Başka diyarları gezip görme isteği aslında bulunduğun fizikî ve toplumsal konumu sorgulama girişimidir. Sorgulamanın başarılacağının da güvencesi yoktur. Gezmedik bölge, örneğini duymadık dil ailesi bırakmayan, fakat salt gezmiş olmak için gezdiklerinden ötürü hâlâ daha gittiği hiçbir yerin toplumsal yapısını, coğrafyasını doğru dürüst tanımayan, yalnızca sınır değiştirmeyi gelişmiş insan olmak sanan on binlerce insan var ve bunların bu kadar gezmelerinin tek nedeni herkesin diyar diyar gezme isteğiyle dolup taşmasının çağdaş insan olmanın zorıunluluğu olarak dayatılması. Ülke sınırları ve hava limanları aşmanın gezginlik olmadığını biri onlara söylemiştir elbette fakat onların amacı yalnızca “skor” olduğu için tınmamışlardır. Bunların sorguladığı şeyler en fazla bilet fiyatlarıdır, belki de kendi ulaşımlarını zorlaştıran üç beş insan tipidir. Bunlar öyle çok bir şey sorgulamaz. Dahası, senin benim yaşadığımız vize sorunları, hukuk sorunları, yaşam standartları bunların umurlarında değildir. Kendi yolculukları engellenirse anca o zaman duyar kasarlar. Fizikî konumlarını, toplumsal konumlarını sorgulayacak ölçüde tanımış değillerdir. Onlar yalnızca görgülü insan niteliği edinmek için görgüsüz ve görüşsüzce diyar diyar gezip dururlar.

İyimser olmayan bir gözle bakılacak olursa; tüccar değilse ya da evi bucağı yakılıp yıkılmamışsa ya da resmî bir görevi yoksa kimse hiçbir diyarı gezip görmek zorunda değildir. Yerinde oturup tüm yaşamını tek bir bölgede sürdüren, başka ülkelere gidip görmeyen biri; salt yol yorgunluklarıyla ve gün algısı örseleriyle (jet lag’lerle) ömür geçiren birinden daha sığ değildir. Başka diyarlardan gelen insanlardan nice duyumlar edinmiştir, onların diyarlarını oralara uğramadan tanımıştır, bulunduğu fizikî konumla oraları karşılaştırmıştır, oradaki toplumla kendi toplumunu düşüntülemiştir, türlü türlü vargılara varmıştır. Sorgulamıştır. Öteki ise o sırada böyle bir bilgi birikimi elde etmeden yalnızca servet saçmıştır; üstelik her yere bir kez gitmeyi yeterli görmüştür.

Gerçek gezginler ise başka diyarları tek bir kez gezmenin yeterli olmayacağını bilir. Uğradıkları yere belirsiz aralıklarla birkaç kez daha uğramak, oraların iyileşimini ya da kötüleşimini gözlemlemek, bunun üzerine sorgulama yapmak, düşünmek, kendi ülkelerindeki fizikî konumları ve toplumsal yapıyı başka bakış açılarıyla irdelemek; kısacası “dünyâyı tanıdım” demek anca bunların hakkıdır.

Tabii bir de herkesin bu tür sorgulamalara girişmesini üstün insan olmanın bir zorunluluğu olarak dayatmak da âdil değildir. Daha yansız bakılacak olursa hiç kimse başka diyarları tanıyıp tanımak dünyâyı sorgulamak zorunda değildir. Her insanın dümdüz yaşayıp gitme hakkı vardır.
∙
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!