Biz Newton’ı hâlâ öncelikle çekim gücünün bir arada tuttuğu modern evren kavramını düşünen kişi olarak biliriz. Ama Keynes'in Kraliyet Derneğindeki konuşmasından sonraki onyıllarda, ikinci -ve çok farklı- bir Newton çıktı ortaya: Yıllarını simyanın gölgeli dünyasında, felsefe taşını bulmaya yönelik gizli bilim araştırmalarıyla geçirmiş, kıyamet gününü öngörmeye yardımcı olacağını düşündüğü için Kutsal Kitap kronolojisini incelemiş bir kişi. Newton, Gül-Haççılık, astroloji ve nümerolojinin büyüsüne kapılmış bir yarı mistik olup; Musa'nın, güneş merkezli Kopernik kuramının ve kendi çekim gücü öğretisinin farkında olduğuna inanıyordu. Newton, ünlü kitabı Principia Mathematica'nın yayımlanmasından bir kuşak sonra, "gök topografyasının en iyi rehberi" olduğunu düşündüğü Süleyman Tapınağı'nın tam planını bulmaya çalışıyordu hâlâ. Belki de en şaşırtıcı olanı, en yakın tarihli araştırmaların ortaya koyduğu şu yöndür: Simya alanındaki araştırmaları olmasa, Newton bilimde dünyayı değiştiren keşiflerini hiç gerçekleştiremeyebilirdi."
Novicius
"Gelirim ama eve sıkıntı vermek de istemem." "Sıkıntı olmaz! İnce, kalem gibi birisin. Ne kadarcık yer kaplayacaksın da, sıkıntı vereceksin?" "İnce mince, ben de bir kişiyim. İnsan yükü ağırdır." "Hiç bile ağır değildir. Hele konuk bize hiç ağır değildir. Konuk gelince bizde bütün zorlar kolaylaşır. Asıl konuk gelmeyince işlerimiz zoralır..."
Dimitrios yatmadan düşündü: "Gerçekten bir masal diyarındayım. Masal insanına benzer insanlar arasında bulunuyorum. İnsanların ilişkileri de masal ilişkisine benziyor. Evet, burda her şey masala benziyor. Masal dünyasına geldim tam! Bu da benim içimdeki çocuğu uyandırıyor. Küçük Dimitrios takılıyor Mustafa Bey'in eşeğinin ardına, birlikte yolu yokuş köylere gidiyorlar..."







