sayfa
heart
10 kişi
∙
Okurken fark ettim ki bu ünlü ve tartışmalı bir sinirbilimsel teorinin vücut bulmuş hali. Zaten bu teoriyi ortaya atanlar da Homeros’tan yola çıkıyor. Şimdilik basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım ama ilerde okuduktan sonra daha ayrıntılı bir blog yazısı yazabilirim. İlk olarak İlyada ve Odysseia destanlarına baktığımızda bariz bir farklılık görüyoruz. İlyada bir savaş anlatısı, Odysseia eve dönüş hikayesi diye bakmak çok eksik. İki metin bundan çok ama çok daha fazlasını söylüyor. Edebiyatın en ama en büyüleyici kısmı. İlyada’da karakterlerin sesi yoktur, genelde ilahi bir buyruk alırlar ve yerine getirirler. Bu bir yerden tanıdık geliyor mu? Bizim bir iç sesimiz, düşüncelerimiz var ama İlyada’da bu iç sesin dışsal bir ilahi sesle yansıtıldığını görüyoruz. Odysseia geldiğimizde ise tanrılar rafa kalkıyor insanın ahlağı ve kararları daha ön plana çıkıyor. Başkalarını okuyabilen, buna göre akıl yürüten ve aktif bir şekilde rol alan karakteri okuyoruz. Buna psikolojide “zihin kuramı” deniyor. Kısaca kendimiz dışındaki insanların düşünceleri, duyguları, niyetleri olduğunu kavrayabilmek ve bunu kendi zihinsel durumumuzdan ayırabilmek. Genelde 3-4 yaşlarında gelişmeye başlar. İlyada’ya baktığımızda 3-4 yaşlarında bir çocuğun zihinsel durumunu görüyor olmamız etkileyici. Bunu Julian Jaynes İki Odalı Zihin Kuramında çok iddialı bir şekilde ele alıyor. Diyor ki bu antik insanlar bir zihin kuramına sahip değildi ve kendi iç seslerini sanki dış sesmiş gibi algılayıp bir tür halüsinasyon görüyorlardı. Zaman içinde sağ hemisfer bağlantıları ve korpus kallozumun gelişmesiyle kendi iç seslerini algılayabilmeye başladılar. Bu günümüzde reddedilen bir iddia aslında, bu kadar sürede insanlığın bu tür bir evrim geçirmesi mümkün değil deniyor. Bu noktada sahneye Bruno Snell çıkıyor. Diyor ki bu destanın geçtiği zamandaki insanlar buna mecburdu çünkü dilsel anlamda bunları ifade edebilecek gelişmişliğe sahip değillerdi. Örneğin ruh, zihin gibi kavramları yoktu. Bunları oldukça bedensel ve somut şekilde ifade etmeye çalışıyorlar ve buna yönelik kavramları oluyor. ki bu çok mantıklı. Mesela sevgi dediğimiz kavrama sahip olmasak onu “içimizde, kalbimizde akan bir sıcaklık” gibi tarif edebilirdik ve buna da bir kelime bulurduk. Zaman içinde ise bu kelime o hisse atfedilen bir hale dönüşürdü, daha soyut bir hale. İlyada ve Odysseia arasında da bu tür bir değişim var. Diğer bir ünlü örnek de “şarap gibi deniz” betimlemesi. Burada o zamanki Yunanlıların biyolojik kusuru ya da maviyi görememesi mevzu değil. Asıl olan oldukça somut bir betimleme olması. Deniz tıpkı şarap gibi yoğun, dalgalı ve sarhoşluk veren bir şey. Aslında orada gönderme renge değil somut duruma. Diğer bir açıdan mavi renk antik dünyada ve doğada çok nadir. Lapis lazuli gibi taşların işlenmesi ve boya haline gelmesiyle mavi kavramı ortaya çıkıyor. Biraz bölük pörçük yazıyorum ama beni çok heyecanlandırdı bu durum. Bu iki destanda ve sonrasındaki yazılı gelenekte bariz şekilde insanlığın zihinsel yolculuğunu ve dil gelişimini görüyoruz. Arkeolojik kazı alanı gibiler binevi. Edebiyatı asla hafife almamak gerekiyor. Günümüzde beynin yumuşak bir doku olması sebebiyle eski insanları inceleyemiyoruz ya da oturtup karşımıza bir nöropsikolojik test de uygulayamıyoruz ama bir medeniyeti doğuran destan bize bu imkanı da tanıyor. Kısacası edebiyatı sevin ve edebiyatla kalın çünkü edebiyat büyüleyici bir alan!!!!
