Jean Pierre Polnareff
@Jeanpierrepolnareff
0 Takip0 Takipçi
768 Puan
"Novicius"Novicius
Kullanıcı kendisi hakkında bir açıklama yazmamıştır.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
PEAK-THE CLIMBER
Seri son bir yılda okuduğum en iyi şey olabilir.Obsesyon,yalnızlık,travma,toplum-birey ilişkisi,doğa ve insan konularını inanılmaz akıcı,geleneksel çizim tarzını kullanarak yarattığı başyapıt panellerle hikayesi çok akıcı ve derin bir eser.Şuan yeni bitirdim ve kendimi o dağlara tırmanmış gibi soluksuz hissediyorum.Şöyle söyleyiyim normalde bir eserin insanın kişisel gelişiminde pek etkili olabileceğini düşünmem veya da tek başına köklü bir değişim yaratamaz ama bu manga tek başına bu fikrimi değiştirdi.Özellikle anksiyete tarzı sorunları olan insanlara öneririm.Bende yok,üni öğrencisiyim ve durduk yere bir inşaata girip çalışasım geldi ve ihtiyacımda yok.Sizi eylem insanına dönüştürebilir.Bu platforma belki daha önce Berserk,Vagabond,Vinland Saga felan konuşulmuş,adları geçmiştir ama bu seri bambaşka bir etki yarattı bende.Başları ucuz bir seri gibi başlıyor ama 30 lu bölümlerden sonrası karakterin amacı gibi ZİRVE.Sizi fazlasıyla geliştirecek bir seri olduğunu düşünüyorum.Gerçek bir hayat hikayesi.Mori Buntarou’nun hayatının kurgusal ve biraz değiştirilmiş hikayesi.Neyse okuyun bence efendim.Bir panelde bırakıyorum.Böyle çok fazla panel var.Zaten mangaka da karakterlerin durumunu daha çok çizimlerle anlatmaya özen göstermiş.MÜKEMMEL!!!!
Jeanpierrepolnareff 1788351370
heart
10 kişi
Kan Meridyeni’nin yarısı bitti ve beklediğim kadar etkilenemedim.Bundan önce de Bütün Yarınları okumuş ve yine o kadar da etkilenememiştim.Galiba sorun benim bu eserlerden insan zihninin ötesinde bir ürün beklentisine girmiş olmamdı.Sosyal medya ve bu ikisinin başka bir eserler birlikte Devil Trio olarak geçmesi beklentilerimi arşa çıkardı galiba.Lakin ikiside güzel özellikle Kan Meridyeni’nde ki çevre tasvirleri,eylemlerin anlatılışı sanki bir film izliyormuşsunuz gibi zihninizde canlanıyor.Ayrıca dolaylı anlatım kullanılmış böylece araları siz dolduruyorsunuz.Güzel tercih.Lakin kitabın çoğunlukla en iyi eserler arasında gösterilmesini sağlayacak kadar büyük bir alamet-i farikasını ben göremedim yalnızca.Çevrilmesini beklediğim Infinite Jest, Gravity’s Rainbow ve Mason&Dixon kaldı.Gerisi umurumda değil.Infinite Jest bir yıla çıkar diye düşünüyorum,Gravity’s Rainbow’u ise belki 50 yaşında görürüm.Mason&Dixon’da aynı şekilde.
heart
7 kişi
Amazon üstünden sipariş ettiğim Kan Meridyeni elime ulaştı ve hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde baskı hatalı geldi.127. sayfadan sonra tekrar 97. sayfadan 128. sayfaya kadar basmışlar.Bir hevesim vardı onu da bitirdiler be.Alacak arkadaşlar biraz daha bekleyin ne olur olmaz 2. veya 3. baskıyı alın bence.
heart
8 kişi
Bir buçuk saate tamamen zevkimden yazdığım yazı
Her sabahki gibi okula gitmek için evden çıkmıştı Lo,annesinden yanaklarına kocaman öpücükler alarak.Kendisine bir numara büyük gelen ayakkabılarını pataküte yere vurarak indi 76 derece olarak hespladığı bayırdan.KAKAPON SOKAK tabelası hergün gördüğü yerde ve herzaman ki gibi dikdörtgendi,hayır değildi,bir YAĞĞĞMUK!!!!Lo’nun ayağı tabelanın hizasından sokağa adım atınca düz bir zemin bulamadı.Herşey şekil değiştirdi Lo’nun ayağı kayarken.Elini uzatıp tutunacak biryer ararken çevresindeki tüm cisim ve olguların 23,5 dereceye sabitlendiğini fark etti.Görüşü 23,5 derece oldu,evler de 23,5 dereceye kıvrılarak göçtü ve Lo’nun görüşüyle beraber hepsi 47 derece oldular.Avuçiçi bir yere dokunuyordu lakin bu yerin yerle alakası ne kadardı?Farkında olmadan havaya tutundu Lo,boşluğa.Düz bir zemin Lo’nun elinin altındaydı.Tutundu,çekti kendini.Yere dik bir açıyla 60 santim yukarıda duruyordu.Düz bir şekilde uzandı,yerdeydi.Herşey kaydı gözlerinin önünde,açıldılar,kırdılar köşelerini açılarını.Tutundu ve çekti kendini boşluğa.Hergün geçtiği sokağa baktı.Tıpatıp aynı gözüküyordu;küçük çorba dükkanı,terzi,bakkal,ileride avukatın ikinci kattaki büro tabelası,hemde kare,hayır YAĞĞĞMUK!!!!ama içe kapanık,her köşesi 23,5 derece.Lo adım atacakken herşey tekrar kaymaya başladı,düştü.Tekrar tutundu ve kendini yukarı çekti.Heryere tutunabiliyordu.Dik,yamuk değil.Kafası karışmıştı.Burnunu karıştırdı,dünyanın aynı bu eğrik büğrük yumuşak sümük gibi olduğunu düşündü.Herşey sümükmü oluyordu yoksa?

