Sistemlerin ve inanışların aşınmış yollarından çıkmak için, insan ve toplumla ilgili çalışmamda bilimsel usullere ve kesin bir yönteme başvurmak gerektiğine daha en başından kani idim. Bu yüzden bir senemi filoloji ve gramere ayırdım; bütün bilimler içerisinde zihin yapıma en çok hitap eden dilbilim, ya da kelamın doğal tarihi, girişmek istediğim araştırmalarla en yakından ilgili bilim gibi gözüküyordu.







