

Ve fark ettim: Ben de kurtlarla koşan bir kadınım.
Bu fark ediş bir güç gösterisi değildi; daha çok hatırlayıştı. İçgüdülerin geri dönüşü, bastırılan sesin yeniden konuşması, içsel doğanın sessiz ama kararlı ayağa kalkışı… İyi ki evriliyoruz dedirten o derin hissi yaşadım.
Uzun yıllar doğada, kurtlarla birlikte yaşamış bir psikanalist olan Clarissa Pinkola Estés, bu kitabıyla yalnızca anlatmıyor; uyandırıyor. Unutulmuş olanı çağırıyor, içimizde yabanıl kalan yeri nazik ama sarsıcı bir biçimde hatırlatıyor. Bu kitap, bir okuma deneyiminden çok, bir eşik gibi. Geçmeden önce durup kendine bakmanı istiyor.
“İnsanlar dibe vurmaktan korkarlar Bundan kötüsü olabilir mi diye sorarlar.
Kimse umut dahil her şeyini yitirmek istemez ama zaten her şeyi kaybetmişsek kaybedecek başka ne var ki?
İşte tam da böyle zamanlarda hayatınızda yeni bir şey ortaya çıkar. Hatta büyülü bir şeydir bu.”
Bu yüzden… Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı okumadan, kendinize veda etmeyin. Çünkü bazı kitaplar bitmez; insanın içinde yaşamaya devam eder.