Birisi ona sesleniyordu.
-Hey çocuk,ilerleme!
Lo başını kaldırdı.Kısa etek giyen genç bir kız Lo’nun baya üstünde,bacaklarını sıkısıkıya kapamış aşağısında ki küçük çocuğa bakıyordu.

-Sakın hareket etme çocuk.Yere paralel hareket edersen herşey kayıyor.Paralel ne biliyor musun çocuk?

Lo öğretmeninin çok sevdiği bir öğrenciydi.Geçen hafta başlamış basit geometri derslerini birçırpıda kavramıştı.Başını evet anlamında salladı.
-Güzel.Galiba bu noktadan sonra dikey hareket hariç tümşeyler eksen eğikliğinin herşeye nüfuz etmesine neden oluyor.Bu boşluğun dokunulabilir birşey olması da ancak Dünya’nın bize yaptığı bu şakaya katlanıyor olmamıza canı gönülden mükafatı olsa gerek.

Lo hiçbirşey anlamıyordu.Kızda zaten onu kâle alarak söylememişti bunları.Başka bir ses daha geldi.

-Hey,çocuk!

Diğer ikisi,bakkalın oradan gelen,kaynağı belirsiz sese kulak kesildi.
-Duyuyor musunuz?

-Evet!,dedi kız.

-Buradan hareket edemiyorum.İlerlerleyemiyoruz ve ben dikeyde gidemiyorum,kapalı bir yerdeyim.
-Ne oluyor burada?

Adamdan cevap gelmedi.Duymamış olabilirdi çünkü kız çok yukarılardaydı.Lo ona bakıyordu.
-Hey hey!Duyuyor musun?Galiba uzak kaldık.Hey çocuk sen seslen.

Lo’da onu biraz zor duyuyordu.

-Neden bu durumun içinde olduğumuzu sor.

Lo soruyu düz bir şekilde,hiçbir soru tonlaması olmadan adama tekrarladı.
-Bu sabah,iki adam geldi sokağa.Garip giyinmişlerdi.Heryere çok ilgiliymiş gibi göz attılar.Herbir işletmeyi gezdiler.Sonra kendilerinin ilginç buldukları yerleri,ilk olarak lokal olgulardan ve oraya hususi durumlardan yavaşça ayrıştırarak sırayla evrenin tamamını işleten kurallardan birbir kopardıklarını(bize özel bu sıralama insanlığın gelişimine paralel keşfedilen evrensel gerçekler sıralamasını izleyecekmiş)söylediler.Tüm olgulardan sıyrılan yerin,en basit şekilde kendilerinin müzelerde deneyemledikleri profesyonel tablolar gibi üç boyutlu gözüken lakin düz iki boyutlu hareket alanına sahip şeylere dönüştüklerini ve kendilerinin bu yerlerde öz olarak hareket edebildiklerini söylediler.O görünüşleri gerçek değilmiş,asıl varoluşları evrensel yasaların hakimiyetinde yaşayamazmış bu yüzden kendi yaşam alanlarını evrende keşif yaparak beğendikleri yerleri şu anda buraya yaptıkları gibi tek tek toplayarak kurduklarını anlattılar.(Adam’da Lo’yu umursamıyordu galiba.Lo hiçbirşey anlayamıyordu çünkü)Ve ayrışımın bazı olgularla eşit,yan etkileri olabiliyormuş.Yere paralel harekette eksen eğikliğinin herşeye nüfuz edişi bu yüzden galiba.İki düzlem(X ve Y miydi?)yatay olan bize izin vermiyor sanırsam.Ayrıca boşluğun dokunulabilir oluşu da bizim yasalarımız kaybolurken onlarınkinin doğuşunun sonucu olabilir.Bize ne olacak onu ise hiç bilmiyorum.

