Normal Birisi
@normalbirisi
12 Takip12 Takipçi
4,5K Puan
"Discipulus"Discipulus
Isimsiz Yokkisikayagwynbleiddahme_trock20gorkemsezginLubabe +6
Kitap okuyan insan.
Akış
Kitaplarım
Alıntılar
İncelemeler
Okuma Durumu
Yazıları
Hakkında
Medya
Topluluklar
Kitap İncelemesi
4.0/5
Emil Michel Cioran, kimine göre filozof, kimine göre yalnız bir deneme yazarı, 1911 doğumlu Rumen yazar ve "Çürümenin Kitabı" (Précis de Décomposition) da onun en kapsamlı eseri kabul edilen metindir. Çürümenin Kitabı öyle tek bir konu başlığı üzerine yoğunlaşan bir metin değil, bilakis pek çok mühim meseleye etkili dokunuşlar yapan, yazarın tabiri caizse fikri "manifesto"sudur. Bundandır ki eğer özellikle Cioran'ın veya onun temsil ettiği görüşün aman aman hayranı ve takipçisi değilseniz yalnız bu metni okumanız onu genel çerçevede anlamanıza hayli hayli yardımcı olacaktır. Çürümenin Kitabı hem dönemi hem de günümüz eleştirmenlerince bir "başkaldırı" olarak nitelendirilir. Öyle ki eser, bazı bazı seçkin filozofların dahi yeteri kadar temas etmediği konularda oldukça farklı ve hatta "marjinal" kabul edilebilecek fikir beyanlarında bulunmakta. Cioran'ın kaleminin gücü de aslen öyle katmanlı metafizik kuramlar veyahut toplumun çoğu tarafından anlaşılamayacak saçma saçma kavramları ortaya çorba edip felsefe yaptığını iddia eden kesimlerin aksine hem kolay anlaşılabilecek, hem de edebi nitelik taşıyan yazılar ortaya koyması.

Genç yaşta ülkesi Romanya'dan Fransa'ya gelen Cioran, burada ilk yıllarında derin ve tabii bir yabancılık çeker. Yıllar geçer, Fransızcayı bölge halkı kadar akıcı konuşmaya ve hatta Fransızca eserler yazmaya başlar, Fransız kültürüne ve tarihine hakimiyeti pekişir, ancak içinde hissettiği o yabancılık hissi daim kalır. Sonradan anlar ki o çektiği yabancılık hissinin öyle yeni bir ülkeye gelmesi, yerleşmesiyle falan alakası yoktur. Bu yabancılık, ona genç yaşta her gün her gün mezarlık gezdirecek melankolikliği ve annesinin ona, "Bu kadar mutsuz olacağını bilseydim, kürtaj yaptırırdım!" demesine sevep olacak depresyonu veren yalnız beldesine değil, doğrudan dünyaya, ideolojilere ve tarihin kendisine karşı hissettiği varoluşsal yabancılığın bizzat kendisidir. Cioran hep mutsuzdur ancak bu mutsuzluk neden–sonuç ilişkisine dayalı maddesel bir mutsuzluk değildir onun için. O bu muzdaribi olduğu mutsuzluğa hem Çürümenin Kitabı eserinde, hem de diğer eserlerinde "maddesiz mutsuzluk" olarak tanımlayacağı başka türlü bir mutsuzluktur. Aslında "muzdarip" kelimesini kullanmak doğru olur mu bilinmez çünkü Cioran bu mutsuzluk halini kaçınılacak veyahut imtina edilecek bir fenalık olarak görmekten ziyade, bunu insana keskin ve anlık hazlara dayalı bir zevk veren ve onu sarhoşluk haline varabilen bir kör hoşluğa iten mutluluğa nazaran kucaklanılması, kabullenilmesi gereken bir durum olarak görür. Cioran'a göre mutsuzluk, üstünden istifade edilebilecek bir şeydir, peki ama nasıl? Yazara göre insan en çok mutsuzken üretken olur, kimse tamamen mutlu bir ruh halindeyken yazma çizme ve düşünme faaliyetlerini sürdürmez. Ancak bu durum bir olumsuzluğu da beraberinde getirir. İnsan hep mutsuzken dünyayı ölçüp biçerse, dünya ona karanlık görülecektir. Zaten Cioran, "dünya kötüdür/olumsuzdur" gibi içi boş genel geçer iddialarda da bulunmaz. O, dünyanın kendi başına ne olduğundan ziyade insanın dünyayı nasıl gördüğünü araştırarak felsefesini daha varoluşçu bir perspektiften kurar.

