Yakın zamanlarda yoğun aşk hissettiğimden midir bilinmez, bu duyguyu Jack London’un sarhoşluk olarak tanımlaması çok yerinde ve doğru geliyor. Özellikle aşk ilk başladığında gerçekten de aşıksanız yanlış, saçma karar verebiliyor; İstemsizce doğru olmayan davranışlar sergiliyebiliyoruz. Belki de gerçekten bilincimizi kaybediyor, o kişiden başka hiçbir şey düşünemiyoruz ve sarhoş oluyoruz.

Aynı alıntıdan, aslında dışarıdan bakıldığımızda herkesin kendi bir dünyası olduğu; diğer insanlar tarafından içimizdeki, başkalarına beslediğimiz duyguların onların umrunda olmadığını ve bu duyguları sadece bizim yaşadığımızı gösteriyor. Aslında hiçbirimiz birey olarak kendi başımıza bizi koşulsuz sevenler (aile,eş,dost) dışında umursanmıyoruz. Bunu bilmek bazen insanı güvende hissettirse de bazen de dünyadaki yerimizin aslında ne kadar önemsiz olduğunu yüzümüze çarparak hüsrana uğratıyor.

(Bütün bu yazdıklarımda aslında genelleme yaparak kendimden ve çevremdeki insanlardan gördüğüm hisleri kelimelere döküyorum. Belki de sadece ben bu şekilde düşünüyorumdur ve yorumumu okuyan sizin için her şey farklı işliyordur. Kim bilir?)
Gertrude ve Higginbotham, Martin'in eve sarhoş geldiği konusunda uzlaşmışlardı. Halbuki güzelliği içlerinde hisseden insanlardan olsalardı, o parlayan gözlerin, hararetlenmiş yüzün, gencin aşkla ilk tanışmasının belirtisi olduğunu anlayabilirlerdi.
heart
14 kişi
  • İrem Sitem
    irem g·iremsitem
    Acaba siz de Martin gibi platonik bir aşktan bahsediyorsunuz? Bana biraz ümitsiz geldi yazdıklarınız. Aşk zamanla insanı değiştirir. İyi veya kötü yönde olabilir tabi ki ama siz umutsuz olmayın
    ·1 ay önce
    Cevapları Görüntüle (1)