Destanın açılışı bu şekilde ve orijinalinde “Andra” yani adam kelimesi ile başlıyor. 21. Satıra kadar destanın ana kahramanın adı geçmiyor. Çok da büyük bir şey gibi durmasa da sözlü bir şekilde dinleyiciye bir hikaye anlatıldığı düşünülürse bu oldukça bilinçli nir tercih gibi duruyor. Andra kelimesi de basit dursa bile temelde Odysseus’tan çok yani bir kraldan çok zorluklar karşısında hayatta kalan bir adamın hikayesi. Onun kimliği adından daha çok çektiği acılar ve yolculuğudur. Bilerek bir kimlik anonimleştirme ve gizlenme kullanılarak aslında bu destanın eve dönüşten çok bir “kimlik” hikayesi olduğu ortaya çıkıyor. Yine oğlunun da babasının kim olduğundan, kendisinin kim olduğundan emin olmaması da bununla paralel. Baştan sona destanda kimlik değişimleri ve bir kimlik edinme süreci var.
Anlat bana, tanrıça, binbir düzenli yaman adamı, kutsal Troya'yı yerle bir etmişti hani, sonra sürünmüş durmuştu ordan oraya, ne çok yerler görmüş, ne çok insan tanımıştı, ne çok acı çekmişti denizlerde yüreği, kurtarayım derken kendi canını, yoldaşlarına dönüş yolunu açayım derken….. Ama gene de kurtaramadı onları bir türlü, taşkınlıkları yüzünden hepsi yok oldu, Güneş Tanrı'nın sığırlarını yemiş, budalalar, yücelerin oğlu da kapatmış onların dönüş yolunu. Al bir yerinden, tanrıça, anlat bize de. Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu, savaştan ve denizden dönenler dönmüştü, bir o kavuşamamıştı yurduna ve karısına, oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso, yüce Tanrıça, yanıp tutuşuyordu, güçlü peri, kocası olsun diye o. Yıllar birbiri ardından geldi ve geçti, ve tanrıların büktüğü kader ipliği vardı İthake'ye, yurduna döneceği güne, -dertleri orda da tükenmeyecekti ya-, ama tekmil tanrılar o gün acıdılar ona, bir Poseidon vardı ona acımayan, çok içerliyordu tanrıya denk Odysseus'a,
heart
12 kişi
∙
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!