Okuyorumolarak işaretledi.
Odysseia
Odysseia
Homeros
50. sayfada%12 · 411 sayfa
Can Yayınları · Çev. Azra Erhat & A. Kadir · 411 sayfa
heart
cute
11 kişi
∙
Memleketlim bornovalı Ömer abim yapmış bu işi cidden tebrik ederim
güncelleme: nörobilimsel bir inceleme yapacağım bunun üzerinden beklemede kalın çok ilginç!!!
Çıtırından başlayalım bakalım. Nolan da olmasa okuyamicaz :d şaka bir yana Ulysses okuyabilmek (ve diğer tüm modern edebiyatı) ve daha iyi anlamak için okumam lazım. Şükür ki bundan gerisi yok. İlkinden başlayalım. Ön sözü okudum biraz çok başarılı buldum. Sinematik benzerlik gösterdiği yazılmış metnin bu da baya ilgimi çekti.
Okuyorumolarak işaretledi.
Odysseia
Odysseia
Homeros
8. sayfada%2 · 411 sayfa
Can Yayınları · Çev. Azra Erhat & A. Kadir · 411 sayfa
heart
13 kişi
∙
heart
cute
12 kişi
Çıtırından başlayalım bakalım. Nolan da olmasa okuyamicaz :d şaka bir yana Ulysses okuyabilmek (ve diğer tüm modern edebiyatı) ve daha iyi anlamak için okumam lazım. Şükür ki bundan gerisi yok. İlkinden başlayalım. Ön sözü okudum biraz çok başarılı buldum. Sinematik benzerlik gösterdiği yazılmış metnin bu da baya ilgimi çekti.
Okuyorumolarak işaretledi.
Odysseia
Odysseia
Homeros
8. sayfada%2 · 411 sayfa
Can Yayınları · Çev. Azra Erhat & A. Kadir · 411 sayfa
heart
13 kişi
∙
Madem Odyssey ve Nolan bu kadar odak noktası oldu, bir film önerisi de benden gelsin. Nolan’ın şüphesiz en ünlü filmlerinden Inception’un esin kaynağı olan ama Nolan’ın reddettiği anime film: Paprika. Konu benzerliği dışında sahne bazında benzerlikler de oldukça dikkat çekici. Paprika’yı izleyip beğenirseniz bir de bonus olarak Perfect Blue’yu öneririm.
corpsrampant 1784382737
heart
22 kişi
∙
Sitede “İletişim Formu” mevcut her türlü öneri ve şikayetiniz için. Başka bir sosyal medya sitesinde nasıl talep, arzu, şikayet görmüyorsanız ana akışta aynı şeyin burada da olmasını istiyoruz. Anlaşılan bunu birilerinin demesine ihtiyacınız var. Bu sitenin kurucuları ve moderatörleri var. Sizlerse kullanıcılarsınız. Fikirleriniz, istekleriniz çok önemli ama biz latte içerken “kanka şunu da yapalım ya” diyeceğiniz bir iletişimde değiliz.
heart
alkis
14 kişi
∙
Okuyorumolarak işaretledi.
Diğer Çocuk
Diğer Çocuk
Joy Williams
1. sayfada%0 · 248 sayfa
Tersine Kitap · 248 sayfa
heart
14 kişi
∙