Adeptis




+21 Kitap bu kadar kısa olmasa böyle bir şeye kalkışmazdım. Benim suçum değil bence.
"Fakat hiç kimse de yaptığı hareketin başka insanları üzdüğünü anlamaya çalışmıyor. İnsanlar zamanla daha iyi olmuyorlar, sadece akıllanıyorlar. Akıllandığın zaman sineklerin kanatlarını koparmaktan vazgeçmiyorsun, yalnızca bunu yapmak için daha iyi nedenler buluyorsun. ... "
... Akıl sağlığı yerinde olmayan Tepedeki Ev, tepelerin karşısında tek başına yükseliyor ve karanlığı içinde tutuyordu; seksen senedir böyleydi bu, bir seksen sene daha durabilirdi. Duvarları dimdik yükseliyordu, tuğlaları düzgünce yan yana dizilmişti, döşemeleri sağlamdı ve kapıları güzelce kapatılmıştı. Sessizlik, Tepedeki Ev'in tahtalarıyla taşlarının üstünde muntazaman uzanıyordu ve orada gezinen her ne ise, tek başınaydı.
... Ne Eleanor ne de Theodora hava kararmışken Tepedeki Ev'den yürüyerek uzaklaşmanın tedbirsizlik olduğunu aklına getirdi. Her biri kendi umutsuzluğuna öyle odaklanmıştı ki karanlığa kaçmak hayati önem taşıyordu ve adına hiddet denen daracık, incecik, sevimsiz pelerine sarınarak birlikte ayaklarını yere vura vura yürürlerken her biri diğerinin acı verici bir şekilde farkında, ikisi de konuşan taraf olmamakta kararlıydı.
İnsan gözü, bir evin cephesinde kötülüğün varlığına işaret eden rastlantısal incelikleri yer ve hatlara bakarak seçemez, gel gelelim burada delice bir karışım söz konusuydu; kötü duran bir açı, çatıyla gökyüzünün tesadüfi kavuşma biçimi her nasılsa Tepedeki Ev'i umutsuzluk verici bir yere dönüştürüyordu ve uyanıkmış gibi görünmesi onu daha da korkutucu kılıyordu. Boş pencerelerinde sanki bir sakınma vardı, pervazın kenarındaysa hafif bir neşe. Beklenmedik bir anda veya tuhaf bir açıdan bakılınca hemen her ev onu seyredene espirili bir bakış yöneltebilir; muzip, küçük bir baca veya gamzeyi andıran bir çatı penceresi bile bakanda arkadaşlık hissi uyandırabilir; oysa küstah nefret dolu ve asla gafil avlanmayacak gibi duran bu ev, koca kafasını insanoğluna taviz vermeksizin göğe kaldırıyordu. Şefkatsiz bir evdi ve içinde ve içinde oturulsun diye yapılmamıştı kesinlikle, insanlara, sevgiye ya da umuda uygun bir yer değildi. Bir şeytan çıkarma ayini bile düzenlense çehresi değişmeyecekti sanki. Tepedeki Ev, yıkılana dek olduğu gibi kalacaktı.











