İlki Latincenin dini ve gündelik dil olmaktan çıkması. Hümanist düşünürlerin etkisiyle Antik Çağ’a ait, Hristiyanlık öncesi diller yeniden değer kazanmış; böylece Avrupa entelektüel sınıfı Latinceden uzaklaşarak bu dillerin kullanımını teşvik etmiştir. İkinci önemli gelişme ise Reform hareketidir. Reformcular, dini mesajlarını Latince yerine halkın konuştuğu dillerde yaymayı tercih etmiş ve bu süreci, büyük ölçüde kâr amacı güden yayıncılığın sunduğu olanaklarla gerçekleştirmiştir. “Basın kapitalizmi” sayesinde halk dillerinde basılan dini metinler, geniş kitlelere ulaşmış; bu durum hem Katolik Kilisesi’nin otoritesine hem de Latincenin egemenliğine büyük bir darbe vurmuştur. Üçüncü ve son gelişme ise merkezîleşmekte olan mutlak monarşilerin, halk dillerini yönetim dili olarak benimsemeye başlamasıdır.
Anderson, B. (2006). Hayali cemaatler: Milliyetçiliğin kökenleri ve yayılması (çev. İskender Savaşır & Kürşad Demirci). Metis Yayınları.






