Hoşgeldin!
Sizi görmekten çok mutluyuz! Şimdi giriş yapın, arkadaşlarınızla yeniden bağlantı kurun, en son güncellemeleri takip edin ve Mokita'nın dünyasına dalın...


Sevgili Dost, İzlendiğini düşünmek bir delilik belirtisidir de izlenmediğini düşünmek nedir? Futbolcular karambolde tekmeliyor, trolcüler deniz siyahken avlanıyor, çocuklar öğretmen sınıftan çıkar çıkmaz çıldırıyor, pazarcılar tezgâhın dehlizlerinde gizliyorsa çürük elmayı, izlenmediğini düşünmek nedir? Belki de belirtisi değil, kendisidir deliliğin. Çünkü yanar da kesilen ışıklar, hakemin düdüğü tekmeleri susturur. Birden anneler pencerelere, öğretmenler sınıfa döner, müfettişler yüzlerine soğuk su vurur. .......... Sevgili Dost, Birileri tarafından sürekli izlendiğini düşünmek bir delilik belirtisidir de biri tarafından izlenildiğini düşünmemek neyin belirtisidir? Sevgili Dost, Allah her şeyi bilir.
Sevgili Dost, "Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormana," şarkısını söyleyen çocuklar, şim-di büyüdüler. Büyüdüler ve baltalarını gömmediler. Bü-yüdüler ve uzun ipleriyle birbirlerini asmaya kalkıştı-lar. Ormana ne mi oldu? Yerine kanunlarını bırakarak kayıplara karıştı. Şimdi çıplak tepelerden, "Dağ başını duman almış," şarkıları yükseliyor. Herkes yürüse de güneş ufuktan bir türlü doğmuyor.
Sevgili Dost, Biliyorsun geçenlerde bir deprem oldu. Televiz yonlar, gazeteler, mucize görüntüleri yayınlamak için yarıştılar: "Mucize" dediler, sahibini aramadan. "Mucize kelimesi sihirli ve heyecan vericiydi. Çünkü olağanüst her şey etkilerdi insanları. Bu daha çok okuyucu, daha çok seyirci demekti. Manşet: Mucize. Ya sahibi? "Sıcak tan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne garip tir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever," diyor Molla Câmi. Medya, mucizeyi seviyor. Ya sahibi? Sahipliği yanlış yerlere vereli başımız dertten kurtulmuyor. Her seferinde mataramızdaki su bitiyor Her seferinde salıncağın ipi kopuyor. Her seferinde mayına basıyoruz. "Sahibim" dediklerimiz cesetlerimi zin üzerinde piramitler inşa ediyorlar. Sahibimizden uzak kaldıkça sahiplerimiz daha çok cefa edecek bize Şükredelim, burnumuza kanca takıp gezdirmiyorlar sokaklarda. Sahi gezdirmiyorlar mı?
Sevgili Dost, Insan yoktu ve sınır yoktu. İnsan geldi ve elinde-ki tebeşirlerle sınırlar çizmeye başladı. Daireler, dik-dörtgenler, üçgenler çizdi. Etrafını çizdiği alanların kenarına, "Benim" tabelasını iliştirmeyi de ihmal etmedi. Bir yere ilk olarak gelmek, oraya sahip olmaya yetmiyordu. Bu yüzden ne tebeşiri elinden düşürdü ne de çizilen daireler birbiriyle kesişmediği sürece geometrinin mutluluğuna bir gölge düştü. Ama ne zaman iki cember birbiri içine geçti ve ne zaman iki "Benim' çakıştı, o zaman sınır taşları yerinden oynadı ve sökülerek mancınıklara dolduruldu.
Nasıl politik gündemimizde "öteki"yle hem hal olamıyorsak, maalesef edebiyatımızda kendimize ötekisinin aynasından bakmayı beceremiyor. Diyalog olmayan bir edebiyatın demokratik toplumu, demokrasisi olmayan bir toplumun da diyolojik edebiyatı olmuyor galiba. Bu ikisinin bulunmadığı yerde ise, "öteki" asla ikiz veya aynı olamıyor Ve hem politik hem de entelektüel açıdan "düşman ve muhayyel öteki"yle kavga halinde yaşamak sosyal Kader halini alıyor.
Yeni bir topluluk açmak istiyorsanız iletişim formu üzerinden başvuru gönderebilirsiniz.
Başvurunuzda planladığınız topluluğun adını, amacını, hedef kitlesini, hangi içeriklerin paylaşılacağını, neden böyle bir topluluğa ihtiyaç duyulduğunu ve varsa moderasyon yaklaşımınızı yazın.
Topluluk adını oluşturduktan sonra istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
Gizlilik türü daha sonra değiştirilebilir.
Toplulukta +18 içerik olup, olmadığını seçin. Daha sonra değiştirilebilir.
Hesap oluşturma talebiniz başarıyla alındı. Lütfen e-posta adresinize gönderdiğimiz aktivasyon bağlantısına tıklayarak hesabınızı aktif hale getirin.
Aktivasyon bağlantısı 24 saat geçerlidir.
Kayıt olmak için bilgilerinizi girin
Giriş yapmak için bilgilerinizi girin
Şifrenizi sıfırlamak için bilgilerinizi girin
Enter the code that was sent to your email address