Jo’nun buradaki erkek olma arzusunu aslında, biyolojik bir kimlik arayışından ziyade dönemin kamusal alanına erişim talebi olarak da değerlendirebiliriz. 19. yüzyıl ideolojisinde kadına biçilen edilgenlik kurgusuna karşılık Jo, hareket imkanını, yazarlık hırsını ve politik varoluşu temsil eden erkek alanına özeniyor. Saçlarını toplamayı reddetmesi veya süs bitkisi imgesi, kadının estetize edilerek nesneleştirilmesine verilen kitaptaki ilk estetik ve politik tepki denilebilir. Oldukça ilgimi çeken bir pasaj oldu.
​Hiç de bile değilim! Saçlarımı toplamak beni hanımefendi yapıyorsa, ben de yirmi yaşıma kadar saçlarımı iki örgü yapar gezerim," diye bağıran Jo, başındaki fileyi çıkarıp kestane rengi gür saçlarını savurdu. "Büyümek, Bayan March olmak, uzun elbiseler giymek ve bir süs bitkisi gibi görünmek zorunda olduğumu düşünmekten nefret ediyorum. Oğlanların oyunlarından, uğraştıkları işlerden ve tavırlarından hoşlandığım halde bir kız olmak yeterince kötü bir durum zaten. Erkek olmadığım için yaşadığım hayal kırıklığından bir türlü kurtaramıyorum kendimi. Üstelik şu anda babamın yanında, cephede olmaya can atarken, içinde olduğum durum her zamankinden de berbat görünüyor. Burada yapabildiğim tek şey, yaşlı ve uyuşuk bir kadın gibi evde oturup örgü örmek!
heart
6 kişi
  • meow
    Nurhak ·meow
    Katherine Mansfield- Koyda öyküsünü okumadıysan öneririm. Kadın hikayelerini okumayı ben de çok seviyorum :)
    ·7 saat önce