Bir sahil kasabasındayım,
Taze girdik ilkbahara,
Hiç kimse yok
Dinginlik hakim havaya.
Yürüdükçe bir karartı,
Onu fark ettiğimi anlayarak önüme geçiyor.
Sokağı aydınlatan sarı lamba,
Yüzüne bakınca gözüme sarı mızraklar saplıyor.
İnce, rahatsız edici ve düzinelerce.
Adımlarım hedefe yaklaştıkça,
Sesini duyuyorum,
Dalga ile karanın kesişiminde varlık bulan cemrenin.
Sıkılmadan, yorulmadan dönüşümüne tanık oluyorum.
Acı çekiyor mu acaba bu kısa süreçte,
Ovalara ve dağlara güç verirken,
İnsanların kibirleriyle karşılaşıyor mu mesela.
Hiç yanlış kişinin arsasına düştü mü?
Arasını açtı mı doğayla,
Gördü mü bizlerin tamahtsızlıklarını.
Bir görev zinciri vardı ne de olsa,
Döngüsünü tamamlayamadığı oldu mu?
Sizce Cemre bizlerin içerisine düşer mi?
Kokuşmuşluklarımızı döngüyle temizler mi?
Mesela bir papatya açtırabilir mi yüreklerimizde?
Yapabilir misin?
Buna ihtiyacı…






