Hikaye gayet güzel yazılmış, doğru düzgün akarken (çeviri berbat bu arada, cidden berbat) birdenbire hayatı oldukça bozuk olan ana karakterimizin hayatını daha da berbat bir yere sürükleyen o Max denen herif yüzünden metin aşırı yavaşladı… Bir de dediğim gibi çeviri sorunu var. Stephen King’in acı acı gülümseten esprileri veya bazı tabirler uyarlanamayınca işi “Ne anlatıyor lan bu?” Seviyesine getiriyor. Bir de King’in özellikle bu metinde karşıma çıkan ve metin ilerledikçe burun kıvırmaya başladığım bir huyu olmuş: Bir şeyi anlatmak için sürekli başka bir şeyi kullanması. Bu, onun kaleminin özelliklerinden biri ama bu sefer gereğinden fazla, gibi geldi bana. Şuna benzer bir şey vardı: “Tevalaya yapıştırılan etiket (bir Amerikan market zinciri)’deki fiyat etiketlerine benziyordu” “Evin bodrumunun beton apartmanlardaki sığınaklara özgü bir kokusu vardı” Hatta şu var “İhtiyar bunu duyunca gülümsedi. Yüzünde çocuğu basit matematik problemlerini çözmeye başlayan bir babanınkine benzer bir gurur ifadesi vardı”. Bunun kötü bir şey olduğunu söylemiyorum, King böyke şeylerde oldukça başarılıdır ve nerede nasıl kullanacağını bilir. Dediğim gibi, burada biraz fazla gibi geldi. Belki de ana karakterin ruh halini anlatmak içindir? Karakterimiz, eşinin ölümünden sonra tamamen tıkanan bir bestseller yazar. Sadece para ve yayyıncılık programı odaklı çalışan birisi. Eşi öldükten sonra tek kelime yazamamaya başlıyor, bilgisayarın başına oturduğunda kusma nöbetleri falan geçiriyor, o derece. Yani demek istediğim, tıkanıklık yaşayan bir yazarın dilinden anlattığı için mi böyle bir anlatım seçmiş, diye de düşünüyorum. Bilemedim. Ama sanırım bunu biraz kenara itecek ve daha farklı şeylere eğileceğim
Okuyorumolarak işaretledi.
Kemik Torbası
Kemik Torbası
Stephen King
188. sayfada%32 · 590 sayfa
Altın Kitaplar · Çev. Gönül Suveren · 590 sayfa
heart
4 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!