sahip çıksın sara nöbetlerine üstümüze kitlenmiş olan
altından altı kazık çakılı havfımıza bel bağladıydık ya
altı eciş bücüş kazık yıllar yılı tahtakurularına teslim
ve dahi dümenden şeytan taşlamaların gösterimine memur
kafadan çeyrek ömür deri değiştirmekle geçti gitti
hayyami bir dalgalanma raks etti kaburga kemiğimde
görgümü yardığımda bana bahşedileni koruyabileyim diye
kınımda hazır ve nazır sarmal şekerlemem bekler beni
cürmünü gürüldetmeksizin belertir saklı afakanını
ah, benim, ardında, vadileri bırakmış, kılcal, heyulam
kuşanılmış bir bornozun aksülamelini kurtarıyor
kafasını kaldırmalı uzanımlı gezilerin peşi sıra
çünki sur içi sadece, sürçebiliyor sürçtüğünce erozyonu
aman diyorum kösnük gene sarkma uyandırma yosma uçlarımı
ki avcumla beslediğim steril günlerin hatrına
her ikindi vücudumun armağanı yumruları korlarken
dur durak bilmeyene tıpasız ve sürmesizce eriniyorum
düşünürüm neden gırboğuları evcilleştirmemişizdir hiç
babası öldükten sonra tesettüre giren kadınların ülkesinde
babası -gözünden bademler boşanarak- açar yırtmacını
unutulmak üzre bir panteonun tanrısı olmak üzre
güzelcene resmet sescil buz kesilmelerimi abuzamzak
uçmakdere nasıl da medikal kenar gürültüsüne namzet
derken, şafağında, danışıklı döğüşen sürüngen yalpalıyor
uzvumu şifahen ağı kokutuyor o umacı yavrusu
sinyalsizce yaladığı ense kökümüyse baharat
sobeliyordum kovalamaçta sabah yıldızını sobeleniyordum
avuç ayamda saklıyordum ışıklı ayakkabımdan kalma renkleri
bundandır belki kesif ellerimin yakin nasırlaşmaları






