Adeptis




+19 Doktor Holmes, bir cinayetin sırrını çözebilecek kadar güçlü müyüz, diye merak etti. Saçmalıktı bu! İki korkunç cinayet işlenmişti ama Holmes'un bilimsel mantığı cinayetlerin devamının geleceğini gösteren bir kanıt olmadığını söylüyordu .. Bu işe bulaşmaları meseleyi iyice karmaşıklaştırabilir,daha da kötüsü tehlikeli olabilirdi.(...)Lowell, Holmes'a doğru eğilerek Fields'ın sözünü sabırla, usulca, yürek paralayan nadir bir duygusallıkla tekrarladı: '"Biz hala biziz."'Biz hala biziz: Olmayı seçtiğimiz şeyiz. Bunu düşünmek Holmes'u biraz sakinleştirdi. Onu bekleyen üç arkadaşı hemfikirdiler. Yine de kalkıp ellerini ceplerine sokarak gidebilirdi. Derin, hırıltılı bir soluk aldı ve aynı sesle verdi. Ama soluğunu vermeden önce kararını verdi. Konuşurken kendi sesini tanıyamadı; bu ses, Dante'ye hitap eden soylu ateşe ait olacak kadar sakindi. Tennyson'ın dizelerini okurken, açıkladığı kararının sebebinden emin değildi: "' ... biz hala biziz/ Kahraman yüreklerin cesur birliğiyiz/ Zaman ve kader zayıflatsa da güçlüdür irademiz./ Çabalamak, aramak, bulmak isteriz ... "' Duraksadı, "' ... ve pes etmemek."'Düşünceli bir havayla, "Çabalamak," diye fısıldayan Lowell arkadaşlarının yüzlerini sırayla inceledikten sonra Holmes'a baktı. "Aramak. Bulmak ... "
Yayıncı bu odadaki kişilerin eylem insanı değil edebiyatçı olduklarının (üstelik yaşlıydılar da) fa rkındaydı mutlaka. Kendilerini Tennyson'ın şiirine kaptırmaları, kazanamayacakları savaşlara giren savaşçılar gibi davranmaları çılgınlıktı. Fields konuşacakken duraksadı; kibus sırasında konuşmaya çalışan ama başaramayan biri gibiydi. Birden onu deniz tutmuştu sanki. Holmes usulca iç geçirerek Fields'ın itiraz etmesini desteklediğinin sinyalini verdi. Ama Fields önce Longfellow'a, sonra da Lowell'a çatık kaşlarla baktıktan sonra ayağa fırlayıp Tennyson'ın şiirini fısıldamaya başladı. Olacakları göze alıyordu: "' ... ve eskisi kadar Güçlü olmasak da Yeri göğü sarsınasak da, biz hala biziz ... "'


















