"Tutkular kişinin yaşamasını engeller. Emek... İşte sana boşluktan kurtulmanın tek ilacı! İş, çalışmak!"Rayski durdu, Ayanov'u da durdurdu, anlamlı anlamlı gülümsedi.
"Çok ilginç doğrusu," dedi. "Söyler misin nasıl bir iş?"
"Ne demek nasıl? Devlet hizmetine gir."
"İş midir devlet hizmeti? Yokluğu toplum yaşamını aksatacak kaç iş gösterebilirsin bana devlet hizmetinde?"
Şaşırmış, ıslık çaldı Ayanov. Çevresine bakınarak:
"Kaç tane istiyorsun?" dedi.
Pür dikkat bir yana bakan köşe başındaki polis memurunu gösterdi.
"Al işte!"
"Sor ona bakalım niçin dikiliyor orada," dedi Rayski. "Kimi gözetlediğini, beklediğini sor. Generali bekliyordur. Ama seni beni görmez. Öyle ki, yoldan geçen biri istese cebinden mendilini yürütür, ruhu duymaz... Yoksa masaların üzerinde biriken evrakı mı iş sayıyorsun? Bu konuda seninle tartışmaya girmeyeceğim, ama şu kadarını söyleyeceğim, yağlıboya resimleri boyarken, piyanoda bir şeyler tıngırdatırken, hatta güzellik karşısında eğilirken –inan– senin yaptığından çoğunu yapıyorum ben..."
"Peki güzellikten başka ne buldun kuzeninde?"
"Güzellikten başka mı? Yetiyor bana onun güzelliği!"