İnsan, şukürei zemin dediğimiz vücudu müteharrikin ruhudur denebilir. Zira ki kışrin haricinde her ne hareket görülüyorsa hep onun sayesinde zuhûr ediyor; tabiatın fevkinde ne eser müşahede olunuyorsa onun himmetiyle hâsıl oluyor.Kudretin kemaline iman ile secdeberi hayret ve ubudiyet olan odur; meşiyetin adil ve ihsanını idrak ile bu kanunu ezelîyi hariçte izhar etmeye çalışan odur; nefsinin maddiyât ve süfliyattan itilâsını keşif ile ef'alinde deniyyatı alâikten teberri ile zevahirine kıyas kabul etmiyecek surette ruhanî ve tecridî bir azamet göstermeye - velev nadiren olsun - muvaffakıyet hâsıl eden odur; dört bin sene evvel cari olmuş bir takım esbaba okuduğu veya gördüğü netayiçten ve dört yüz sene sonra zuhûr edebilecek bir çok netayice işittiği veya düşndüğü esbaptan istidlâl ile nev'inin vefat etmiş veya henüz hayat bulmamış ne kadar efradı var ise hemen cümlesiyle hemmeclis geçinebilecek surette - ve binaenaleyh eğer tabire itiraz olunmazsa lâyemutane bir halde - yaşayan odur.
















