Halide Edip Adıvar’ın yazma ritüeli. Öyle zannediyorum
ki, o günkü yazarların pek çoğu da böyle yazıyordu. Kitabı okurken, burada en çok dikkatimi çeken “uzun ince kağıt” olmuştu. Gerçekten de A4 kağıdını kısa kenarından katlayınca el yazısı daha derli toplu gözüküyor. Yapay zeka, o dönemde “uzun ince” kağıda yazmanın, pratiklik ve zamanın basım teknolojisi ile alâkalı olduğunu da söylüyor. (Sigara sağlığa zararlıdır.)
"—İlk yazmaya başladığım zaman, çocuklarım daha pek küçüklerdi. Hizmetçi filan gelir; durmadan şunu bunu sorarlardı. Onlara cevap verirdim; kalemimimi de kâğıttan ayırmazdım. Fikirler beynimde o kadar şiddetle yer tutmuş olurlardı ki hiç bir yabancı ses onların yoğunluğunu dağıtamazdı. Fakat şimdi yalnızlık ve sessizlik arıyorum. Meselâ romanlarımı herkesten uzak bir yerde yazarım ve son derece titiz, sinirli olurum. Yanımda çok kahve, çok sıgara olmalı. Hem birkaç kutu sigara üst üste durmazsa rahat edemem. Kâğıtlarımın büyüklükleri de hep aynı ölçüde olmalı. Daima ince ve uzun kâğıda yazarım; yazdığım yer de alıştığım yer olmalı. Masam, hokkam, kalemim falan..."
(...)
—Bu hazırlıklarınız tamam olduktan sonra kaç günde kaç sahife yazabilirsiniz?

"—Bazan yirmi, bazan elli; bazan da ancak sekiz."

Eliyle çenesini tuttu ve biraz düşündükten sonra:

"—Mübalağa olmasın ama, dedi. Yazdığım zaman bir haftada elli altmış cümle bile söylemem ve bu sıralarda bana bir şey söyledikleri zaman son derece titizlenirim. Yazdığım şeyi o kadar severim ki, başından sonuna kadar, bende ve ruhumda o eser ihtiraslı bir hummâ olur.''
heart
10 kişi
∙
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!