Hayatın hızından, dönen çarkların dişlilerinden sıyrılmak. Kaçmak bıkkın kalabalıktan. Bir Şivekâr olmak. Kaybolmak bir Yusuf masalında. Ve bulunmak aradığında.
Şivekâr arıyordu Yusuf’u. Peki ya Yusuf, bulunmak istiyor muydu? Neyi talep edersen o’sun. Demek ki Şivekâr Yusuf’tu. Ondan bir parça belki. Zaten insan hep kendinden kaçıp sonra yine kendine varmaz mıydı?
Sahiden neyi arıyordu Şivekâr? Yusuf onun nazarında ne şekilde zuhur ediyordu kim bilir. Belki de Hira’dır. Uzakta. Ama orada olan.
Bu dar ve yüksek caddeler, bu kısır döngü, bu dalgın ve dargın gri gözlerdeki. Hepsi bir dağ olup yükseliyordu sanki Şivekâr ve Hira’sı arasında. Ya Yusuf kaçıyorsa onu sorandan yahut kaçırılıyorsa cinler tarafından. Ne yapmalı? Şivekâr yorgun aramaktan. Bulmaktan fakat buluşamamaktan.

Nihayet Yusuf ile Şivekâr’ın bedenleri bakışıyor.
Hasretle mi yoksa bir gövde yarışına dönercesine mi anlayamıyoruz.
– Nasılsın?
+ Biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz.
Munzevi 1774735634
heart
8 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!