Rıza'nın gözleri hâlâ küçük peynir dilimindeydi. Öyle dikkatli bakıyordu ki, bütün gücünü harcayarak bakışlarını sivri bir çatala dönüştürüp ona sapladığı söylenebilirdi. Dükkânın bereketi, oğlu Ramazan’ın geleceği, Güvercin’in kayıplara karışan yüzü ve daha birçok şey o peynire bağlıydı sanki; karşısında oturanlardan birine kaptırırsa dünyası ansızın yıkılacaktı. Bunu önlemek için onu tabaktan alıp bir köşeye koyabilirdi gerçi, ya da bir hamlede ağzına atıp rahatlayabilirdi. Ama böyle bir çözüm istemiyordu; peynir orada, gözünün önünde durmalı ve hiç kimse dokunmamalıydı. Ne var ki gönlünden geçen bu dilek bir anda suya düştü. Peynir yerinden birdenbire havalandı ve onun bakışlarını peşinden sürükleyerek sonuna dek açılmış karanlık bir ağızda kayboldu.
heart
5 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!