Pencereden sızan öğlen güneşi ortamı ısıtmaya yetmezse de odadaki çıtır çıtır yanan sobanın sıcaklığı mutfağa kadar gelmişti. Radyosunu kocasının yaptığı ahşap taburenin üzerine yerleştirip, saçlarını başındaki tülbentle sıkıca arkaya bağladı. Tezgâhın üzerine koyduğu büyük bakır leğenin altına önce bir bez koydu ,bu bez hem çok sevdiği tezgahının çizilmesini önlüyor hem de leğeni sabit tutuyordu. dumanı tüten sıcak suyu odasındaki sobanın üzerindeki güğümün den alıp geldi . Suyun buharı ile hayal dünyasının kapıları artık onun için açılıyordu.çalan müziğin etkisi ile kâh neşeleniyor kâh duruluyordu. Bulaşıkları suyun içine daldırırken bir düşünceden diğerine akıyor bir bakmısın doğduğu köyde bir bakmışsın anasının kucağında buluyordu kendisini.bir yandan da radyoda çalan türküye eşlik ediyordu.
Sonra bir an durdu. tam karnının altında tarif edilemez bir kıpırtı hissetti. Yıkadığı tabağı yavaşça bıraktı ve titreyen sağ elini karnına götürdü ve öylece kala kaldı. Nefesini yavaşlatmış, tüm dikkatini o noktaya vermişti. Dünya o saniye onun için dönmeyi bıraktı. Bahçedeki kazların bağırışları, dışarıdan gelen kuş sesleri ,komşularının köpeği karabaşın sesi, radyosundan gelen müzik git gide uzaklaştı . sanki evrenin bir köşesinde kocaman bir hortum bütün sesleri çekmiş yok etmişti .
Saniyeler süren derin sessizliğin ardından, yüzünü sıcacık bir gülümseme kapladı. İçinde günden güne büyüyen küçük yavrusu…
Bir tekme… Ardından heyecanlı bir tekme daha…
Küçük ayakların kendince sert dokunuşları, onu şaşkına uğratmıştı.ilk defa bu kadar mucizevi bir şey hissetmişti. İlk defa anne oluyordu.

Derken ;
Tak tak tak. sesiyle bir anda irkildi.tarif edilemeyecek kadar çok güzel bir rüyadan uyanmış adeta.
Gelen ziyaretçi kapıya hızlı hızlı vurmaya , giden bütün sesler müthiş bir gürültüyle duyulmaya ve dünya yeniden dönmeye başladı .
heart
8 kişi
∙
    Bu gönderiye henüz yorum yapılmamış!