La Boétie tiranın gücünün onun kendinden değil tabi toplumun rızasından geldiğini düşünüyordu ve kulluğun ilk nedeninin alışkanlık olduğunu, özgürlüğü hiç tatmamış olanın içine doğduğu düzeni doğal sandığını ekliyordu, bugün kimse bize düşünmeyi yasaklamıyor belki, çoğu coğrafyalarda hiçbir sansür kurulu hiçbir zorbalık düşünmemizi engellemiyor gibi geliyor, biz bıraktıkça boşalan yeri başka bir şey dolduruyor ve bu devir o kadar sessiz o kadar gönüllü gerçekleşiyor ki çoğu zaman bir şey kaybettiğimizi bile fark etmiyoruz zaten, düşünmeyi devretmenin doğal sayıldığı bir dünyada büyüyen biri için devredilecek bir şeyin olduğu bile şüpheli hale gelmiyor mu?
La Boétie tiranın gücünün onun kendinden değil tabi toplumun rızasından geldiğini düşünüyordu ve kulluğun ilk nedeninin alışkanlık olduğunu, özgürlüğü hiç tatmamış olanın içine doğduğu düzeni doğal sandığını ekliyordu, bugün kimse bize düşünmeyi yasaklamıyor belki, çoğu coğrafyalarda hiçbir sansür kurulu hiçbir zorbalık düşünmemizi engellemiyor gibi geliyor, biz bıraktıkça boşalan yeri başka bir şey dolduruyor ve bu devir o kadar sessiz o kadar gönüllü gerçekleşiyor ki çoğu zaman bir şey kaybettiğimizi bile fark etmiyoruz zaten, düşünmeyi devretmenin doğal sayıldığı bir dünyada büyüyen biri için devredilecek bir şeyin olduğu bile şüpheli hale gelmiyor mu?






