Anlat bana, tanrıça, binbir düzenli yaman adamı, kutsal Troya'yı yerle bir etmişti hani, sonra sürünmüş durmuştu ordan oraya, ne çok yerler görmüş, ne çok insan tanımıştı, ne çok acı çekmişti denizlerde yüreği, kurtarayım derken kendi canını, yoldaşlarına dönüş yolunu açayım derken….. Ama gene de kurtaramadı onları bir türlü, taşkınlıkları yüzünden hepsi yok oldu, Güneş Tanrı'nın sığırlarını yemiş, budalalar, yücelerin oğlu da kapatmış onların dönüş yolunu. Al bir yerinden, tanrıça, anlat bize de. Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu, savaştan ve denizden dönenler dönmüştü, bir o kavuşamamıştı yurduna ve karısına, oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso, yüce Tanrıça, yanıp tutuşuyordu, güçlü peri, kocası olsun diye o. Yıllar birbiri ardından geldi ve geçti, ve tanrıların büktüğü kader ipliği vardı İthake'ye, yurduna döneceği güne, -dertleri orda da tükenmeyecekti ya-, ama tekmil tanrılar o gün acıdılar ona, bir Poseidon vardı ona acımayan, çok içerliyordu tanrıya denk Odysseus'a,







