Varoluşçu felsefi düşünceler, örtülü bir biçimde, örneğin "gizem" veya "hiç/hiçlik" gibi kavramlar yardımıyla, yarı-solipsist insan imgesi projeksiyonuyla bazen ölüm üzerine yoğunlaşır. Aynı şey "absürd tiyatro" için de geçerlidir. Onun temsilcileri de üstü kapalı olarak –bazen de açıkça– bir insan yaşamının, esas itibariyle yalnız bir hayata, dünyadan büsbütün yalıtılmış bir varlığa, kendine özgü bir anlama hatta önceden belirlenmiş bir anlam dünyasına sahip olması gerektiği ön koşulundan hareket ederler. Bu tür bir anlamı bulamayanlara ise insan varoluşu anlamsız görünür, kendilerini hayal kırıklığına uğramış hissederler; genellikle bu şekilde gerekçelendirilen insan yaşamının anlamsızlığı da onların tasavvurlarında her insanın ölmesi gerektiği bilgisiyle mühürlenir.
​Anlamsız ve yalıtılmış bir varlık olarak yaşadığı kanısındaki insanın aynen o şekilde öleceğinin düşünüleceğini herhalde anlayabiliriz. Fakat anlam kavramının bu şekilde ele alınması, ait olduğu insan imgesinden daha az yanıltıcı değildir.
heart
4 kişi
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!