Kitap çok ama çok fazla güzel konuyu alıyor ve burada anlatabileceğim kadar kısa değil elbette. Ama yine de çok hoşuma giden 3 konuya değinmek isterim

İlk olarak, kadın erkek ilişkilerinde asıl problemin, her tarafın kendi içinde mağdur psikolojisine girmesidir. Karşı tarafı anlamaktan, onun sorununa yardımcı olmaktan çok kişi kendini savunmaya ve acınası göstermeye başlar. Asıl tartışma o an çıkar. Suat ve Necibin bunu birbirlerine yaptığını kitabın sonlarına doğru görebiliriz

İkinci olarak, hepimiz kendi değerlerimizi ne pahasına olursa olsun savunuyoruz ama o değeri savunmanın bize zarar getirmeye başladığı andan itibaren ondan vazgeçeriz veya sırf kendimiz için görmezden geliriz. Buna örnek olarak Necip’in hayalindeki edepli kadının Suat olmasını ve Suadı edepsizliğe itecek bir davranış yapmasına sebebiyet vereceğini bilerek yine de onun aşkına sahip olmayı dilemesi verilebilir.

Üçüncü ve son olarak değineceğim şey, insanın sevdiği şeylerden kolayca vazgeçebilmesi ve istediği şeyi elde ettiği andan itibaren ondan daha da fazlasını arzulaması. Buna da örnek olarak Süreyya’nın çok büyük isteklerle kavuştuğu yalıdan bir süre sonra sıkılmasını ve Necip Bey’in başta tek mutluluğu Suad’ın varlığı iken daha sonra bu ona yetmemeye başlaması ve ona sahip olmayı dilemesi.

Kitabın sonu da özellikle beklemediğim bir şekilde geldi,Bence Necip’in Suad’ı Sürreyyadan daha çok sevdiğini sonda net bir biçimde görüyoruz. Süreyya mantıklı davranmış ama Necip kalbini dinlemiş. Aşk bazen mantığı değil, kalbi arar.
Okudumolarak işaretledi.
Eylül
Eylül
Mehmet Rauf
5/5 puan verdi
Bordo Siyah Yayınları · 375 sayfa
heart
13 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!