Her şeyden önce Cioran, "öfkesini kusmak" için yazı yazdığını çok kere itiraf etmiştir. Nasıl ki bir kişiye sinirlendiğimizde kağıda onun ne kadar aşağılık biri olduğunu yazmak, yani ifade etmek ruh halimizin bayağılığının dinmesine yarayacaksa, Cioran için de çevresine duyduğu öfke ve yabancılığın dinmesinin tek yolu, aynı örnekteki gibi onu ifade etmesidir. Bundandır ki Cioran, alışık olduğumuz diğer yazarlar gibi bilimsel metodlar kullanmaya çalılmaktan ziyade tabiri caizse yalnız kağıda düşüncelerini kusar. Bu eser de bu kusmanın köşebaşlarından olduğundan döneminin eleştirmenleri eseri, "yeterince katmanlı olmayışı" veya "fazla karamsar oluşu"ndan ötürü çokça eleştirmişlerdir. Bu eseri okurken bunun öyle çığır açıcı argümanlarla dolu olmadığını, bilakis yalnız hayata küskün ve başta uykusuzluk olmak üzere çeşitli rahatsızlıklardan muzdarip bir adamın karmaşık düşüncelerinin toplamı olduğunu akıldan çıkarmamanız tavsiye edilir.

İncelememi beğendiyseniz kalp bırakmanızı, beğenmediğiniz veya eksik bulduğunuz bir kısım varsa bunları yorumlarda belirtmenizi rica ederim. Herkese bol okumalı günler :)
heart
6 kişi
Kitap sarmadığı veya ÇOK AĞIR olduğu için değil, araya başka metinlerin girmesi sonucu kitaptan uzaklaşmak sebebiyle yarım bırakıyorum. Ama bir gün geri döneceğim!
Yarım Bıraktımolarak işaretledi.
Tutunamayanlar
Tutunamayanlar
Oğuz Atay
İletişim Yayınları · 724 sayfa
heart
shocked
7 kişi
Bu cilt hem metnin başarılı bir çevirisini, hem de metne dair yazıları ve önsözlerin tamsmını bir araya toplamış. Cilde puanım 10/4.
Okudumolarak işaretledi.
Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar
Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar
Karl Marx, Friedrich Engels
4/5 puan verdi
Yordam Kitap · Çev. Nail Satlıgan, Şükrü Alpagut · 320 sayfa
heart
6 kişi
Beğendiğim bölümleri zaman zaman atarım.
Okudumolarak işaretledi.
İktisadi Düşünce Tarihi: Modern İktisadın İnşası
İktisadi Düşünce Tarihi: Modern İktisadın İnşası
Mark Skousen
3/5 puan verdi
Adres Yayınları · Çev. Mustafa Acar, Ekrem Erdem, Metin Toprak · 535 sayfa
heart
6 kişi
Ne zaman irademe müracaat edersem büyük bir yorgunluk duyuyorum... Kendimi hadiselerin eline bırakayım mı?
heart
8 kişi
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görünmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanılmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler ne yarardı? Yaşaymışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?
heart
9 kişi
Okuyorumolarak işaretledi.
İçimizdeki Şeytan
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali
50. sayfada%19 · 268 sayfa
Yapı Kredi Yayınları · 268 sayfa
heart
7 kişi
Her hâlükârda bütün bu gizemli ve gergin durumun son perdesinin yaklaştığını seziyordum. Bir darbe daha inse her şey açığa çıkacak, sonra erecekti. Benim kaderime gelince, o da bütün bunlara bağlıydı biliyorum ama, hemen hemen hiç dert etmiyordum. Tuhaf bir haldeydim doğrusu: Cebimde hepi topu yirmi frederik vardı; vatanımdan uzakta, yersiz yurtsuz, yaşamımı sürdürecek imkânlardan yoksun, umutsuzdum ve bir planım da yoktu ve... bunlar yüzünden hiç tasalanmıyordum!
heart
8 kişi
ANNE, NE YAPTIN?

​Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı, ne sarayı;
Karnında yaşıyordum, kâfiydi saadetim.

​Bir kere doğurdunsa, sonra niçin büyüttün?
Kundakta, beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün?
Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı.

​Sütünden tatlı mıdır, anne, sanki bu hayat?
Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?
El aç, yalvar gündüze, geceye boyun uzat.
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi!

​Karnında yaşıyordum, kâfiydi saadetim!
Anne, istemiyordum ne tacı, ne sarayı!
Anne, karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Anne, sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

(Servet-i Fünûn, 2 Nisan 1931)
heart
4 kişi
Öneririm.
Okudumolarak işaretledi.
Ölüler Evinden Anılar
Ölüler Evinden Anılar
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
4/5 puan verdi
İş Bankası Kültür Yayınları · Çev. Nihal Yalaza Taluy · 376 sayfa
heart
12 kişi
Bildirimleri Aç Evet Aç!