Lo’nun aklına bu adamın,muhtemelen bakkalın kendisinin bu kadar şeyi nasıl bilebildiği ve bunun garipliği gelmedi.Zaten hiçbirşey anlamamıştı.Yukarıda ki kız ise adamın ona anlattıklarını kendisine tekrarlaması için ona sesleniyordu.Lo ise o sırada,öğretmeninin anlatacağı konuların kendisini şaşırtacak potansiyel ilginçliğini düşünüyordu.
heart
4 kişi
Çok merak ettiğim bir konu var.Mario Vargas Llosa’yı mı Gabriel Garcia Marquez’imi daha çok seviyorsunuz?Tamamen kişisel zevk odaklı cevaplayabilirsiniz.Ben Llosa’yı bir tık daha iyi buluyorum.
heart
2 kişi
Daha demin çok sevdiğim iki yazar olan Julio Cortazar ve Carlos Fuentes’in konuştuğu bir fotoğrafa denk geldim Pinterest’te.Oradan Marquez,Llosa ve bu iki yazarın da beraber oldukları fotoğraflara denk geldim.Eyyyy Can Yayınları!!!!!Kazık mı var lan? Son yüzyılın en büyüklerinden olan üç yazarın arasında ki kanaatimce en yetkin ve büyüğü olan Fuentes’i basmıyorsunuz?Yav şaşıyorum ya.Bu adamın telifi sizde mi bilmiyorum ama eğer sizdeyse niye basmıyorsunuz,eziyet için mi?Terra Nostra ikinci el 3000 den başlıyor.Ben görece ucuza almıştım ama bu kitabın okurlara ulaşmaması suçtur bence.Birde eğer telif sizde değilse kimde bu telif arkadaş?Kimse basmıyor Latin Amerika ve Meksika edebiyatının en büyük yazarlarından birini.Mesela daha okumadan önce Gülün Adı’ndan fazlasıyla beklentim vardı.Lakin öncesinde elime Terra Nostra geçti ve okudum.Çok zordu,inanılmaz zordu.Lakin daha 200’üncü sayfalarda bu kitabın anlatılmış en büyük hikayelerden biri olduğunu anlamıştım.Daha dolu eser zor bulursunuz.1999 yılında Paris’te kıyametle başlayan hikaye inanılmaz epik,filmlerden daha sinematik bir anlatı sunuyor.Daha sonra 2.Felipe dönemi İspanyası’nda devam eden oradan Yeni Dünya’nın keşfine açılarak inanılmaz bir Meksika kökeni eleştirisi(Fuentes kendi topraklarına çok kızgın bir yazardır.İspanyol kral ve soylularını çok iğrenç ve aşağılık bir hâle sokar)Yav herşey var bu eserde anlatmak mümkün değil.1100 sayfa ve her sayfa dopdolu.Postmodern bir roman ayrıca.Daha uzun çok az roman vardır bu türde.Şöyle söyleyiyim Gülün Adı herşeyiyle bu kitaptan bir kaç gömlek geri kalıyor.Dini işleyiş ve metine yedirilişte dahil.Ben de çok zor bulup aldığım bir kaç metni hariç pek okuyamadım ama onlarda da hiç hafife alınmaması gereken bir yazar olduğunu gösterdi.Ben Llosa’yı romancı olarak Marquez’den bir tık daha iyi bulurum lakin Fuentes ikisini de aşıyor.Basılması lazım bu adamın kitaplarının.
heart
6 kişi
Bu gönderi kısmına öykü atılıyor mu?İçinde biraz fazla argo,küfür olan bir öyküm vardı atsam sorun olur mu buraya?
heart
3 kişi
Geçen yıl çevirisinin bitirildiğine dair açıklama sunulduktan sonra rafa kaldırılan şu 20.yüzyılın en büyük romanlarından Infinite Jest’in yayım durumu hakkında bilgisi olan var mı?Basacaklar mı bu kitabı yav?
heart
2 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!