Bugün konuşacağımız konu, çözülmemiş meselelerle yapılan barış.Çözülmemiş meselelerle yapılan barış deyince aklımıza ne geliyor? Birini affetmek mi? Ya da haklı olduğunuz hâlde bunu karşı tarafa kanıtlayamadığınız durumlar mı?Çoğumuz bunu yaşarız. Bir konuda haklı olduğumuzu biliriz ama sırf karşımızdaki insanı kaybetmemek için sorun çözülmüş gibi davranırız. Sanki ortada hiçbir problem yokmuş, yaşananlar bizi hiç incitmemiş gibi.Oysa bunu karşı tarafa anlatmak çoğu zaman zordur.Bir de şu gerçek var: Bazı insanları kaybetmemek için onlara anlayış gösterir, yaptıklarını görmezden gelir, hatta affederiz.Aslında bu, bazen insanın kendisine karşı yaptığı bir saygısızlıktır. Bunu kabul etmek gerekir. Ama çoğu zaman başka çaremiz olmadığını düşünürüz.Birini affetmeden onunla konuşamayacağımıza ya da affetmeden bize geri dönmeyeceğine inanırız.Oysa bazen karşımızdaki kişi bizi hiç önemsememiş gibi davranır; zamanla da gerçekten unutur.Çoğu zaman hatırlanan değil, unutulan taraf oluruz. Ve insan ister istemez şu soruyu sorar: “Bunu kim umursuyor?” Ne yazık ki çoğu zaman kimse.Bizim zihnimizi meşgul eden şeylerin, karşı taraf için hiçbir anlam taşımadığını fark etmek can yakar. Çünkü siz önem vermiş, anlatmaya çalışmışsınızdır; fakat anlaşılmamışsınızdır.Bu önemli midir? Evet, çoğu zaman önemlidir.Bu arada fark ettim ki konuşurken “çoğu zaman” ifadesini çok sık kullandım.Acaba bu da çözülmemiş bir alışkanlık mı?Hayır, sanırım değil. Sadece bu ifadeyi kullanmayı seviyorum. Ama bununla da özel olarak barışmış sayılmam.
-Beren DİZDAR


(CÜMLELERİN DÜZENLENMESİNDE AI KULLANILMIŞTIR)
heart
6 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!