‘Fantastik’ bir kitap bu. Çılgın bir kitap. Delilik konusunda ulyssesi sollar-geçer nitelikte. Gerçi aralarında muhtemelen welles kaosu-fellini kaosu dinamiği kurulur (kurulmayadabilir). Yani kısacası farklı kulvarlarda yarışırlar diyelim. Nabokov’un bu romana 20. yyın en iyi 4 nesrinden biri demesiyle tesadüf eseri karşılaştım (spesifik olmak gerekirse: ulysses ve dönüşümün arkasında, kayıp zamanın izindenin hemen önünde). İlgimi çekmişti. Benim yaş aralığımdakilerde sık gözüktüğü üzre, neymiş, neyin nesiymiş bu roman diye yapay zekaya sormuştum. Hayrete kapılmıştım, zira dedikleri ipe sapa gelmez şeylerdi. (Neler dediğini buraya yazmayacağım, merak edenler gidip bizzat yapay zekaya sorabilir.) ‘Çevrilemez’ eserlerden olduğunu tahmin etmişsinizdir muhtemelen. Ben de türkçeye çevrilmemişitr, çevrildiyse de rezil bir çeviridir diye düşünmüştüm, şu an hatırlayamadığım birkaç şey daha ekleyip prompt’u atmıştım yapay zekaya. (Gerçi ingilizceye ‘mükellef’ bir çevirisi yapılmış, her türlü oradan okuyabilirdim ama a) pahalıydı, b) çok pahalıydı, c) çok pahalıydı ve istemedim. Gözüm mü korkmuştu? Olabilir.) Cevabı şaşırtmıştı. İlk olarak 2005 yılında, Sabri Gürses’in çevirisiyle everest’ten basılmış, bir daha basmamışlar, geçtiğimiz yıl ise şaşırtıcı bir şekilde 2 farklı yayınevi tarafından yeniden basılmış. Birisi Sabri Gürses’in çevirisi, İletişimden basılmış bu sefer. Onun çevirisinden okudum, öbürü hakkında bir bilgim yok. Kitabı aldığım zaman, neden bilmiyorum ama ilk 1 ay elim değmemişti. Nihayetinde, yazın başlarında olması lazım, okudum. Yalan olmasın, ne olduğunu anlamadığım bir hayli fazla kısım var. Okurken zorluyor. Fakat hiç sıkmadı. Daha önce hiç görmediğim bir yazı stili var kitabın, ki bu kitaptan sonra aynı yazar tarafından yazılmış ve farklı bir çevirmen tarafından çevrilmiş ‘gümüş güvercn’ isimli kitabı da okudum, orada da bulamadım o stili; yazarımız mı değiştirmiş üslubunu (not: yazarın gerçek ismi ‘belıy’ değil. Eserlerini yayınladığı takma bir isim bu. Rusça (белый) beyaz demek (kısa bir dipnot: yazarın ismi normalde “Belıy”, siteye ise “Beliy” şeklinde girilmiş; ы harfi ı’ya veya ıy’a tekabül ediyor). Yazar —kısaca—sembolist, yani muhtemelen bu ismi seçmesinde bir takım sembolik anlamların öncü olmuş olması olası), yoksa o çevirmen Sabri Gürses kadar güzel çevirememiş mi emin değilim, size kalmış, lakin 2. ihtimali daha muhtemel buluyorum. Tabii bir de, olmazsa olmazımız, şehrin karaktere dönüşmesi, hatta direkt ana karakter olması mevzuu var. Üstelik Dublin gibi kıçıkırık bir şehir değil bu kitaptaki ana karakter; yüzyıllar önce bir bataklığın üstüne, deli petronun emriyle, Rusya’nın batı’ya entegre olması için kurulmuş (Puşkin’in ifadesiyle “Avrupa’ya açılan pencere” — “Окно в Европу”), yapımında onbinlerce (eski Avrupalı tarihçilere göre yüzbinlerce) köylünün telef olduğu, tarih boyunca resmi ve gayriresmi pek çok şekilde hitap edilmiş, geometrik bir mimaryle inşası yapılmış bir şehir. Bu kadarla sınırlı değil tabii. Ayrıca, kitabın, daha iyi incelemek için bir kere daha okumam gereken, ne olduğunu henüz tam olarak kestiremediğim çok ilginç bir anlatım tekniği var (bu arada, bu konu hakkında yazılmış esaslı bir yazı, makale falan biliyorsanız yorumlar kısmından veya bana özelden atın lütfen, keyifle okurum); profesyonel edebiyatçıların özellikle ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Atmosfer tabii ki, tüm bu saydıklarımdan sonra kaçınılmaz sayılır, muazzam. Şehir sisli. Hasılıkelam etkileyici bir kitap.
Okudumolarak işaretledi.
Petersburg
Andrey Beliy
5/5 puan verdi
İletişim Yayınları · Çev. Sabri Gürses · 590 sayfa
heart
3 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!