Aynı alıntıdan, aslında dışarıdan bakıldığımızda herkesin kendi bir dünyası olduğu; diğer insanlar tarafından içimizdeki, başkalarına beslediğimiz duyguların onların umrunda olmadığını ve bu duyguları sadece bizim yaşadığımızı gösteriyor. Aslında hiçbirimiz birey olarak kendi başımıza bizi koşulsuz sevenler (aile,eş,dost) dışında umursanmıyoruz. Bunu bilmek bazen insanı güvende hissettirse de bazen de dünyadaki yerimizin aslında ne kadar önemsiz olduğunu yüzümüze çarparak hüsrana uğratıyor.
(Bütün bu yazdıklarımda aslında genelleme yaparak kendimden ve çevremdeki insanlardan gördüğüm hisleri kelimelere döküyorum. Belki de sadece ben bu şekilde düşünüyorumdur ve yorumumu okuyan sizin için her şey farklı işliyordur. Kim bilir?)
Gertrude ve Higginbotham, Martin'in eve sarhoş geldiği konusunda uzlaşmışlardı. Halbuki güzelliği içlerinde hisseden insanlardan olsalardı, o parlayan gözlerin, hararetlenmiş yüzün, gencin aşkla ilk tanışmasının belirtisi olduğunu anlayabilirlerdi.








