Ahmed Hilmi
24 Temmuz 1909
Filibeli Ahmed Hilmi:
1865 yılında Bulgaristan’nın Filibe şehrinde dünyaya geldi. Şehbender Süleyman Bey’in oğludur. İlköğrenimine Filibe’de başladı. İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. 1890 senesinde Duyûn-ı Umûmiye İdâresi’nde memûriyete başladı. Görevli olarak Beyrut’a gönderildiği sırada Jön Türkler’in arasında yer aldığı için Mısır’a kaçmak zorunda kaldı. Mısır’da “Çaylak” adında bir gazete çıkardı. 1901 yılında İstanbul’a geldi ama Sultan Abdülhamid tarafından Libya’ya sürüldü. Libya’da tasavvufla ilgilenmeye başladı ve Arusî Tarîkatı’na girdi. 1908’de, Meşrûtiyet’in îlân edilmesi üzerine yeniden İstanbul’a geldi. İttihâd-ı İslâm adında bir gazete çıkardı. Bir süre İkdam ve Tasvîr-i Efkâr gazetelerinde yazılar yazdı. 1910 yılında Hikmet isminde bir gazete çıkardı. Fakat İttihat ve Terakkî’ye cephe aldığı için bu gazetenin ve matbaasının ömrü kısa oldu. Ekim, 1914’de zehirlenerek vefat etmiştir. Masonlukla ve siyonizmle mücadele eden ilk kişilerdendir. Léo Taxil’in “Masonların Esrarı” adlı eserini matbaasında neşretti. Ölüm nedeni bakır zehirlenmesidir dense de Masonlarca zehirlendiği iddiaları ölümünden sonra çokça konulmuştur. Filibeli Ahmed Hilmi’nin kırk kadar eseri, yüzlerce makalesi vardır. Mezarı Fatih Camii avlusundaki hazîrededir.
Kitap Hakkında:
Hayal, kelime mânâsı îtibarîyle; aslı olmadığı hâlde zihinde kurulan düştür. A’mâk ise arapça derinlik mânâsına gelen umk kelimesinin çoğulu şeklinde olup, derinlikler demektir. A’mâk-ı Hayal, hayâlin derinlikleri ya da kitabın başlığında altına hemen düşülen not gibi hayâlin derinliklerine yolculuk olarak anlayabiliriz.
Kitabımızın ana kahramanı Raci isminde hem dinî hem fennî ilimleri noktasında kendisini çok iyi yetiştirmiş bir gençtir. Ama ne var ki kafasında fikrî sorunlar ve cevaplandıramadığı felsefî cevaplardan ötürü âdeta zihni savaş alanına dönmüş muztarip biridir. Bu zihnî karmaşadan ve ıztıraptan kurtulmak için de kendini içki ve eğlenceye veren birine dönüşmüştür.
Raci, evine yakın bir mezarlıkta tanıştığı Aynalı Baba sayesinde pek çok mânevî deneyimler yaşayarak cevabını arayıp da bulamadığı sorularına cevaplar arar. Aynalı Baba’nın, ney müziği aracılığıyla uyuyup yaşadığı düşlerde varoluş ve hakîkat bilgisine ulaşır.
Raci’nin hayâlin derinliklerinde, çeşitli âlemlerde deneyimlediği bu hakîkat bilgisi yolculuğu gerçek üstü kentlerde ünlü filozofların eşliğinde geçer. Varoluş gerçekliğine dâir a’mâk-ı hayalde bir yolculuğa çıkmak için Raci’ye eşlik edebilirsiniz.
“ ‘İnsan ebedî mi?’ diye soruyordum kendime. Adına dünya dediğimiz bu durağı, derin bir üzüntüye kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Saf bir inancın çok güzel cevapladığı bu soruya akıl ve fen cevap veremiyordu. Tabiata bir kere daha baktım. Bu seferki bakışımda, eşsiz güzellikler kayboldu. Işık söndü. Her taraf karanlığa boğuldu. Sanki hakikat olanca dehşetiyle görünüverdi gözüme o an.” (syf 15)







