Birinci bölümde kız kalkıp giderken
"tekrar dönüp baktığımda" diyor ve kızı izliyor bize anlatıyor sonra hemen dönüp baktım diyor. ben okurken kaçırdım mı anlamadım mı bilmiyorum ama zaten hep kıza bakmıyor muydu? hemen dönüp baktığı kızı görebilmek için camdan dışarı mı? kız kapıda son kez dönüp baktıysa dışarı çıkmış olmalı ve diğer kızlarla da orada karşılaşmış olmalı sanırım.
Eve girip kendini yatağa bıraktığı yerde; “muhtemelen babam” ile başlayan odasını babasının aradığını ima ettiği bölüm ve daha sonra yemek ile ilgili “babam muhtemelen” bu bilerek mi yapıldı bilmiyorum. Ayrıca yatıyordu ama odanın dağınıklığından bahsettikten sonra karnını doyurmak için mutfağa girdim deyince sanki yatakta değil de oda kapısında odanın dağınıklığından bahsediyor. Belki yine bilerek “dinlemekten” denilmiş olabilir ama “şeyler izleyerek gözlerimin kapanmasını beklerken” izlerken daha iyi olmaz mı?
Sencer ve Abdullah arasındaki konuşmalarda “Sencer şu başlığı tutar mısın?” hani çok yakın olmasalar da Abdullah burada bu şekilde mi yoksa “Şu başlığı tutsana üzerime düşmesin” mi der bilemedim.
İkinci bölümde bankta oturdukları yerde kızın ayaklanıp koşar adım uzaklaştığını söylüyor ama devamı sanki banktan hiç ayrılmamışlar gibi. Kızın elindeki şişe bitince kendi elindekini veriyor ama eski şişe ne oldu. Sonra diğeri de bitince iki elini yüzüne kapattı dediğinde onların banktan uzakta ayakta olduklarını düşündüğümden elinde şişe vardı ama dedim ama sanırım sahneyi canlandıramadım burada.
3. bölümde Parkta ikinci kez oturduklarında “şarap şişesini dudaklarına dayayıp içti” cümlesinden sonra ileride aldığı “şarap şişesini açtı” geçiyor. Burada şarap şişesini mi yeni açıyor yoksa başka bir tane daha mı açıyor?
“Şarap şişesini kapatıp kenara koydu” sonra çantaya koyayım mı diye soruyor. Kalkmaya hazırlanırken çantaya konduğunu okuyucu mu anlayacak. Sadece bu yeni yazma konularını anlamıyorum. Hani her şeyi anlatmayın konusunu ben pek anlamadım, o nedenle bu yazım bilerek mi değil mi onu kavrayamıyorum ne yazık ki.
4. bölüm “bugün içki getiremedim” deyince sanki daha önce getirmiş gibi anlaşılıyor. Oysa o zamanlarda da gidip ikisi almıştı.
Çöpleri bile toplamadan arkasından gittim. Hızlı hızlı adımlıyor arkasına bile bakmıyordu, Kafasını çevirip omzunun üzerinden gülümsedi.
Cümle “Hızlı hızlı adımlıyor arkasına bile bakmıyordu. Çöpleri bile toplamadan arkasından gittim, kafasını çevirip omzunun üzerinden gülümsedi.” Şeklinde daha akıcı olur sanırım.
6. bölüm “araba stadyumdan…. göze çarpıyordu”
“Kalkıp gitmesi gereken misafirler veya odun çuvallarının yığılı olduğu duvarım dibinde ölüp çürümüş fare cesetlerinden farksızdım” misafirlerden? Sonra farelerden devam ediyor o nedenle bu cümlenin başını anlamadım.
“Gerçek evimize döndüğümüzde…” ev sanırım kızın evi.
7. bölüm “Ayla’ya söylememek için zor tuttum kendimi fakat vazgeçtim” kendimi zor tuttum derken zaten çok istese de söylemedi demek olmuyor mu? Vazgeçtim deyince arayıp söylemiş gibi.
“Okulu bitirmemiş olduğumu ona söylememiştim ve şimdi de çıkıp söylemek fazlasıyla yersiz olacaktı”
“Okulu bitirmemiştim ki ve bunu ona söylememiştim, şimdi de çıkıp söylemek fazlasıyla yersiz olacaktı”
“… önüne geçemeyişimin/geçemememin Ayla’yla arama…”
…nerede kiminle olduğunu bilme hakkım yok mu… bilme? Bilmeme?
Gerilmek için… gerinmek?
9. bölüm “…ÜzerinDe fingir fingir…” “üzerinde oturan arkadaşım” üzerinde fingir fingir böcek dolaşan küflü koltukta oturan…
Atatürk heykeli derken a bilerek mi küçük yazıldı?
11. Bölüm …dizilmiş yol taşlarını çiğniyor; hepsinin ifadesi birbirinin aynısı ve hepsi birbirinin aynısı adımlarla ilerliyor. Hepsi birbirinden habersiz bir bir kayboluyor ve bıraktıkları boşlukları yenileri dolduruyordu.
Bu saate artık ihtiyacım yoktu FAKAT içmem gerekiyordu. İhtiyacı yok neden fakatla cümle devam etmiş?
… bulabilirim umuduyla (nokta konmuş) koştur koştur…
Adam tezgahın altına eğilip düğmelere… bu cümle bana akmıyor gibi geldi.
“NE annem NE DE geçmişe dair en ufak bir parça görmek içimi bulandırıyordu.” Baştaki anne ve geçmişe dair bir şey ne ve ne de ile içini bulandırmıyormuş gibi.
Oturur oturmaz şişemi alıp tepesine dikti.
“İçtim de ayıp olmadı değil mi?” diye sordu dudaklarına sıkıştırdığı sigarayı harlarken.
Dudaklarına sıkıştırdığı sigarayı harlarken “İçtim de ayıp olmadı değil mi?” diye sordu.
“An önce” AZ önce
“Unutmadın mı?” “UnutmadıM mı?”
“Yalan söylemeYEyim…”
12. bölüm
…evde değildim. aç bıraktım onları. arada nokta sonrası küçük harf bilerek mi yapılan bir şey.
…hayat doluyordum. istemsizce sırıtıp kaldım. burada da nokta mı kullanılacak virgül mü?
13. bölüm
…atkıyla monta… (virgül gereksiz)
Üniversitede dinlenen hikayeyi anlamadım açıkcası. Kadın egemenliğinde yaşıyorlardı. Sonra damın biri öküzün tekinin çevresine çit çekti. Buna medeniyet dendi. Buradan konu vahşete geliyor?
Kuşlara vurduğu yer. Onlara vuruyor. Kahkaha atıyor ve kuşlar ona çarpıyor ama sonraki cümle bunun tekrarı gibi. Kahkaha atıyor, kuşlara vurmaya çalışıyor bir tanesine denk getiriyor?
Kavgayı ayıran Sencer’i çeken adam olarak düşünülürse kalabalığı gören polis kavgayı ayırmaz sanırım. “Toplanan kalabalığı görüp gelen polis memurları beni kenara çekip…”
14. bölüm
Konuşurlarken “benden mi şüpheleniyorsun” bana anlamsız geldi birden öyle sorması. Nedeni vardır belki. konuş artık dediğinde “anlamadım” olabilir ya da şaşkın bakması gibi. Konuşmaya çalıştığını, konuştuklarını söyler filan. En azından sorarken “Sen benden şüpheleniyor musun?” daha anlamlı geliyor. “Benden mi” denilince ortada zaten bir mevzu var gibi. Sonra “O gönderdi değil mi seni?” ile devam eder konuşma mesela.

















